Film aslında bir sahtekârın hikâyesini anlatıyor gibi görünse de arka planda çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor: Gerçek nedir? Bir ressam tabloyu taklit edebilir. Bir sahtekâr belgeyi taklit edebilir. Ama bazen devletler de gerçekliği taklit eder. Ve işte o…devamıFilm aslında bir sahtekârın hikâyesini anlatıyor gibi görünse de arka planda çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor:
Gerçek nedir? Bir ressam tabloyu taklit edebilir. Bir sahtekâr belgeyi taklit edebilir.
Ama bazen devletler de gerçekliği taklit eder. Ve işte o noktada tarih, sanat sahtekârlığından çok daha büyük bir sahtekârlığa dönüşebilir.
Filmi doğru anlamak için özellikle şu üç karakter netleşmeli. Toni’nin rolü: ideolojik biri değil, manipüle edilen bir zanaatkâr. Balbo’nun rolü: mafya; ama aynı zamanda devletin kirli operasyonlarında kullanılan taşeron. Il Sarto namı diğer Terzi'ni. rolü: görünmeyen ama tüm olayları yöneten “derin devlet” mekanizması.
Hikâye Roma’da sokak portreleri çizerek hayatını kazanan yetenekli ressam Toni ile başlar. Toni’nin hayatı, Donata ile tanıştığı gece değişir. Kulüpte çalan Rasputin, o dönemin eğlenceli atmosferini yansıtsa da hikâyenin gideceği yer oldukça karanlıktır.
Donata aynı gece Toni’yi Balbo ile tanıştırır. Balbo kendisini bir mücevherci olarak tanıtır. Donata’nın söylediği şu cümle aslında her şeyi özetler: “Kaynağını sormuyorum.” Balbo’nun mücevher ticareti aslında mafya faaliyetlerinin üzerini örten bir kılıftır. Toni o gece farkında olmadan çok önemli bir şeye tanık olur: Balbo’nun İtalyan istihbaratıyla yaptığı gizli görüşmeye.
Toni’nin hayatı bu noktadan sonra geri dönülmez bir şekilde değişir. Çünkü artık yalnızca mafya ile değil, devletin görünmeyen güçleriyle de temas halindedir. Filmin ilerleyen sahnelerinde Toni iki farklı dünyanın arasında sıkışır. Bir tarafta mafya vardır: Balbo ve adamları. Diğer tarafta radikal sol vardır: Toni’nin çocukluk arkadaşı Fabione.
Fabione Kızıl Tugaylar’a katılmıştır ve Toni’yi sert bir şekilde eleştirir: “Milleti öldürmek için tren bombalayan faşist yavşaklarla mı takılıyorsun?” Fabione ideolojik bir karakterdir. Balbo ise tam tersidir. Onun hiçbir siyasi görüşü yoktur. Onun için tek önemli şey güç ve paradır.
İşte film tam bu noktada gerçek yapıyı ortaya koyar. Balbo ve çetesi, Il Sarto (Terzi) adlı gizemli bir karakter aracılığıyla aslında devletin kirli operasyonlarında kullanılan bir araçtır. Il Sarto görünmeyen bir güçtür. Polisle, hakimlerle, istihbaratla bağlantıları vardır. Balbo’nun söylediği bir cümle bu durumu açıkça ortaya koyar: “Cebinde polis de var, hakim de var, avukat da.” Yani Balbo mafya olsa da aslında daha büyük bir mekanizmanın taşeronudur. Bu mekanizma, İtalya’yı sarsan Kidnapping of Aldo Moro olayında ortaya çıkar.
Başbakan Aldo Moro, Brigate Rosse yani Kızıl Tugaylar tarafından kaçırılır. Ancak film, bu olayın görünen yüzünün arkasında başka bir oyun olduğunu ima eder. Il Sarto, Toni’den Kızıl Tugaylar yazmış gibi görünen sahte bildiriler hazırlamasını ister. Amaç yalnızca propaganda değildir. Amaç, kamuoyunu yönlendirmektir. Devlet doğrudan müdahale etmek yerine mafyayı kullanır. Balbo’nun çetesi sahte belgeler üretir, mesajlar iletir ve olayın yönünü değiştirir.
Yani filmde asıl manipülasyon şu şekilde gerçekleşir: Devlet, Il Sarto, Mafya (Balbo) ve Sahtekâr (Toni) Bu zincirin en altındaki kişi Toni’dir. O yalnızca belgeleri kusursuz şekilde taklit edebilen bir zanaatkârdır.
Toni’nin hazırladığı sahte bildirilerden biri, Aldo Moro’nun öldüğünü ilan eder. Bir diğeri ise Papa’nın fidye ödemeye hazır olduğu mesajını içerir. Bu mesajlar kamuoyunu ve siyasi süreci manipüle eder.
Fakat Toni bu oyunun büyüklüğünü ancak köprüdeki sahnede anlar. Papaz ile yapılacak para takası sırasında Toni bir keskin nişancının hedefindedir. Takas son anda iptal edilir. Il Sarto operasyonu durdurur. Kısa süre sonra Aldo Moro’nun cesedi bulunur. Bu noktada Toni artık gerçeği görmüştür: O sadece bir sahtekâr değildir. Daha büyük bir sahtekârlığın parçasıdır. Oyun burada da bitmez.
Bundan sonrasi ağır Spoiler içerir.....
.
.
.
.
.
Balbo Il Sarto’ya karşı çıkınca arabasının frenleri kesilir ve ölür. Toni de cezasını alır: resim yapan parmakları kırılır.
Fabione kaçmaya çalışırken öldürülür. Ölmeden önce Toni’ye Aldo Moro’nun hatıratlarını verir ve şöyle der:
“Bu senin sigortan olacak.”
Toni belgeleri Don Vittorio’ya emanet eder. Ancak Il Sarto bu belgeleri ele geçirmek için Vittorio’yu tehdit eder.
Filmin başındaki cinayet sahnesi bu noktada yeniden anlam kazanır.
Başta Toni öldürülmüş gibi görünür. Ancak filmin sonunda aslında öldürülen kişinin Don Vittorio olduğu ortaya çıkar. Film Toni’nin Donata’nın yanına dönmesiyle biter.
Donata hamiledir ve ikisi doğacak çocuklarının kız mı erkek mi olacağını konuşurlar. Ama bu sahne bir mutluluk değil, bir ironi taşır. Çünkü Toni hayatta kalmıştır. Fakat artık gerçeğin ne olduğunu bilen bir adamdır. Ve o gerçeği değiştirecek gücü yoktur. Filmin asıl söylediği şey şu olabilir: Bazen tarihte gördüğümüz olaylar gerçektir. Ama o gerçeğin arkasındaki hikâye tamamen sahte olabilir. Ve bazen en büyük sahtekârlıklar, bir ressamın atölyesinde değil, devletlerin gölgelerinde yapılır.