Normal şartlarda cevabına "para" diyeceğim bir sorudur. Ama sayın Tolstoy cevabı üç ana konu üzerinden veriyor. Bu üç ana konu üzerinden ise, bize bazı ibretlik hikayeler sunuyor. Bunlar; "İnsana Ne Kadar Toprak Lazım", "İnsan Neyle Yaşar", "Bey Ve Uşağı". Bu…devamıNormal şartlarda cevabına "para" diyeceğim bir sorudur. Ama sayın Tolstoy cevabı üç ana konu üzerinden veriyor. Bu üç ana konu üzerinden ise, bize bazı ibretlik hikayeler sunuyor. Bunlar; "İnsana Ne Kadar Toprak Lazım", "İnsan Neyle Yaşar", "Bey Ve Uşağı". Bu hikayeleri o dönemin şartlarına göre incelersek ibretlik, çok anlamlı bulabiliyor insan. Lakin, günümüz şartlarında okunduğunda bende absürt ve peri masalı izlenimini uyandırdı. Bu kitap Tolstoy'un son dönemlerinde ele aldığı eserlerinden. Bu kitabında ise daha çok taşra hayatı, din, ailevi değerler ve insanın Tanrı'ya muhtaçlığı gibi konuları ele alıyor Tolstoy. Ama genel olarak "Her durum Tanrı sayesindedir" anlayışı ile ilerliyor kitap. Bu mesajları okuyucuya gözle görülür bir şekilde vermese bile, alt metinlerde (anlayabilen kişiye) kendini çokca gösteriyor. Örneğin;
"... Sevgi Tanrı'dandır ve seven herkes Tanrı'dan doğmuştur ve Tanrı'yı tanır. Sevmeyen kişi Tanrı'yı tanımış değildir; çünkü Tanrı sevgidir."
"Bir kişi annesi babası olmadan yaşayabilir, ama Tanrı olmadan yaşayamaz."
"Kim yüreğinde sevgi taşırsa Tanrı'ya yaklaşır; Tanrı da o kişinin yüreğindedir, çünkü sevgiyi yaratan da o'dur."
Tolstoy'un "Din Nedir" kitabını okuyan bir insan olarak, çok fazla çelişki ile karşılaştım. Bu da bize Tolstoy'un net şekilde, yıllar içinde değişen düşünce sistemini gösteriyor. Özellikle diğer bir eseri olan "İtiraflarım" kitabında geçen samimi konuları, bu eserinde de yoğun bir şekilde görüyoruz. Ama kitabı okurken özellikle, "Bey Ve Uşağı" bölümü nefesimi kesti. O kısımları okurken insan, "Bu nasıl bir anlatım şeklidir üstad" demeden geçemiyor. Genel olarak kısaca;
"Tanrı sevgidir ve içinde sevgiyi barındıran Tanrı'yı da barındırır"
-1YUHANNA 4:16
Fakat Tolstoy seviyesinde bir yazardan bu kadar sığ ve masalsı hikayeler beklemiyor insan. Yani, akşam uyuyama giderken küçük çocuğuna okumak için yazmış olduğu masallar gibi duruyor kitap. Lakin, "Bey Ve Uşağı" bölümden sonra özellikle "Surat Kahvehanesi" bölümü çok ilgimi çekti. Farklı farklı dini görüşe sahip olan bir sürü insan, bir tartışmaya katılır. Elbette herkes kendi Tanrı'sını savunur ve inandığı dinin doğru olduğunu iddia eder. Farklı bir Tanrı'ya inanan kişiler ise cahil ve kafir olarak nitelendirilir. Bu tartışmanın sonunda bir bilge gelir ve güneş örneğini vererek Tanrı'yı kendince açıklar. Bu bölümü, ister istemez baya gülerek okudum.