"Nedensiz, tuhaf bir sıkıntı, tuhaf bir yalnızlık içinde duyumsuyordum kendimi. Belki de birdenbire başladı. Ya da öteden beri vardı da böyle bir şey içimde, birdenbire ortaya çıkıverdi. Ama önemli mi? Nasıl olursa olsun, kendimi birden çok yalnız, çok duygulu, merhametli,…devamı"Nedensiz, tuhaf bir sıkıntı, tuhaf bir yalnızlık içinde duyumsuyordum kendimi. Belki de birdenbire başladı. Ya da öteden beri vardı da böyle bir şey içimde, birdenbire ortaya çıkıverdi. Ama önemli mi? Nasıl olursa olsun, kendimi birden çok yalnız, çok duygulu, merhametli, yardımsever olarak görüyorum. Başkalarının kötülüklerinin yerine kendimi geçiriyorum, herkesten, her şeyden sanki yalnız ben sorumluymuşum gibi bir sezgiye kapılıyorum ve büyük bir içtenlikle bu duyguma hak veriyorum."
"Güzeldi Sitare. Ne ki, birden anlaşılmıyordu güzelliği, dahası ilk bakışta sıradan biriydi.
...
Onunla konuştukça, onu tanımaya başladıkça kendine özgü güzelliğini keşfediyordunuz."
"Bazen küçük, önemsiz bir şeye bile dikkat edersiniz. Dikkatiniz onun öneminden ileri gelmez. Sizin o andaki durumunuz ona dikkat edecek bir hâldedir."
"Bence bir insanı tanımanın bir tek yolu vardır, onu bitmiş kabul etmek. Onu artık yaşamıyor saymak. İnsan ancak böyle bakınca onu olduğu gibi, tamamlanmış olarak görebilir."
"İnsanlar aslında birbirlerini tanımadıkları için severler, dedi, şaşırtıcı değil mi? Tanıdıktan sonra nefret ederler birbirlerinden...
Bazen de sevmeyle başka şeyleri karıştırırlar, dedi."
"Tutunmak istediği her şey sonunda bir sahtekârlık olarak görünmüş..."
●Kitap iki ana karakterin birbirinden bağımsız hikayesinden oluşuyor.
Birinci karakter kitaba adını veren Gül Yetiştiren Adam. Milli mücadeleye katılmış sonrasında ise verdiği bu mücadelenin hak ettiği değeri görmediğine inanan ve kendini yıllarca eve kapatan, dervişliğe yönelen bir adam, kendini gül yetiştirmeye adamıştır. 50 yıl sonra torununun ısrarı sonucu dışarı çıkmaya, insan içine karışmaya karar verir ve çıktığında her şeyin çok başka bir hal aldığını görür öyle ki bu değişimler ona çok uzaktır, bunları sindiremez ve yüksek sesle eleştirir.
İkinci karakter ise Sitare adındaki bir kadındır, Sitare tamamen bu zamanın insanı, kendinden yaşça büyük zengin biri ile evlenir ve tamamen keyfine göre yaşar ama aslında hiçbir şekilde mutlu ve huzurlu değildir.
İki karakterin birleşme noktaları bir gazete haberinde oluyor.
Özetle kitap batılılaşma sürecini ve bu sürece adapte olamayan, olduğunu zannedenlerin bile aslında olamadığını, bu durumda ortaya çıkan bunalımı, çaresizliği anlatır.
Rasim Özdenören'in ilk ve tek romanı olan bu kitap birbirinden güzel cümleler barındırıyor.