"Herkesi anlamak isterdim şu hayatta. Allah var herkesi anlamaya çalışıyorum da zaten. He bana soruyorlar: 'neden?' diye. Herkesin anlamı farklı çünkü. Herkesin maskesi farklı. Herkesin kılıfı farklı. Herkesin acıdığı şey farklı. Güldüğü, eğleniyor gibi gözüktüğü şeyler farklı. Kimine göre can…devamı"Herkesi anlamak isterdim şu hayatta. Allah var herkesi anlamaya çalışıyorum da zaten. He bana soruyorlar: 'neden?' diye. Herkesin anlamı farklı çünkü. Herkesin maskesi farklı. Herkesin kılıfı farklı. Herkesin acıdığı şey farklı. Güldüğü, eğleniyor gibi gözüktüğü şeyler farklı. Kimine göre can sıkıcı oluyor bir şey. Kimine göre olmak zorunda gibi hissettiriyor. Çünkü orada olmazsa, kendi türüne ihanet edecekmiş gibi geliyor ona. Ben de bunu düşünüyorum işte. Neden olmasın ki? Neden kendine bu soruyu sorduğu için hatalı olsun? Neden işe yaramaz olsun? Neden 'bir kesim' için olsun?
Bilmiyorum işte. Bilsem neden sorayım ki? İnsan bildiği şeyi sorunca deli olurum ben. Ya da öğrenmek istemese de öylesine sormak için sorulan sorular. Ah onlar yok mu? İçimdeki bütün hayat enerjisini alıp soğuruyor adeta. İlkine döneceksek, neden sormayayım? Her zaman, bu acaba ne amaçla söyledi? Böyle bir şey yaptı ama neden yaptı? Arkasında ne var? Kafasından ne geçti? Bunu yaptı bakalım şimdi ne yapacak? Sorularını soranlar olacaktır zaten. Çevremizde onlardan çok var.
Ben de dedim ki biraz farklı soralım. Ne de olsa soru soranı en fazla dokuz köyden kovuyorlar. İşte bu soruları sormak için bilmek istiyorum onları. Çünkü onları bilmezsem onlara soramam. Bu genelde yanlış anlaşılır. Biriyle ilgili bir şey bilmek istiyorsan soru sormalısın der herkes. Benim görüşüme göre birini bilmezsen ona soramazsın. Sorduğun en mantıklı soru, yarışma programında vereceği cevaplar kadardır ya da. Fakat dedim ya! Ben bunu yapacak insan çok tanıyorum zaten. Ne gerek var bir tanesine daha!
Bu kadar soru, soru, soru... Sonuç ne yani diyecekler çıkar kesin.
Benim cümlelerim de böyledir işte. Sizi alır bir yerden başlatır, merak edersiniz. Sonra öyle başka yerlere yelken açar ki o cümleler, siz ne amaçlı yolculuğa çıktığınızı unutursunuz. Çoğu zaman da mürettebat, yani bu cümlelere bakanlar sıkılır, bunalır. Ancak en güzel yanı bu değil tabi. Burası üzücü kısmı.
Güzel kısmı ise, herkesi anlamak isteyecek kadar saçma istekleri olsa da, o kişiyi, tıpkı o kişinin yaptığı gibi merak ediyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki bunu bize neden anlatıyorsun? Sıkça söylediğim gibi, bu soruları soran insan çok. Bence doğru sorular sorduğunuzda, o kadar da karmaşık bir şey görmeyeceksiniz. Çünkü bu yol, benim gözüktüğü kadar, her birinizin yolu.
Bu, insanın yoludur."
-Adı Olmayan Kitap,
Esat Burak KÖPRÜLÜ.