Dan Levy ve Rachel Sennott'un zihninden fırlayan bu Netflix dizisi, sadece sıradan bir suç komedisi değil; aynı zamanda insanın kendi kazdığı kuyuya ne kadar zarif (ve komik) bir şekilde düşebileceğinin de kanıtı. Rahip kıyafetleri içindeki Nicky (Dan Levy), sivri dilli…devamıDan Levy ve Rachel Sennott'un zihninden fırlayan bu Netflix dizisi, sadece sıradan bir suç komedisi değil; aynı zamanda insanın kendi kazdığı kuyuya ne kadar zarif (ve komik) bir şekilde düşebileceğinin de kanıtı. Rahip kıyafetleri içindeki Nicky (Dan Levy), sivri dilli kız kardeşi Morgan (Taylor Ortega), baskıcı anneleri Linda (efsanevi Laurie Metcalf) ve dizide harika bir performans sergileyen Boran Kuzum ile bu yapım; felsefi buhranları, edebi arketipleri ve sinematografik tezatları tek bir potada, üstelik kahkaha attırarak eritiyor.
Felsefi boyutuna baktığımızda dizi, "kötü kararların absürtlüğü" ve "ahlaki esneklik" üzerine inanılmaz eğlenceli bir varoluşsal kriz sunuyor. Gizli bir aşk yaşayan bir rahibin ve onun hırsızlığa meyilli kız kardeşinin, ölmek üzere olan büyükannelerine ("nonna") sahte zannettikleri ama aslında gerçek olan bir elmas kolyeyi çalmak gibi son derece "masum" bir niyetle yola çıkıp organize suç örgütlerinin hedefine oturması, harika bir ironi barındırıyor. Dizi bize hayatın o büyük sorularını ("İyilik nedir?", "Kötülük nedir?", "Hayatta kalmak için ne kadar yalan söyleyebilirsiniz?") karakterlerin birbirlerine laf soktuğu panik anlarında gizlice soruyor. Klasik ahlak felsefesi, Nicky'nin rahip yakalığı ve mafya kurşunları arasında adeta bir durum komedisine dönüşüyor. Karakterlerimiz kelimenin tam anlamıyla başarısız olarak zirveye, ya da daha doğrusu belanın tam merkezine tırmanıyorlar.
Edebi açıdan değerlendirdiğimizde ise *Big Mistakes*, klasik "işlevsiz aile" (dysfunctional family) arketipini alıp modern ve tempolu bir suç destanına çeviriyor. Metin; kardeş rekabetinin, ebeveyn beklentilerinin ve o bitmek bilmeyen çocukluk travmalarının yeraltı dünyasının tehlikeleriyle nasıl iç içe geçebileceğini zekice işliyor. Aile içi diyaloglar o kadar keskin ve gerçekçi ki, mafyadan kaçarken bile annelerinin belediye başkanı olma hayallerine veya saçma sapan bir talebine cevap vermek zorunda kalan kardeşlerin dinamiği, edebi metni bir tiyatro oyunu kadar doyurucu kılıyor. Karakterlerin yolculuğu klasik trajikomedi yapısını takip etse de, trajedi kısmı yerini sürekli bir "rezil olma" hissine bırakıyor. Dan Levy'nin o meşhur sivri zekalı kaleminden çıkan diyaloglar, yetişkin kardeşlerin bir araya geldiklerinde anında çocukluklarındaki o huysuz ve bencil hallerine dönmelerini (psikolojik gerilemeyi) edebi bir şölene dönüştürüyor.
Sinematografik ve görsel olarak dizi, sıradanlığın ve yüksek tansiyonlu suç dünyasının muazzam bir tezatından besleniyor. afişte de gördüğümüz gibi; Nicky'nin o ciddi, uhrevi yeşil rahip cübbesiyle bir suç geriliminin ortasında şaşkın ve endişeli bir şekilde etrafa bakması, dizinin görsel mizah tonunu anında belirliyor. Yönetmenlik, New Jersey'nin sıradan küçük kasaba estetiğini, kilisenin veya hırdavat dükkanının donuk, tanıdık ışıklarını, bir anda mafya filmlerinin o karanlık, gölgeli ve gerilimli renk paletiyle çarpıştırıyor. Kameranın panik anlarında karakterlerin yüzündeki o "Biz az önce ne yaptık?" ifadesini dondurma ve yakalama şekli, görsel dili inanılmaz dinamik kılıyor. Dizi, hem bir aile sitcom'unun o tanıdık sıcaklığını hem de bir suç filminin tekinsizliğini aynı kadrajda, karakterlerin o tatlı çaresizliği üzerinden yansıtmayı harika başarıyor.
Kısacası *Big Mistakes*, adının aksine son dönemin en "doğru" ve eğlenceli işlerinden biri. Hayatın ne kadar kontrolden çıkabileceğini, ailenizin sizi hem delirtip hem de bir şekilde nasıl hayatta tutabileceğini anlatan; felsefesiyle düşündüren, edebi dokusuyla doyuran ve sinematografisiyle göz dolduran şahane bir komedi.