"İnsan gibi böyle bir güçsüz yaratık bu yabancı ve gayrı insani dünyada arzularını hiç leke sürülmeden nasıl saklayabilir?" -13 "Eğer biz yaratılışın kazara oluşmuş bir ürününden başka bir şey değilsek ve denetimimiz dışındaki sayısız gücün oyununda bir piyondan ibaretsek, nasıl…devamı"İnsan gibi böyle bir güçsüz yaratık bu yabancı ve gayrı insani dünyada arzularını hiç leke sürülmeden nasıl saklayabilir?" -13
"Eğer biz yaratılışın kazara oluşmuş bir ürününden başka bir şey değilsek ve denetimimiz dışındaki sayısız gücün oyununda bir piyondan ibaretsek, nasıl olur da hem kendimiz hem de ötekiler için anlamlı bir sorumluluk taşıyabiliriz?"
"Geçici varoluşumuz ve boş amaçlarımızla altbenimizin dinamiği ya da genlerimizin gizli emelleri, sınıf mücadelesi ve tarih tarafından fırlatılmış olan bizler nasıl olur da herhangi bir şeyden sorumlu tutulabiliriz?" -sayfa 13
"Gerçek, bizim ona bakışımıza bağlı oluşur." -sayfa 41
"Biz etrafımızdaki her şeyden farklıyız ve acımasızca yalnızız." -sayfa 47
"Modern insanın ruhu daha fazlası için, kendi ötesinde bir duygu ve evreni evimiz gibi hissetme anlayışı nedeniyle feryat ederken aklımız ya da deneyimlerimizden daha iyi anlamlar çıkarmayı ısrarla istemektedir. Bilinç deneyimin aslıdır ve bilince hesap veremeyen bir felsefe ya da bilim dalı mutlaka tamamlanmamış, yarım kalmış bir felsefe ya da bilim dalıdır."
"Ya insan biricik değilse? Ya, tüm bunlara rağmen, bilinçli oluşumuzu evrendeki diğer şeyler ve yaratıklarla, belki de evrenin kendisiyle paylaşıyorsak?" -sayfa 48
"Tanrı, gece ve güneş, kış ve yaz, savaş ve barış, bolluk ve açlıktır; fakat o değişik şekillere girer, tıpkı ateş gibi hangi baharatla karışsa onun tadına göre ad alır... İnsan kendi içindeki çeşitliliğin farkında değildir. -Heraklitos" -sayfa 52
"Çoğumuz her ne kadar akılcı düşünmeyle donanmış olsak da zihinlerimiz (ya da ruhlarımız) ve bedenlerimizin nedense özde ayrı olduğunu hissederiz. Kendimizi bir bedene sahip ya da onun içinde bir benlik olarak deneyleriz. Kendimizi çok özel, derinden bir yerde, elle tutulamayan, dış dünyayı gözetleyen ve bedenin sınırları içindeki kapasite ve özgürlüğümüzden memnun bir şey olarak hissederiz."
...
"Sokrates, 'Biz bedenimizle uğraştıkça ve ruhumuzu bu kusursuzlukla kirletmeye devam ettikçe, hakikatin yolunu asla bulamayız" Diye şikayet etmiştir. 'Bedenimiz bizi aşkla, arzuyla, korkuyla ve her çeşit aslı olmayan zevk ve bir sürü saçmalıkla doldurur ve sonuç olarak hiçbir şey düşünecek halimiz kalmaz." -sayfa 93
"Zihinlerimiz aynı anda hem her yerde hem hiçbir yerde bulunan, herhangi bir fiziksel ölçümün tesir etmediği özel varlıklardır." -sayfa 94
"İşte ben buradayım, bedenim bir zamanlar yıldız tozu olan elementlerden yapılmış, bunlar evrenin uzak köşelerinden gelip bende can bulmuşlar. Ortaya çıkan model benzersiz ben olmasına rağmen, ruhum ancak böyle hayret verici kökenlerin devasalığı içinde nefes alabilir, fakat ben olduğumu düşündüğüm "ben" kimdir ya da nedir?
Şu an, eğer tüm dikkatimi kendime verirsem, kendimin bir kişi olarak varolduğunu hissederim; kendisine "benim" demenin doğru olduğuna inandığım bir şeyin varlığı kesindir. Bu şeyin kendi görüşü, kendi projeleri, kendi ilişkileri vardır. Ancak bu kadar emin olmakta haklı mıyım yoksa, Budistlerin "benlik yanılsaması" diye tanımladıkları gibi ben de bir yanılsama kurbanı mıyım? Dünyada gerçekten "ben" diye bir şey var mı? Eğer gerçekten varsam, benim ne kadarıma "benim" demem doğru olur? Nerede başlayıp nerede bitiyorum?" -sayfa 108
"Çelişkide olan insanlar -belli ölçüde hepimiz böyleyizdir- zayıf bütünleşmiş alt-benliklere (çocukluk acısı kümeleri, olgunlaşmamışlık kümeleri, farklı yönlerde gelişmiş kişilik kümeleri) sahiptirler ve bu insanların ana kişiliklerini (en yüksek birlikleri) besleyen enerji daha bütünleşmiş insanlarınkinden daha azdır. Bir uçta zihinsel enerjilerinin çok sayıda alt-benlik tarafından kullanılması nedeniyle tek bir benlik olarak işleyemeyen; diğer uçta da tutarlılığın zirvesindeki karizmatik insanların kendilerini bir türlü toparlayamamaları yüzünden psikiyatrik yardıma ihtiyaçları vardır." -sayfa 118
"Her gün beynimdeki binlerce nöron ve bedenimdeki binlerce hücre ölüyor ve yerine aynı türden başkaları geçiyor. Fakat "ben" devam ediyorum. Aynı şekilde, şimdi varolan "ben" kısmen dün "ben" olan dokudan örüldüyse de, o içinde dünkü "ben"in yeniden beden bulduğu evrimleşmiş kişidir. Çocukluk benliğim çocukluğumdaki gibi varlığını sürdüremez, ancak kısmen içimde yaşar, kısmen beni ben yapar ve kısmen benim aracılığımla kendi büyümesini sürdürür (Ben kendi içimdeki çocuğun annesiyim)." -sayfa 154
"Bizler hepimiz daha büyük bir birlik içinde birer bireyiz. Bu birlik her birimizi bir diğerine göre tanımlar ve her birimize sonsuzluk içinde bir yer verir." -sayfa 156
"Benlik tamamıyla kendi başına bırakıldı ve beslenmek üzere kendisinden başka hiçbir anlam, hakikat ve değer kaynağı olmaksızın varolmak durumunda kaldı." -sayfa 163
"Eğer herhangi bağımı koparırsam sadece bağımı kopardığım kişiyi değil, kendimi de yaralarım. Koparılan bir bağ, o bağ tarafından tanımlanmış bir ilişkiden geri çekilmelidir ve bu durumda ben de kendimden bir parça yitiririm." -sayfa 172
"Ben kendi değerlerimin yaratıcısı ve kendi vicdanımın bekçisiyim." -sayfa 175
"Ne yaparsam yapayım, ne seçersem seçeyim eğer sonunda her şey toprak olacaksa ne fark eder? Herhangi bir özgürlüğüm varsa eğer, o da zaten anlamdan yoksundur." -sayfa 182
"Fakat biz, yaşam ve özgürlük gerçekten korkunç olmak zorunda mı; sorumluluğunu taşımak durumunda olduğumuz ve görünüşte kimseye yanıt vermeyen benlik dünyasından doğan o muhteşem seçimle bu kadar yüklü olmak zorunda mı, diye feryat etmek isteriz. Özgürlüğümü kontrol etmenin, onu biraz olsun dizginlemenin bir yolu yok mu?" -sayfa 191
"Ben dünyadan sorumluyum, çünkü bu dünyanın oluşmasına yardımcı oluyorum." -sayfa 209
"Kuantum sistemler şiire benzerler; daima anlaşılmaz anlamlara gebedirler, daima zihinde yeni uyanışlara ve yorumlara açıktırlar." -sayfa 223
"Bizler, belki şimdiye dek hiç istemediğimiz kadar, kendimizi ve dünyamızı anlamak, evrenin tarihini ve bizim onun içindeki yerimizi bilmek, nasıl davranmamız ve hangi amaçlar için savaşmamız gerektiğine dair tutarlı bir tablo çizmek, neyin değerli olup neyin olmadığını bilmek istiyoruz. Fakat bu soruların yanıtlarını giderek daha çok bilimde arıyoruz. Bilimin bunlara herhangi bir yanıtı olamayınca kendimizi kaybolmuş gibi hissediyoruz." -sayfa 232
"Eğer kendi karmaşık zihniyetimizin doğasını, dinamiğini ve onun daha geniş şeyler planındaki yerini anlamak istiyorsak, onun bu daha basit ve temel biçimlerdeki köklerini ve onların maddi dünyayla aralarındaki diyaloğu görmemiz gerekir." -sayfa 234
"Çocuk, dünyasını tam olarak bir araya getiremeyebilir; adam da yaşamının anlamını birçok sözcükle ifade edemeyebilir. Dünya görüşü, çoğumuz için yaşanan bir hakikattir, pek takdir edemediğimiz ve pek ender tanımladığımız bir şeydir. Hatta, bunu yapmaya ancak eğer bir şeyler yolunda gitmezse, dünya görüşümüzün yetersiz kaldığı ya da değiştiği noktada yöneliriz. Ancak o zaman bunun bilincine varırız.
En kişisel düzeyde, dünya görüşü, yaşamı boydan boya kaplayan, görünürde apayrı parçaları bir araya getirip onları tutarlı bir bütünde toplayan bir bağdır. Almış olduğumuz kararların veya eylemlerimizin bir anlamı olup olmadığı konusunda belli bir modeli hissederek izleriz."
...
"Her birimiz birey olarak kendimizin başkalarının eylemleri, ilgileri ve beklentileriyle nasıl bir bağ içinde olduğumuzu sorgularız. Sevdiğimiz birine bakıp onun özlemleriyle aramızdaki bağı görürüz, bir arma, bir bayrak ya da bir tablo gördüğümüzde, bir ilahi, bir milli marş ya da bir müzik duyduğumuzda kendimizde bir çeşit tepki uyandığını hissederiz. Bunları kendimize mal ederiz, çünkü bunlar bizim ne olduğumuzu ifade ederler." -sayfa 246-247
"İnsanların daha tutarlı bir dünya tanımına, kendileri ve evren hakkında birleştirici bir açıklamaya ve davranış biçimleri için birleştirici bir temele ihtiyaçları var."
...
"Ben, kendi alt-benliklerimle olan ilişkilerimden (geçmişim ve geleceğim), başkalarıyla olan ilişkilerimden ve en geniş anlamda tüm dünyayla olan ilişkilerimden oluşurum." "Sayfa 251
"Ben, benim, kendime özgüyüm. Çünkü ben tamamıyla ilişkilerimin özgün bir deseniyim ve kendimi bu ilişkilerden ayıramam." -sayfa 252