Spoiler içeriyor
Son zamanlarda gerçek hayat hikayeleri izlemek ekstra hoşuma gidiyor ve bu da biyografi türünde olduğu için "Amaan izle artık, listende çürüdü Beyza!" diyerek boş bulunduğum bir ara izlemiş olduğum bir film. Gerçek adı Ford v Ferrari olan ama dilimize ne…devamıSon zamanlarda gerçek hayat hikayeleri izlemek ekstra hoşuma gidiyor ve bu da biyografi türünde olduğu için "Amaan izle artık, listende çürüdü Beyza!" diyerek boş bulunduğum bir ara izlemiş olduğum bir film.
Gerçek adı Ford v Ferrari olan ama dilimize ne alakaysa "Asfaltın Kralları" olarak geçen bu film bir filmdir deyip yorumuma başlayayım hahsjkf
Asfaltın Kralları denilmesinin nedeni ne hiç bilmiyorum ama ben izlemeden önce Ferrari ile Ford'un karşılıklı rekabetini göreceğim sanıyordum lakin sadece Ford'un yükselişini, Ferrari'nin hiçbir şey yapmadan yarışlara gidip gelmesini seyretmişiz gibi hissettim.
Bu filmde Ford'un Ferrari'ye karşı yükselişinin yanı sıra arka planını da görüyoruz diyebiliriz. Yani her sektörde bir kurtlar sofrası olduğunu biliyordum ama bu şekilde izlemek tuhaf hissettirdi. Rahatsız oldum, sanki orada emeği görünmeyen benmişim gibi hissettim.
Gerçi Shelby'nin çabaları olmasaydı Ken Miles'i hiç göremeyecektik, tanımayacaktık ya da Ford'un adını bile duymayacaktık bilemiyorum.
Vazgeçtim yine duyardık yaa. Le mans yarışlarında olmasa da başka bir şeyde duyardık muhtemelen. Kurtlar sofrasını hafife almamak gerekiyor.
Öğrendiğime göre Le Mans yarışları 1923 yılından beri her yıl Fransa'da gerçekleştirilen 24 saat boyunca gece-gündüz, hava koşulları, yağmur, sis fark etmeksizin bir sürücünün en uzun yolu kat etmesine dayanan bir yarış sistemi.
Bu yarışı 1960 yılından itibaren üst üste kazanan Ferrari'yi, Ford'un sahibi satın almak istiyor fakat Enzo Ferrari markayı satmak bir yana 2. Henry'e de hakaret üstüne hakaret edip teklifi geri çeviriyor. Durum böyle olunca da Ford'un gözünü hırs bürüyor ve Le Mans yarışlarında Ferrari'yi alt edebilecek bir araç tasarlamaya çalışıyor.
Bunun için de Carroll Shelby ile anlaşmaya varıyor. Carroll Shelby de zamanında yarışlara katılan bir yarış pilotuydu fakat kalp hastalığından dolayı pisti terk etmek zorunda kalmış olsa da tüm ilgisini araba tasarlamaya ve mühendisliğe yöneltmişti.
Shelby, arkadaşı Ken Miles'e bu işte ortak olmayı teklif ediyor. Ken Miles de ilk başta kabul etmese de hayatındaki gelişmeleri göz önüne alarak bir şekilde bu işe ortak oluyor neysee.
Bu ikili bir yarış arabası tasarlıyor ve yarışta da sürücü koltuğuna Ken Miles'in geçeceğini düşünüyorlar çünkü o da hem arbaların ruhundan çok iyi anlıyor hem de yarış pilotlu olarak çok iyi bir seçenek fakat iş yöneticiler kısmında biraz farklı ilerliyor. Miles biraz asabi bir karakter olduğu için onları iyi temsil edemeyeceklerini düşünüyorlar ve onun yerine bir başkasını gönderiyorlar. Miles'ın yarışı radyodan takip ettiği kısım biraz üzücüydü yaa 😢
Neyse ki yarışı kazanamıyorlar.
Bu sefer nerede hata yaptıklarını gözden geçirip yarış arabasını son hale getiriyorlar Shelby'nin de çabalarıyla (2. Henry'i yarış arabasına bindirip o hızı tattırarak korkutmak gibi) Ken Miles'in yarışmasına izin veriyorlar.
Yalnız 2. Henry'nin verdiği tepki o kadar gerçekçiydi ki aynı şeyi ben yaşasaydım nasıl olurdu diye düşündüm ağlamaktan daha büyük tepki verirdim herhalde. Ama o hızı deneyimlemek isterdim.
...
Neyse büyük gün geliyor Le Mans yarışları için Fransa'ya gidiyorlar. Yarış başlıyor ve yarışın ortasında motor arıza veriyor ve motoru değiştirme fikrini öne sürüyorlar çünkü yayınadıkları kılavuzda motor değiştirilemez diye bir madde bulunmuyor ama bunu kabul etmeyen Enzo Ferrari, aynı şey kendi yarış arabalarının başına gelince kabul etmek zorunda kalıyor.
Bu arada Ken Miles diğer arabaları geçmiş ve kendi rekorunu kırarak iyi bir yol kat etmişti istese birinci olurdu fakat yöneticilerden kanı bozuk olanlar üç Ford arabasının da aynı anda bitiş çizgisine yönelmesinin daha iyi bir reklam olduğunu ve "Bakın biz Ferrari'yi ezdik" mesajını vereceğini düşünerek ondan bunu yapmasını istemişti ve Miles ilk başta bu duruma karşı olsa da son anda fikri kabul etti. Üç Ford arabası aynı anda birinciliği kazandı. Buraya kadar her şey normaldi hatta ben de duygulanacak seviyeye gelmiştim fakaat birincilerden biri start çizgisine daha geride başladığını bildirerek aslında en uzun yolu kat edenin o olduğunu belirtti ve yarışı kazandı. Bu kişi de Bruce McLaren oldu.
Yani Ken Miles'in hakkı biraz yenmiş oldu hatta biraz değil bayağı yendi. Haksızlığı da bavula koyup evine gönderdiler resmen.
Zaten yarıştan birkaç yıl sonra da yine bir aracı test ederken kaza edip orada vefat etti.
Ben bunu izlerken acaba kimlerin emekleri böyle bir hiç uğruna görmezden geliniyor diye düşünmüştüm. Bunlar yine görülüp anlatılıyor bir de görülmeyenler var. Çok üzücü..
...
Film gayet güzeldi beğendim. Oyuncuları ayrı yarış sahnelerini ayrı hikayeyi ayrı beğendim yani biyografik türde filmler izlemeyi seviyorsanız tavsiye edilir.
Bu arada Ford'dan nefret ettim yani ilerde bir gün arabam olursa Ford seni eledim bunu bil.