Beni tüm çıplak gerçekleriyle başbaşa bırakan bu kitap için hem yazılacak çok şey var hem de her şey o kadar ortadaki hiçbir şey yok. DAÇ'ı bitirdikten ve gündemimizi meşgul eden e*st**n dosyalarından sonra Çiçek'in hayata karşı yaşadıklarından ötürü hissizleşmesini ve…devamıBeni tüm çıplak gerçekleriyle başbaşa bırakan bu kitap için hem yazılacak çok şey var hem de her şey o kadar ortadaki hiçbir şey yok. DAÇ'ı bitirdikten ve gündemimizi meşgul eden e*st**n dosyalarından sonra Çiçek'in hayata karşı yaşadıklarından ötürü hissizleşmesini ve umut tohumlarını kalbine ekmek istememesini daha iyi anladığım bir yerdeyim. Zaten daha azı anlanamazdı.
N.G. Kabal'ı ve kalemini gerçekten çok seviyorum, kitapları basılmaya başlamadan önce Wattpad döneminden beri takip ettiğim bir yazar, orada okuduğum ilk yazarlardan diyebilirim. Gençlik Serüveni'ndeki kitapları, görece genç yaştaki okurlara hayattan olayların alt metnini çıkarmaları için yazdığını düşündüğüm ancak kitapların zamansızlığının yaşla ilgili olmadığını da gördüğümüz bir dizi.
Neresinden başlasam bilemiyorum.
Çiçek, yıllar sonra bulduğu ikiz kardeşi Dolunay'ın yerine geçerek, onun yapacağı aile planlaması olan evliliği yapıp, mücevher tasarımcısı Ayza ile evleniyor ve her şey burada başlıyor. Yoksul kesimin her gün bir sonraki gün için çalışması elmecbur kızıyla, zengin kesimin her günü aynı bollukta hayatın amacını çok düşünmeden yaşayan oğlanının, hayat felsefeleri buluşuyor. Konusuna baktığınız zaman sıradan gelebilir ama ne derler bilirsiniz, hiçbir sıradanlık sizin tarafınızdan anlatılmamıştır. Kabal da kendi tarafından sıradanlığını anlatmış.
Çiçek ilk baştaki her şeye sırtını dönmüş tavrını, arkadaş ilişkilerindeki kopukluklarını, Ayza'nın arkadaşları arasındaki yakınlık ile fark eder. Çabalandığında gerçekten arkadaş olunabileceğinden ama aynı zamanda çabasıyla hüsrana uğrayacağından da emin. Çünkü yaptığı tüm iyiliklerin bedelini zaten ödemiştir.
Çiçek, acıları yarıştırmamak gerektiğinin o acılarla ayağa kalkmak ile olacağını da bilir. Uygulamaya gelince ise yine sadece kendi daha büyük acısını düşünür. Gerçekten kendisi için denenecek, sevecek, sevilecek, seçim yapılacak ve ardından gelecek mutluluğun olabileceğini fark eder ama yazgı buna izin verecek midir?
Buradan sonrasını artık sizin öğrenmeniz gerekiyor, diye düşünüyorum.
Bütün bu kitap hakkında anlattıklarım dışında biraz kurguya değinmek istiyorum. Öncelikle kitabın ilk başlarında Ayza'nın arkadaşı Uygur'un Çiçek'e yönelik davranışlarının çok gözüme battığını söylemeliyim. Ayrıca Ayza'ya da garezi varmış, sanki yakın arkadaş değillermiş gibi hareketleri çok rahatsız etti. Ayza, onun bu davranışlarını Çiçek'e açıklarken Uygur işte, deyip geçtiğini detayına inilmediğini görüyorum. Sanki gerçekten bir şey varmış da kitapta anlatılmamış bırakıldı gibi düşünüyorum. Yoktuysa da işlenme şekli karakteri ne kadar önemsiz olsa bile havada bıraktı bence.
İkinci bir aklıma takılan kısım Çiçek'in Ayza ile olan evliliğinde sürekli Ayza'nın yaşadıklarını bilerek mi onunla evlendin, Austine ile olanları biliyor musun diye sorgulanmasıydı. Ayza'nın geçmişinin bu parçasıyla ilgili detaylı biçimde hiçbir şey öğrenemediğimizi düşünüyorum Çiçek'in hikayesi kadar. Sonuca baktığımızda Çiçek'in hikayesi zaten ve onun karakter bencilliğini bir yönden yansıtmak için mi Ayza bu konuda arka planda kaldı, bilemiyorum.
Ama hayır, Austine ile olanları bilmiyorum.
Bir üçüncü detay kitabın sonu. Burada bence birçoğumuzun tatmin olmadığını düşünüyorum. Yani zaten tatmin etmeye yönelik yazılmış bir son da değildi zaten fakat olay yaşandıktan sonra karaktere olanlar; gerçekliği düşündüğümüzde aslında böyle olmayabilirdi. O kısmı biraz mantıksız bulduğumu söylemeliyim. Yine de yazarın neden böyle bir son tercih ettiğini anlıyorum.
Bu arada Ayza gerçekten ay gibi, pırlanta gibi mücevher bir karakter. Çiçek'i hayata döndürmeye yönelik uğraşı birine kalp masajı yapmaktan farksızdı. Çiçek'in ona yaptığı gibi bir nevi... Çiçek'i sürekli konuşturmaya, en sevdiğin bir şeyler olmalı diye seçim yapmaya zorlaması gerçekten çok güzeldi. Çok güzel ilişki kurmaya çalıştı ve emin olsun başarılı oldu. Gerçekten öyle destekçi bir erkek kim istemez?
Düşüncelerime burada son veriyorum ve sevdiğim birkaç alıntıyı bırakmak istiyorum.
"Masalların detaylarını hiçbir zaman unutmuyor. Oz Büyücüsü onun için çok değerli çünkü çocukluğuyla ilgili bildiği tek güzel şey onu izlediği pazar günleri. Hayatı boyunca bir tane kitap okudu çünkü ilk okuduğu kitapta kendini buldu, kendi hikâyesinin sonunu görene kadar başka kitap okumak istemiyor çünkü artık kim olduğunu düşünmek istemiyor. Başka bir kitap okursa başka bir karakter olur, bu onu korkutuyor çünkü hayatını bu sayede güvenli bir şekilde yaşayabiliyor."
"Ah Çiçek... Çocukken seninle rastlaşsaydık, saklambaç oynarken senin yerine hep ben ebe olurdum." ️