Evett sonunda muhteşem yüzyılı da bitirdim. Başlarını hızlı hızlı sevdiğim karakterleri yitirdikçeyse epey yavaş izlediğim bir dizi oldu. Gerçi yayınlandığı dönemde izlemiştim lakin şimdi tekrar izlemek istedim. Diziyi bir ara o kadar sık izliyordum ki evde Pargalı İbrahim veya Sultan…devamıEvett sonunda muhteşem yüzyılı da bitirdim. Başlarını hızlı hızlı sevdiğim karakterleri yitirdikçeyse epey yavaş izlediğim bir dizi oldu. Gerçi yayınlandığı dönemde izlemiştim lakin şimdi tekrar izlemek istedim. Diziyi bir ara o kadar sık izliyordum ki evde Pargalı İbrahim veya Sultan Süleyman gibi dolaşmaya başlamıştım. Açıkçası Türkiye’de yapılmış en iyi dizilerden birisi hatta oyuncu kadrosu olarak direkt en iyi diyebilirim. Zira birçok oyuncu bu dizide figüran olmuş birçok başrol kalibresinde oyuncu ise bu dizide yan rolü kabul etmiş. Bu da dizinin hem etki anlamında hem de kalite anlamında büyüklüğünü anlamak için gayet yeterli olsa gerek.
Kanuni’nin padişahlığından ölümüne kadar anlatılan dizi saray entrikaları ve harem üzerinden ilerlese de dönemin önemli olayları(örneğin Martin Luther), savaşlar, ıslahatlar, kültürel ve yöresel gelişmeler olmak üzere birçok şeye değiniyor ve Osmanlı’yı birde bu tarafından anlatıyor. Tabi tam doğru anlatıyor denemez ancak diziyi ve birtakım kültürlerin bize ait olduğunu göstermek aynı zaman da ne kudretli bir devlet olduğumuzu global anlamda göstermek açısından iyi bir strateji. Döneme ve Osmanlı’ya bakarken Atatürk ve Cumhuriyete şükr ettiğimiz bu dönemde o dönemde ki birçok ulusun böyle olduğunu hatırlamakta fayda var. Yabancı yapımların Türkleri geçmişten günümüze barbar olarak göstermeye çalıştığı yapımlara karşıt dramatik olayları ile beraber kültürel olarak dünyayı takip eden ve de yön veren bir ulus olduğunu gösteriyor dizi tabi bunu gösterdiği kadar bu seviyeyi neden elimizde tutamadığımızı da gösteriyor. Bunu görünce de şu an da neden televizyon da Muhteşem Yüzyıl kalitesinde bir osmanlı dönem dizisi izleyemediğimiz gayet net bir şekilde anlaşılıyor.
Diziyi bu denli izlenebilir kılan bir diğer şey Osmanlı’nın en zirve dönemi olmasıdır. Bu zirve dönemde de uzun bir hükümranlık yaşayan Sultan Süleyman Osmanlı tarihinde hem kendi evlatları hakkında hem de aşk hayatıyla tarihine şok ve aykırı kararlar almıştır. Bir cariyesi ile nikahlanması, şehzade mustafa ve bayezid olayları (tabi bunları dizi üzerinden konuşuyorum tarih üzerinden yorum yapmayınız lütfen zaten tarihten ilham alınmış diyoruz) diziyi bir hayli ilgi çekici kılıyor ancak en çok bu denli izleten daha evvelden dediğim gibi harika oyuncuları. Halit Ergenç’in yaşı ilerledikçe o bakışları o ses tonundaki değişim ve bunu bu denli yansıtabilmesi. Okan Yalabık’ın ki kendisi benim favorimdir içinde ne fırtınalar koptuğunu anlatan mimikleri, yürüyüşü, eliyle yaptığı bir hareket. Meryem Üzerli’nin ise Hürrem gibi gri bir kadını dahi seyirciye sevdirten sahtekar bakışlarla oynayışı ve dahası ve dahası. Say say bitmez. Daha ilk rollerinden olmasına rağmen Tolga Sarıtaş bile Cihangir’i ne oynamış diyorsunuz. Ancak bunun bu kadar iyi olmasının bir diğer sebebi de makyaj. Makyöz ekibini gerçekten ayakta alkışlamak lazım çünkü her hafta yayınlanan bir dizide bu denli yaşlandırmalar yapmak falan muazzam bir iş gerçekten.
Başından beri söylemek istediğim ve benim en sevdiğim şeylerden birine gelirsekte dizinin karakterlerinin psikolojisine odaklanması. Bu sadece kendi kendilerine konuşmaları değil bazen bir şiir bazen bir mektup. Bunu böyle yapmalarının sebebi de belki tarihten ilham aldıkları o mektuplarla seyirciye ve global kesime gerçeklerle dokunmak istemeleridir. Bilemeyeceğim. Ancak ben özellikle ilk 83 bölümde Pargalı İbrahim’in kendi iç hesaplaşmasını ne kadar “ben İbrahim dönme İbrahim” lafına gülsem de oldukça iyi anlıyordum. Cennet, cehennem, özgürlük aslında bu yönetim biçiminin içinde bu yönetim biçiminin kötülüğünü anlatan karşıt bir karakterdi. Sultan Süleyman’ın ise babası gibi olmak istemedikçe ya da kibirli olmak istemedikçe korktuğu babasına daha fazla yaklaştığını dizinin anlatması. İbrahim’in değişiyle “Herkes olmaktan korktuğu insana dönüşür. Her erkek evlat içinde babasını taşır. Her baba da evladını” sözünün diziye ne kadar uyduğunu görüyoruz. Sonrasında onun gibi olmak istemeyip evlatlarına yakınlaşması gerektiğini hatanın kendinde olduğunu fark etmesi. Lakin olduğu kişiyi ve yeri değiştirememesi.
Bazı favori repliklerim:
- ne aşkı beğğğ
- sen kimsinnn be adamm
- bu yüce imparatorluğu ben yönetiyorum
- baharda manisaya gidelim
- ben ibrahim
- seni öyle bir sallarım ki
- sen sultan ben bir köle öyle mi ha
- celahut
- sultanların en şehzadelisi
- sultanların en nikahlısı(gül ağa çıktı mı ne üzüldüm)
- ben öyle uygun gördüm
- imparatorluk kadınların gözyaşlarıyla yönetilmez
- sen kendini kimlerle mukayese ediyorsun ibrahim
gibi gibi daha çok var.