Spoiler içeriyor
"İnsan öldürmek zordur. Özellikle ilk seferinde." ●Riders of Justice hem intikam filmi gibi başlayıp hem de insan zihninin “anlam arama takıntısını” parçalayan çok katmanlı bir hikâye. Film aslında çok basit bir yerden başlıyor: Markus Hansen asker, sert, duygularını bastırmış bir…devamı"İnsan öldürmek zordur. Özellikle ilk seferinde."
●Riders of Justice hem intikam filmi gibi başlayıp hem de insan zihninin “anlam arama takıntısını” parçalayan çok katmanlı bir hikâye.
Film aslında çok basit bir yerden başlıyor:
Markus Hansen asker, sert, duygularını bastırmış bir adam
Karısı tren kazasında ölüyor
Kızı Mathilde ile yalnız kalıyor. Sonra Kadına trende yerini veren
Otto devreye giriyor. Kazanın aslında planlı bir saldırı olabileceğini söylüyor
Ve film tam burada yön değiştiriyor.
FİLMİN ASIL KONUSU: “ANLAM ARAMAK”
Film yüzeyde intikam hikâyesi gibi görünse de aslında şunu anlatıyor: İnsan rastgeleliği kaldıramaz → her şeye anlam yükler
Otto ve arkadaşları: Veriler topluyor
Olasılık hesapları yapıyor
Her detayı bir sebep-sonuç zincirine bağlıyor Ama bu süreçte:
Gerçeklikten çok hikâye kurmaya başlıyorlar
KARAKTERLERİN İÇ DÜNYASI
Markus (Travmanın Bedeni)
Markus Hansen duygularını ifade edemeyen bir asker
Karısının ölümünü kabullenemiyor
Kızına sevgi gösteremiyor
Onun için “intikam” aslında:
Acıyı anlamlandırmanın bir yolu
Yani Markus şunu demek istiyor:
“Bu bir kaza olamaz. Yoksa bu acının hiçbir anlamı yok.”
Otto (Zihnin Krizi)
Otto İstatistikçi, her şeyi sayılarla açıklayan biri. Tesadüfe tahammülü yok
Ama film boyunca: Kurduğu sistem çöküyor. Kendi teorisinin insanları ölüme götürdüğünü görüyor
O yüzden onun hikâyesi: Akılcılığın çöküşü
Mathilde (Gerçek Yas)
Mathilde ünnesini kaybetmiş bir genç
Yasını yaşamaya çalışıyor
Ama çevresindeki erkekler:
Yas yerine şiddet ve teori üretiyor
Mathilde ise: Gerçekliği temsil ediyor
Olanı olduğu gibi kabul etmeye en yakın kişi
Lennart & Emmenthaler (Kırılmış Erkekler)
Travma, istismar, yalnızlık yaşamış karakterler. Toplumdan dışlanmışlar
Onlar için bu “intikam ekibi”:
İlk defa bir aidiyet duygusu
KARA MİZAH + TRAVMA
Film çok ilginç bir ton kuruyor:
Bir yandan aşırı sert ve şiddet dolu
Diğer yandan absürt derecede komik
Bu tarz, yönetmen Anders Thomas Jensen’in imzası: Trajediyi komediyle kırar
Ama o komedi aslında daha da rahatsız edicidir
GERÇEK Mİ TESADÜF MÜ?
Filmin en kritik sorusu: Tren kazası gerçekten bir saldırı mıydı?
Cevap: Film bunu bilinçli olarak belirsiz bırakır. Ama önemli olan şu:
Karakterler buna “inanmak zorunda”
Çünkü aksi halde acı anlamsız kalır
ŞİDDETİN ELEŞTİRİSİ
Film klasik intikam filmlerini ters yüz eder:
Normalde seyirci “intikam alınca rahatlar”
Ama burada rahatsız olursun
Çünkü: Öldürülen insanların suçlu olup olmadığından bile emin değilsin
(ki bence vardı yani yanlış kişileri öldürdüler ama bir yandan da ne kadar yanlıştı diye soruyor insan çünkü o kişiler de başkalarına zarar vermişlerdi ve birilerinin yanlışlıkla da olsa onları yok etmeleri iyiydi.)
FİNAL: SAHTE Mİ GERÇEK Mİ?
Finalde: Hepsi bir araya geliyor
Noel kutluyorlar. Ama bu sahne iki şekilde okunur:
1. Umutlu okuma: Yalnız insanlar bir aile oldu. Markus duygusal olarak açılmaya başladı
2. Karanlık okuma: Hepsi bir yanılsama içinde yaşıyor. Kurdukları bağ, şiddetin üzerine kurulu
FİLMİN ANA FİKRİ
Film aslında şunu söylüyor:
“Hayat kaotik olabilir. Ama insan buna dayanamaz.. Bu yüzden anlam uydurur.
Ve bazen o anlam öldürür.”
KISA AMA DERİN ÖZET
Bir adam karısını kaybeder
Bir grup insan bu kaybı “anlamlı” hale getirmeye çalışır. Bu süreçte şiddet üretirler
Gerçek belirsiz kalır. Ama sonuçlar çok gerçektir
☆Bilim her zaman doğruyu sana vermeyebilir ve herkesin acı ile baş etmenin yolu başka oluyor. Bunu anladım bu filmde