Spoiler içeriyor
●Filmde iki kadın vardır: Polonya’da yaşayan Weronika Fransa’da yaşayan Véronique İkisi birbirinin aynısı ama birbirlerini tanımazlar. Aynı zamanda farklı yerlerde dünyaya gelen ikiz gibidirler. Weronika bir gün sahnede şarkı söylerken aniden kalbi sakışır ve ölür. Aynı anda Véronique açıklayamadığı bir…devamı●Filmde iki kadın vardır:
Polonya’da yaşayan Weronika
Fransa’da yaşayan Véronique
İkisi birbirinin aynısı ama birbirlerini tanımazlar. Aynı zamanda farklı yerlerde dünyaya gelen ikiz gibidirler.
Weronika bir gün sahnede şarkı söylerken aniden kalbi sakışır ve ölür. Aynı anda Véronique açıklayamadığı bir boşluk hissi yaşar. Hatta bunu babasına anlatırken "Sanki bir yas içindeyim." der.
Ondan sonra film tamamen Véronique’in hayatına odaklanır.
Bu filmde işlenen olaylar
“ikizler” ya da “bilimsel bir olay” olarak açıklamaz.
Daha çok görünmez bir bağ, bir “ruh yankısı” gibi sunar.
Filmin temel meselesi:
“Aynı hayatı iki kez yaşamak” ya da
"Aynı hayatın iki bedende aynı anda yaşanması"
Yönetmen burada belki de şu soruyu soruyor ve sordurtuyor bize:
“Ya hayatımızın başka bir versiyonu daha varsa?”
Weronika ve Véronique:
Aynı zevklere, aynı yeteneklere sahip (ikisi de müziğe yatkın)
Aynı kırılganlığa sahip
Ama küçük farklar yüzünden hayatları farklı yönlere gidiyor.
Weronika risk alıyor (bunu müzikle yapıyor): ölüyor
Véronique sezgisel olarak geri çekiliyor: yaşıyor. Çünkü Weronika'nın deneyimi ona geçiyor ve o bunu yaşamadan yaşamış, tecrübe etmiş gibi gari çekilebiliyor. (En çok da bu açıdan garip ve anlaşılması biraz zor bir film sanırım)
Yani film şunu söylüyor gibi:
“Belki de içimizde bizi koruyan görünmez bir sezgi vardır.”
Filmde klasik neden-sonuç ilişkisi yok.
Bunun yerine: Sebepsiz duygular
Açıklanamayan korkular
Tanımadığın birine karşı yakınlık hissi
Kukla ustası ve kontrol meselesi
Filmde bir kukla ustası (aynı zamanda çocuk kitapları yazıyor ve Véronique onu doğru düzgün tanımadan seviyor, adam da onu bir anda sevdiğini söylüyor) (Alexandre) vardır.
Bu karakter çok semboliktir.
Kuklalar üzerinden şu fikir verilir:
İnsanlar da görünmeyen iplerle yönlendiriliyor olabilir mi?
Hayatımız gerçekten bizim seçimimiz mi?
Sanki o da Véronique’i “yönlendiren” bir figür gibidir.
Kieślowski bu filmde hikâyeden çok atmosfer kurar (Renkler mesela garip bir hissiyat yaratıyor insanda)
Sarı-yeşil filtreler → rüya hissi
Cam, yansıma, ışık → iki gerçeklik duygusu (sık sık cam detayını sunması, Véronique'nin elindeki, baktığın şeyleri ters gösteren renkli, cam top ve yer yer aynalara yer vermesi bundan)
Yakın planlar → iç dünyaya odaklanma
Film sanki gerçek değil de:
“bir anı, bir rüya ya da bir his”
gibi akar. (ki filmde de belli belirsiz rüyalardan bahseder ara ara Véronique yani gördüğü ya da gördüğünü zannettiği rüyalardan. Belki de o rüyaları gören o değildi, Weronikaydı ama o böyle hisseddiyordu...)
Filmdeki müzikler, ruhsal bağın taşıyıcısı gibi. İki karakteri görünmez şekilde birleştiriyor.
Müzik burada sadece arka plan değil, neredeyse karakter.
Finalde:
Film net bir cevap vermez. Ama şöyle düşünülebilir:
Véronique sonunda daha “topraklanmış” bir hayata yönelir (Bir ağacın gövdesine dokunurkenki hali ve muhtemel hissi dikkate alınarak...)
Babasının yanına döner
Daha sade ve güvenli bir yolu seçer. Ama net bir şey yok, net bir şey söylenemez tabii.
Yani Véronique kendisi olarak ve Weronika yerine yaşamayı tercih ediyor.
Weronika’nın ölümü, Véronique’in yaşamasını mümkün kılar.
Birinin yaşaması için diğerinin ölmesi gerek belki...
Filmin özü şöyle okunabilir:
Her insanın başka bir versiyonu olabilir
Hayat küçük seçimlerle tamamen değişebilir
Sezgi bazen akıldan daha güçlü ve geçerlidir
Kendimize bile açıklayamadığımız bağlar vardır bazen içimizde.
Garip bir filmdi, anlamadığım yerler de oldu, sıkıldığım anlar da oldu ama sevemedim diyemiyorum kesinlikle, sevdim de diyemem rahatça . Karışık ama yine de izlenmesi gerek bence.