Er Ryan'ı Kurtarmak, 1998 yapımı çok etkileyici bir savaş filmidir.Filmin yönetmeni 3 Oscar ödüllü Steven Spielberg ve başrolü 2 Oscar ödülüne sahip,gelmiş geçmiş en iyi aktörlerden Tom Hanks'dir. Konu olarak 2. Dünya Savaşı sırasında geçer. Normandiya Çıkarması’ndan sonra, bir askerin…devamıEr Ryan'ı Kurtarmak, 1998 yapımı çok etkileyici bir savaş filmidir.Filmin yönetmeni 3 Oscar ödüllü Steven Spielberg ve başrolü 2 Oscar ödülüne sahip,gelmiş geçmiş en iyi aktörlerden Tom Hanks'dir. Konu olarak 2. Dünya Savaşı sırasında geçer. Normandiya Çıkarması’ndan sonra, bir askerin (Ryan) kendi ailesinde hayatta kalan son erkek olduğu anlaşılır ve onu cepheden sağ salim geri getirmek için küçük bir birlik görevlendirilir.
Film özellikle savaş sahnelerinin gerçekçiliğiyle ünlüdür,şimdiye kadar çekilmiş en gerçekçi savaş filmi olarak bilinir.Açılıştaki Omaha Plajı sahnesi, sinema tarihinin en çarpıcı savaş sahnelerinden biri olarak kabul edilir. Savaşın sadece kahramanlık değil, aynı zamanda korku, kaos ve kayıp olduğunu çok sert bir şekilde hissettirir.
Bence bir filmin efsane olabilmesi için birçok faktör vardır ama gerçek hayata etki etmesi en bariz olanıdır.Bu film vizyona girdiği ay Amerika'daki savaş gazilerinin birçoğu travmaları canlandığı için psikolojik destek başvurusunda bulunmuş.Bizzat savaşlara katılan insanları bile etkilemeyi başarabilmiş bir filmden bahsediyoruz.
Film başladığı andan itibaren izleyiciyi yumuşak bir şekilde içine çekmiyor. Aksine direkt olarak sert bir şekilde olayın içine atıyor.Özellikle ilk sahneler o kadar yoğun ve kaotik ki, neye bakacağını bazen şaşırıyorsun. Kamera sanki bir askerin gözünden çekilmiş gibi; titriyor, sabit değil ki zaten yönetmen Spielberg,savaş sahnelerinde omuz kameraları da kullanmış.Bu çekim açıları ve hareketli kamera bir noktadan sonra olayları dışarıdan izleyen biri değil de oradaymış gibi hissettiriyor.
Filmde en dikkat çeken şeylerden biri, savaşın “kahramanlık” kısmından çok, insanların iç dünyasına odaklanmasıydı. Evet, ortada bir görev var ama bu görevden daha önemli olan şey, o görevi yerine getiren insanların ne hissettiği. Korku, belirsizlik, yorgunluk,umutsuzluk… Bunların hepsi çok doğal ve abartısız bir şekilde verilmiş. Karakterler sanki gerçek insanlar gibi. Her biri farklı düşünüyor, farklı tepki veriyor ve bu da filmi daha inandırıcı yapıyor.
Özellikle Tom Hanks’in canlandırdığı karakter bana çok gerçekçi geldi. Liderlik yapan biri ama klasik “her şeyi bilen, korkusuz komutan” gibi değil. Onun da tereddütleri var, o da yoruluyor, o da bazen ne yapacağını bilemiyor. Bu da karakteri daha insani yapıyor. Zaten film genel olarak böyle bir yaklaşımda; kimse kusursuz değil, kimse tamamen kahraman değil.
Filmin genel havası biraz ağır. Yani öyle izleyip keyif alayım, kafam dağılsın diye açılacak bir film değil. Daha çok izledikten sonra üzerine düşüneceğin, bazı sahneleri aklına takılacak türden bir film. Hatta bence izledikten sonra bir süre sessiz kalma ihtiyacı bile hissettirebilir.
Film,savaşın sadece tarih kitaplarında okuduğumuz bir olay olmadığını, aslında çok gerçek, çok insani ve çok yıkıcı bir şey olduğunu hatırlattıyor. İzlerken sadece bir hikaye izlemiyorsun, aynı zamanda insanların ne yaşadığını az da olsa anlamaya çalışıyorsun.
Eğer daha önce izlemediyseniz, kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Ama dediğim gibi, hafif bir şey beklememek lazım. Biraz sabır, biraz dikkat ve biraz da duygusal olarak hazır olmak gerekiyor. Çünkü Er Ryan’ı Kurtarmak, izleyip unutulacak türden bir film değil.