Türklerin yaptığından kat be kat daha güzel bir Fatih belgeseli olmuş, ilk sezon İstanbulun fethini ikinci sezon ise Fatih-Dracula mücadelesini anlatıyor. Trt yapımlardakinin aksine izlenme için Fatih böğürüp çağıran bir kişilik olarak tasvir edilmemiş bu yanıyla ayrı bir övgüyü hak…devamıTürklerin yaptığından kat be kat daha güzel bir Fatih belgeseli olmuş, ilk sezon İstanbulun fethini ikinci sezon ise Fatih-Dracula mücadelesini anlatıyor.
Trt yapımlardakinin aksine izlenme için Fatih böğürüp çağıran bir kişilik olarak tasvir edilmemiş bu yanıyla ayrı bir övgüyü hak ediyor. Yine diğer yapımların aksine Fatih, Vladdan korkan bir insan olarak tasvir edilmemiş, bu da hoşuma gitti.
Sezon sezon incelemek gerekirse: Fatihin motivasyonu iyi yansıtmışlar, Constantinin kahraman gibi savaşarak ölmesi konusunu parlatmışlar, Yeniçeri huzursuzluğunu iyi işlemişler, ismini pek az duyduğumuz giovanni giustiniani longo isimli cenovalı komutanın (biraz gereğinden fazla övselerde) hakkını vermişler. Bir kaç yerde abartı sahneler koysalarda genel hatlarıyla doğru ve güzel bir ilk sezon olmuş.
Çandarlı'nın endişelerini izleyiciye iyi aktarmak için Osmanlıyı biraz yerdiklerini düşünüyorum fakat bu yapım sonuçta Netflix çatısı altında yapılıyor. Sen çıkıp kaliteli bir belgesel yapmazsan elin adamı senin peak yıllarında bile seni tam yansıtmaz. Neyse...
Bu arada Cıasal islam tayfa yine pek değinmese de Osmanlıda daha doğrusu Türklerde doğa ve gök olayları önemliydi. Diğer milletler Kanlı Aydan korkarken Türkler bunu zaferin işaretçisi olarak görürlerdi. İstanbulun Fetih gününde ay kanlıydı, bu konuya parmak basmaları hoş bi detay olmuş.
Gelelim Sultan Mehemmet Han'ımızın baş düşmanına Türk olarak büyüyüp Türk düşmanı olarak ölecek olan Draculaya, bizdeki ismiyle Kazıklı Voyvodaya. Hristiyan ve taraflı eşşşşeklerce Fatih koooskoca Fatih, Eflak voyvodasından korkar şekilde lanse ediliyor. Tabii lavuklarda ne bir Timur var ne bir Attila var ne de elle tuttulur bir kahraman. Bu yüzden gördükleri ilk taşşaklı isyancıya basmışlar kahramanlık hikayelerini. Bundan mütevellit biraz endişeliydim, fakat her iki tarafında hakkını vermişler.
Heyecanla beklediğim umarım adam akıllı anlatıp çekmişlerdir dediğim Târgovişte Gece Baskını'nı çok güzel bir şekilde sunmuşlar. Olay tarih derslerimizde anlatılmaz bundandır kısaca değinmek istiyorum. Başta demiştim lavuk Türk olarak büyüdü diye, bizlerde gece baskınları meşhurdur. Bunun için özel birimlerimiz bile vardır,(Akıncılar) Vlad götü bunları biliyor tabi adam boş değil, zaten Fatih'e kafa tutacaksan boş olmayacaksın. Lavuğun planı şu: Askerlerine Yeniçeri kıyafetleri giydirerek gece aniden kampa saldırıp, Fatihin çadırına girip onu öldürüp Osmanlıyı dağıtmak.
Plan zor ama başarılı olursa Vlad tarihe altın harflerle geçecek. Öncelikle askerlerine kıyafetlerini giydiriyor, sonra kısraklara bindiriyor ki kişnemesinler yerleri belli olmasın. Gece olduğu anda sayıca az muhafızın buldundğu ve Fatihin çadırına daha kolay ulaşabileceğini düşündüğü yerden hucuma başlıyor. Eş zamanlı olarak diğrr taraftanda komutanlarından biri Osmanlı ordugâhına giriyor. Askerlerimiz Yeniçerinin Yeniçeriyi vurduğunu görüyor. Çadırlar yakılıyor, etraf kıyamet koparcasına kaosa bürünüyor. Vlad bu ana kadar ne istediyse onu elde etti, ilerlemeye devam ediyor ve Fatihin çadırına giriyor. Salak bir bakıyor çadır bomboş mal oç, karşındaki kişi koskoca Fatih boş adam mı? Bir bakıyor Fatih başka çadırda bizzat Solaklar tarafından çepeçevre sarılmış korunuyor. Bu lavuk yine de pes etmiyor çünkü etraf karışık bir anlık boşlukta Fatihi indirmeyi denemek için iyice ordugâhın içine giriyor. O girdikçe ordusuda peşinden geliyor. O sırada film kopuyor dört bir yandan Osmanlı taaruz boruları çalınıyor, önceden ormanlarda gizlenmiş Yeniçeriler olay yerine giriş yapıyor. Ordugâhın en içine kadar girmiş olan salak Vlad ve takipçileri dört bir yandan sarılıp geri çekilmek üzere kaçmaya başlıyor. Kaçan birlikleri Mihaloğlu Ali Bey komutasındaki Akıncılar kovalıyor.
"Mihaloğlı Ali Beğ dahi her mücib-i ferman’-ı vâcibü'l-iz'an dilaverân-ı şihâ b-şitâb ile ol gürühı girizân ardıb-nca revân oldı."
Neyse dostinyolar bu olayda mükemmel aktarılmış. Fatihi merak ediyorsanız kabaca hatlarıyla doğru anlatılmış, güzel sahnelere sahip olan bu belgeseli izlemenizi öneririm. Dönemin kroniği olan Kritovulos'un kitaplarını okumuş biri olarak benden 8/10 aldı.