Kuzuların Sessizliği'nin devamı niteliğinde olan Haniball,ana karakterimiz olan Hannibal’ın yıllar sonra yeniden ortaya çıkması ve geçmişinden gelen kişilerle yollarının kesişmesi üzerine kurulu. Atmosfer olarak daha karanlık, daha stilize ve yer yer rahatsız edici bir tonu var. Hannibal, sinema tarihinde çok…devamıKuzuların Sessizliği'nin devamı niteliğinde olan Haniball,ana karakterimiz olan Hannibal’ın yıllar sonra yeniden ortaya çıkması ve geçmişinden gelen kişilerle yollarının kesişmesi üzerine kurulu. Atmosfer olarak daha karanlık, daha stilize ve yer yer rahatsız edici bir tonu var.
Hannibal, sinema tarihinde çok özel bir karakterin geri dönüşünü temsil ediyor ama bu dönüş, alışıldık bir devam filminden biraz daha farklı bir his bırakıyor. Çünkü bu film sadece bir hikâyeyi sürdürmekle kalmıyor, aynı zamanda izleyicinin zihninde zaten güçlü bir yer edinmiş olan Hannibal Lecter karakterini daha da uçlara taşıyor.
Filmin en dikkat çekici yönlerinden biri atmosferi. Ridley Scott burada klasik bir gerilim filmi çekmek yerine, daha estetik, daha soğuk ve daha mesafeli bir dünya kuruyor. Film boyunca hissettiğin şey korkudan çok rahatsızlık oluyor. Mekân seçimleri, özellikle Avrupa’daki sahneler, filme neredeyse gotik bir hava katıyor. Bu da hikâyeyi daha ağır, daha stilize bir noktaya taşıyor.
Oyunculuk tarafında ise Anthony Hopkins yine karakterle adeta bütünleşmiş durumda. Onun performansı bu filmin en güçlü taşıyıcı unsuru. Sakinliği, zekâsı ve ürkütücü derecede kontrollü haliyle Hannibal karakterini izlerken bir yandan hayranlık duyup bir yandan tedirgin oluyorsun. Ama burada önemli bir fark var: Bu filmde Hannibal biraz daha ön planda. Yani gizemli bir tehdit olmaktan çıkıp daha aktif bir figüre dönüşüyor. Bu da karakterin etkisini bazı izleyiciler için artırırken, bazıları için ise o eski gizemli cazibesini biraz azaltabiliyor.
Film, Kuzuların Sessizliği ile kıyaslandığında daha az psikolojik, daha çok görsel ve olay odaklı bir yapıya sahip. İlk filmdeki o yoğun zihin oyunları ve karakterler arası psikolojik gerilim burada biraz geri planda kalıyor. Onun yerine daha büyük, daha abartılı ve zaman zaman sınırları zorlayan sahneler ön plana çıkıyor.
Yine de film tamamen yüzeysel değil. Alt metninde güç, takıntı, kimlik ve saplantı gibi temalar var. Özellikle bazı karakterlerin Hannibal’a olan bakış açısı üzerinden insanın karanlığa duyduğu garip çekim hissini görebiliyorsun.
Tempo açısından bakarsak film yer yer ağır ilerliyor. Bu herkesin hoşuna gitmeyebilir ama aslında bu yavaşlık, filmin kurduğu atmosferle uyumlu. Çünkü olaydan çok duygu ve gerilim hissi üzerine kurulu bir anlatım var. Sabırlı izleyiciler için bu bir artı, daha hızlı aksiyon bekleyenler için ise bir eksi olabilir.
Genel olarak Hannibal, çok güçlü bir karakterin etrafında dönen, stil sahibi ama tartışmalı bir devam filmi. Herkese hitap etmiyor çünkü sınırları zorlayan sahneleri ve klasik anlatıdan uzak tarzı var. Ama sinemada karanlık karakter incelemelerini seviyorsanız, özellikle de Hannibal Lecter gibi kompleks bir figürü farklı bir açıdan görmek istiyorsanız kesinlikle izlemeye değer.