Keşke çocuk olsaydım, ağaç olsaydım, ne bileyim yerdeki taş olsaydım. Son günlerde baktığım her yerde bir başkasına, başka şeylere özeniyorum; orada öylece duran duvara, her gün gelip geçen insanların bastığı kaldırıma mesela, koşturan bir çocuğa, bastonlu teyzeye, bağıra çağıra yürüyen…devamıKeşke çocuk olsaydım, ağaç olsaydım, ne bileyim yerdeki taş olsaydım. Son günlerde baktığım her yerde bir başkasına, başka şeylere özeniyorum; orada öylece duran duvara, her gün gelip geçen insanların bastığı kaldırıma mesela, koşturan bir çocuğa, bastonlu teyzeye, bağıra çağıra yürüyen liselilere. Evet taş olmak istedim, taş olsaydım da hissetmeseydim şu lanet acı duygusunu. Kaldırım olsaydım; her gün üzerime binlerce insan bassaydı ama bu denli acımasaydı yüreğim. Ya da dönsem 14 yaşıma. Kafama taktığım tek şey derslerim, arkadaşlarım olsa. Ya da yok. Sonuçta o da ölmediği sürece büyüyecek değil mi ? Kalsın. Seneler önce bir hocam gözlerindeki ışık gitmiş demişti. Hatırladıkça üzülürüm bu söze. Ah hocam gözlerimdeki ışığı kaybedeli çok olmuş. Sahi ne zaman gelir gözlerdeki ışık ? Ne zaman tekrar parlar ?
Hiçbir şey yapmak istemiyorum. Hayalim yok, hevesim yok. İnsanlar konuşuyor etrafımda; bir şeyler anlatıyorlar ama kafamı veremiyorum. Gülüyorlar, eğleniyorlar; planlar yapılıyor, davet ediliyorum. Uyanabilirsem, daha doğrusu uyandıktan sonra zihnimi sakinleştirebilirsem gidiyorum ama yok başaramazsam bir bahane bulup gitmiyorum. Ekiyorsun bizi diyorlar, bir dediğin bir dediğini tutmuyor diyorlar. Değiştin, artık seni tanıyamıyoruz diyorlar. Olgun bir insandım ben. Bana sorulurdu bir şeyler, akıl alınırdı, tavsiye istenirdi. Büyüklerim bile sorardı bana. Ama o ben yok artık. Sahi kimim ben ? Bu ruh, bu beden kim? Ben ne istiyorum? Ben neredeyim ? Ve nerede olmalıydım ? Ne yapmam gerek, ne yapmamam gerek ? Bilmiyorum. Ben yine ve yeniden hiçbir şey bilmiyorum. O'na teslim olmam gerektiğinden başka bir şey bilmiyorum. Yapabiliyor muyum peki ? Hayır. En acısı da bu. Bildiğin hâlde yapamamak.
İnsan Rabbine karşı pek nankördür.(Adiyat 6) Nankör müyüm ? Evet.
İnsan şerri de hayrı istediği gibi ister. İnsan pek acelecidir. (İsra 11)
Aceleci miyim ? Yine evet.
Aciz miyim ? Çokça.
Ama O var ve benimle olduğunu biliyorum. En azından hissediyorum.
Ey iman edenler ! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. (Bakara 153)
Sabredebiliyor muyum ? Elimden geldiği kadar. Hepsi bu kadar. Bazen isyana da düşsem, nankörlük de yapsam O'nunla olmaya çalışıyorum. Hatalarıma, günahlarıma,keşkelerime,pişmanlıklarıma rağmen. Ve tüm bunlara rağmen benimle olduğu için O'nunlayım. Ben O'ndan ümit kesmem çünkü bilirim ki ümit tükendiyse geriye hiçbir şey kalmamıştır.
Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. ~İsmet Özel, Münacaat.