Spoiler içeriyor
Yönetmen Granik gerçekten muazzam bir yönetmen. Winter's Bone’u çekmeden önce Ozark Dağları'nda uzun süre yaşamış, oradaki insanların nasıl giyindiğini, nasıl konuştuğunu ve hayatta kalmak için neler yaptıklarını gözlemlemiş. Filmde Ree'nin kardeşlerine sincap soymayı öğrettiği bir sahne var ve bu sahne…devamıYönetmen Granik gerçekten muazzam bir yönetmen. Winter's Bone’u çekmeden önce Ozark Dağları'nda uzun süre yaşamış, oradaki insanların nasıl giyindiğini, nasıl konuştuğunu ve hayatta kalmak için neler yaptıklarını gözlemlemiş.
Filmde Ree'nin kardeşlerine sincap soymayı öğrettiği bir sahne var ve bu sahne efekt vb değil; bölge halkının gerçek yaşam pratiği. Bu detay, coğrafyanın sertliğini ve yoksulluğun boyutunu izleyiciye nutuk çekmeden anlatıyor.
Filmlerinde her bir detay bir bir anlam ile oraya yerleştiriliyor ve bir hikaye anlatıyor. Örnek olarak sadece birkaç detay seçtim.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Dişin Sembolik Anlamı (Kaybolan Masumiyet)
Yönetmen Granik şiddeti göze sokarak (kanlı sahnelerle) değil, sonrasındaki detaylarla anlatıyor. Bir sahnede Ree dişini kaybediyor.
Yönetmen, Ree dayak yerken kamerayı kaçırıyor ama kırık dişi bir bardağın içinde bize gösteriyor. Bu, izleyicide şiddetin etkisini daha kalıcı kılıyor. Çünkü o diş artık Ree'nin bedeninden bir parçanın eksildiğini ve asla geri gelmeyeceğini simgeleyen bir "mühür"dür.
Diş, insan vücudunda dışarıdan görülebilen tek kemiktir ve filmdeki "kemik" (bone) temasına doğrudan hizmet ediyor. Ree'nin dişini kaybetmesi, onun çocukluktan ve masumiyetten tamamen kopup, yetişkinlerin o vahşi ve acımasız dünyasında kalıcı bir hasar almasını simgeler. Dişini cebinde eve kadar taşıması, kaybettiği parçasına ve onuruna sahip çıkma çabasıdır.
Sonny'nin İyileştirme Çabası
Kardeşi Sonny, dişi bir kavanoz suya koyarken aslında çocukça bir yeniden birleştirme veya canlandırma içgüdüsüyle hareket ediyor. Çocuklar düşen süt dişlerini korumak isterler. Sonny, ablasının başına gelen vahşeti tam olarak kavrayamasa da, onun kopan bir parçasını koruyarak onu tamir edebileceğini veya en azından o parçanın ölmesini engelleyebileceğini düşünür.
Filmde bu çocukların çok az konuştuğunu görürüz. Sonny, ablasına senin için üzgünüm diyemez; bunun yerine ablasının vücudundan kopan parçayı suya koyarak ona şefkat gösterir.
Daimi Hasar ve Gerçeklik
Filmin yönetmeni Debra Granik bir röportajında dişlerin toplumsal sınıfın bir göstergesi olduğunu belirti. Filmde ki bölgede yoksulluk ve de uyuşturucu kullanımı diş kaybıyla özdeşleşmiş.
Ree o dişi eve getirip suya koyduğunda, bu durum ailesine karşı olan sorumluluğunun bir bedeli olarak orada durur. Su dolu bardağın içindeki diş, Ree'nin ailesini korumak için ne kadar ileri gittiğinin ve ne kadar parçalandığının sessiz bir sembolü.
Aile Mirası
Ree dişi düştüğünde onu büyükannesinin eski paltosunun cebine koyar. Bu detay, bu acının ve şiddetin o ailede nesiller boyu aktarılan bir kader olduğunu gösterir. Sonny’nin o dişi suya koyması, bu acı mirası devraldığını ve ablasının fedakarlığını önemsediğini ifade ediyor.
O dişin suya konması, parçalanmış bir hayatın kırıntılarını bir arada tutma çabasıdır. Sonny, ablasının dökülen parçasını "yaşatarak" ona olan sevgisini ve bağlılığını gösterir.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Kamyonetin Gelişi ve Yaraların Sarılması
Ree, arkadaşı Gail'den kamyoneti istediğinde Gail kocasına danışıp, kocasının tepkisi ile yapamayacağını söylemişti. Ree çok ciddi bir sorunla başbaşayken Ree için bu hem sorunu hem de arkadaşlığı için bir hayal kırıklığıydı. Daha sonra Gail kocasını aşıp kamyoneti getirdiğinde ve daha sonra Ree'nin yaralarını temizlediğinde, Ree ona her iki seferde de şunu söyler: İçinde bir yerlerde hala o kızın olduğunu biliyordum, İşte tanıdığım sen.
İlk sahnede Gail'i eskiden böyle değildin, kimseye boyun eğmezdin diyerek kışkırtan Ree, Gail risk alıp ona yardım ettiğinde bu cesareti onaylıyor. Gail'in içindeki o asi ve cesur özün ölmediğini gördüğü için rahatlıyor.
Yaralar temizlediği sahnede ise Gail artık sadece bir araç getiren biri değil, Ree'nin kanını temizleyerek o sert coğrafyada kelimenin tam anlamıyla suç ortağı oluyor.
Bu eylemler, bin sayfalık bir "seni seviyorum ve senin için risk alıyorum" mektubundan daha güçlü. Yönetmen Granik, sevginin ve sadakatin sözle değil, bedelle (risk alarak, dayak yiyerek, yara temizleyerek) gösterildiği bir dünya kurar.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Vahşetten ŞefkateTeardrop’un Dönüşümü
Teardrop (Ree'nin amcası), filmin başında Ree’yi boğazından tutup tehdit eden, uyuşturucu bağımlısı ve son derece tehlikeli bir figürdü.
Finalde elinde bir kutuyla gelip içinden iki minik civciv çıkarması, onun içindeki insani kırıntıların hala yaşadığını gösteriyor. O sert ve gözyaşı dövmesi olan adamın, yeğenlerine bir hayat (canlı) sunması, karakterinin geçirdiği devasa kırılmayı simgeler.
Bir Veda Hediyesi
Teardrop o sahnede sadece civcivleri değil, babalarının banjosunu da getirir. Aslında bu sahne Teardrop'un intikam yolculuğuna çıkmadan önceki vedasıdır.
Teardrop, kardeşini kimin öldürdüğünü artık biliyor. Gidip onlarla hesaplaşacağını ve muhtemelen geri dönmeyeceğini (ya öleceğini ya hapse gireceğini) biliyor. Civcivler, o gittikten sonra çocukların hem oyalanması hem de hayata tutunması için bıraktığı son yaşam emaresidir.
Yeni Bir Başlangıç ve Sorumluluk
Civcivler, doğada savunmasızlığı ama aynı zamanda büyümeyi temsil eder. Ree'nin babası ölmüş, evi kaybetme tehlikesi şimdilik atlatılmış ve aile büyük bir travmadan çıkmıştır.
Civcivler, bu yeni dönemde Ree ve kardeşlerinin ellerinde büyütecekleri, hayata tutunacakları yeni bir sorumluluktur. Babasız ve teknik olarak annesiz kalan bu çocukların artık kendi yiyeceklerini ve geleceklerini sıfırdan inşa etmelerini gerektiğinin somut örneğidir.
Civcivlerin gelişi, vahşetin yerini yavaş yavaş şefkat ve iyileşmeye bıraktığını gösteriyor. Kardeşi Sonny'nin o vahşi dünyadan çıkıp minik bir canlıya merhametle dokunması, çocukların onca zorluğa ve vahşete rağmen, ruhundaki insani tarafını yaşatabilmelerini gösteriyor.
------------------------------------------------------------------------------------------------
Benim de Ree gibi ailem var yani aslında yok. Remi olarak kağıt üzerinde var. Benim için yok. Çocukluktan itibaren her daim zorluklarla tek başıma baş etmek ve aslında çoğu zaman hata yapmak zorunda kaldım. Her daim geç öğrendim, geriden geldim, geç kaldım. Tek başıma yemek yapmayı da yemeyi de seviyorum. En başından itibaren hiç bir desteğin olmaması, artık desteği beklememeyi öğretti. En temel şeylerin eksik olması, çok daha fazlası için savaşmayı öğretti.
Askerlik için bir mülakat sahnesi var... Bu sahnede Ree para için orduya yazılmak istiyor. Çünkü evi kaybedecek ve ailesini korumanın tek yolu hızlıca para bulmak. Kendisi daha 17 yaşındayken tüm o baskı altında ezilmemeye, ayakta kalmaya çabalıyor.
Askeri görevli ne için geldiğini soruyor ve Ree orduya katılanlar için broşürde ekstra 40 bin dolar verildiğinden bahsediyor. Görevli o paranın aylar sonra verildiğini ve reşit olmadığı için ailesinden birinin gelip yasal olarak onu temsil etmesi gerektiğini söylüyor. Ree'nin bunun olamayacağını söylerken kendini tuttuğunu ve artık dayanamadığını hissetim. Görevli ile kısa ama Ree için önemli, yüzleştirici bir konuşma oluyor. Bu sahne bana suçsuz yere tutuklandığım ve ne zaman çıkacağımı bilmeden aylarca yattığım zamanı hatırlattı. Dışarı ile hiç bir iletişimim yoktu. Umut yoktu. Bir görevli ile konuşuyordum ve bir anlığına kısa süreliğine gözlerim doldu. Tutamadım kendimi, ağlamamaya çalıştım ama artık tutamadım. O an korktuğum için ağlamadım. Üzgün olduğum için ağlamadım. Zayıf olduğum için ağlamadım. İlk kez biri gerçekten dinliyor ve üzülüyordu benim için. Böyle yazınca ezikçe geliyor ama arkadaş, sevgili neyse; hepsi aynı sloganı söylüyor: seni anlarım. Bu sadece ağızda sakız olmuş ama altı boş olan bir geçiştirme.
O an ağladım çünkü utanca dayanamadım. Ne alaka diyeceksiniz. Diğer insanları gördüm ve dedim ki hayatım diğer insanlarınkinden farklı. Gerçekten çok gerideyim. Düştüğüm durum rezillik. Başkaları için basit şeyler benim için büyük bir sorun. O görevli içten bir şekilde dinleyince çözüldüm... O sahne ve bu anı benzerliği aynı zamanda Ree karakterinin o her şeye rağmen bırakmaması bu film ile benim aramda bir kan kardeşliği oluşturuyor.
Bu arada Whinter's Bone bir deyimdir ve türkçe'ye çevirecek olursak: "İliklerine Kadar" olarak çevirmek daha doğru olacaktır. Son ana kadar hayatta kalmayı, mücadelenin en zor anını ifade eder.