İnsan, kendi bilincine sahip bir varlıktır. Şu anlamda ki: Bütün doğada yalnız bu varlık öz benliğinin bilincine varabilmiştir. Benlik bilincinin tanımını şöyle yapabiliriz: Kendi niteliğini (keyfiyet) ve yaratılışını, özyapısını, Evren'in niteliğini ve özyapısını, kendisi ile evren arasındaki ilişkinin niteliğini ve…devamıİnsan, kendi bilincine sahip bir varlıktır. Şu anlamda ki: Bütün doğada yalnız bu varlık öz benliğinin bilincine varabilmiştir. Benlik bilincinin tanımını şöyle yapabiliriz: Kendi niteliğini (keyfiyet) ve yaratılışını, özyapısını, Evren'in niteliğini ve özyapısını, kendisi ile evren arasındaki ilişkinin niteliğini ve niceliğini algılama (idrâk).
“ Tanrı varlığımızı bize vermiştir; fakat mahiyetimizi kendimiz, kendi irademiz ile yapmalıyız . “
Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır:
1.Tabiatın belirleyiciliği
2.Tarihin belirleyiciliği
3.Toplumun belirleyiciliği
4.Kendi belirleyiciliği
İnsan ilk zindandan, tabiat zindanından bilinç, irade ve yaratıcılığını, tabiatı tanımak suretiyle yani bilimle çekip kurtarabilir. İkinci zindandan, yani historizm zindanından, tarih felsefesini ve tarihin belirleyiciliğinin istihdamını, yani tarih bilimini tanımakla kendi kurtuluşunu temin eder. Üçüncü zindandan, yani sosyolojizm ve sosyal zindanından ise bireyler kendilerini bilim ile kurtarabilir ve kendi toplumsal düzenlerinin kurucusu olabilirler.
"Dördüncü zindan, zindanların en kötüsüdür, insan bu zindanda tutsakların en acizi durumundadır. Bu zindan, «Kendimdir». Şaşılacak şeydir ki Tarih'in akışı boyunca insan önce anılan üç zindandan kurtuluşunu daha ileri ölçüde sağlayabilmiş olmasına, bugün bu üç zorlayıcı gücün baskısından her çağdakinden daha fazla kurtulmuş bulunmasına, bu üç zorlayıcıya her zamankinden fazla egemen olmasına karşın, dördüncü zorlayıcı güç, yani kendi'si, kendi zindanı karşısında da her dönemden daha çok, hatta Teknoloji'ye sahip bulunmadığı, doğal bilimleri bilmediği, Toplumbilim ve Tarih Felsefesini kavramamış bulunduğu dönemden daha çok çaresiz, acizdir."
İnsan ben kendim diyebilen kişidir.İnsan “ben bunu şu sebeple ve argümanlarla seçtim.”diyebilen seçmeyebilecekken seçebilen kimsedir.Bu aşama,insan olarak var bulunmak aşamasıdır.
Sartre'ın deyişiyle irade ve seçim yapmayı insandan alırsak insanı insandan almış oluruz.
"İnsan beşerden başka bir şeydir ve insan için, özgür seçici irade olmadıkça özgürlük, bilgi, bilinç, yapıcılık, yaratıcılık, bilgi imkânı ve yaşama imkânı yoktur."
Bu insanın -var bulunması gereken ve olması gereken insanın üç özelliği vardır: İnsan ilk olarak bilinçli, ikinci olarak seçici, üçüncü olarak yaratıcı bir varlıktır. İnsan'ın bütün diğer özellikleri bu üç ana özellikten kaynaklanır. Şu halde insan, kendini bilen, seçen ve yaratandır. Her birimiz bilinç, yani kendini bilme aşamasına ulaştığı, gerçekten seçim yapabilme aşamasına ulaşabildiği ve tabiatın yaratmadığı veya sahip olmadığı şeyi yarattığı ölçüde insanız. Böylece olması gereken o insani özellikler aydınlandığı zaman, insana "kendi olmak" yolunda engel olan etkenleri tanımamız gerekir ki onları bertaraf etmek suretiyle insanın hareket ve “olma” sürecindeki öz hareketimizi, fıtri ve zati, yani özsel hicretimizi takip edebilelim.
Fakat ben yalan söylememek için yalan söylemiyor ve kendi zararıma da olsa böyle davranıyorsam, hiçbir karşılık da beklemiyorsam, doğruyu, mahvoluşum pahasına da olsa söylüyor ve hiçbir karşılık beklemiyorsam, üstelik her şeyimi yitiriyorsam, işte burada ‘ben’i görüyoruz: ‘İnsan’ın ortaya çıkışı muştusudur bu! Hangi insanın? İçindeki korkunç dördüncü zindandan da kurtulabilen ve iman ve aşk güneşi altında insan olma yönünde doğru adım atmaya başlayan insanın!