2026 (77. Film) Artık ufaktan ufaktan korku filmlerinden kendi listeme doğru dümeni çeviriyorum. Raf'ta "Öncelikli İzlenecekler" listemden 3 kazananlı çekiliş yapıp en merak ettiğimi izlemeye karar verdim. Çekilişin kazananları Guy Ritchie'nin The Covenant (Antlaşma) filmi, The Little Prince ve Veronica…devamı2026 (77. Film)
Artık ufaktan ufaktan korku filmlerinden kendi listeme doğru dümeni çeviriyorum. Raf'ta "Öncelikli İzlenecekler" listemden 3 kazananlı çekiliş yapıp en merak ettiğimi izlemeye karar verdim. Çekilişin kazananları Guy Ritchie'nin The Covenant (Antlaşma) filmi, The Little Prince ve Veronica oldu. Açıkçası kolay bir seçimdi benim adıma. Veronica'yı da merak ediyor olsam da hem ben hem yazılarımı okuyanlar şu sıra bu türe doydu diye düşünüyorum. Bu yüzden hem yönetmen Guy Ritchie iken hem de başrolde Jake Gyllenhaal varken "The Covenant" adına kolay bir kura oldu.
Film gerçek bir olay içinde kurgusal bir hikaye. Olaylar ABD'nin Afganistan'da yaptığı 20 yıl süren harekât sırasında gerçekleşiyor. Çavuş John Kinley (Jake Gyllenhaal) ekibiyle birlikte Taliban'a ait silah ve patlayıcıları aramaktadır. Ahmed'de bu birliğin tercümanıdır. Bir gün bir harekât sırasında John tüm ekibini kaybeder. Geriye sadece Ahmed ile ikisi kalmıştır. Ve yaşanan birtakım olaylar sonrası John'un Ahmed'e can borcu olur. Bu borcu ödemek için büyük çabalar sarf eder.
Filmi iki part şeklinde ele alırsak ilk part biraz daha askerler, silahlar, patlamalarla geçerken ikinci part biraz daha diplomasi, vicdanen huzursuzluk ile geçiyor. Usta yönetmen Guy Ritchie'nin izlediğim 5. filmi oldu. İzleyiciye sunduğu işler; çekim açıları, çekim kalitesi, oyuncu kadrosu ve performanslar, diyaloglar vs vs. izlemesi son derece keyifli yapımlar. Bu filmde aynı şekilde beni oldukça tatmin etti. Belki biraz senaryo kapsam bakımından dardı, belki süre anlamında daha kısa olabilirdi. Çünkü 2 saat boyunca en kısa şekilde karakterimizin ekibini kaybedip can borcunu ödemesini izliyoruz. Ancak film biraz uzun da tutulsa kendini sıkmadan izlettirmeyi başarıyor. Ayrıca filmin müziklerini yönetmen Guy Ritchie ile daha öncede birçok projede çalışmış olan Christopher Benstead besteledi ve özellikle aksiyon sahnelerinde kullanılan müzikleri oldukça beğendim diyebilirim.
Korku türü dışında bir şeyler izlemek çok iyi geldi. Özlemişim bu tarz kaliteli yapımları. Guy Ritchie ve Jake Gyllenhaal hatrına mutlaka izleyiniz. İzleyeceklere şimdiden iyi seyirler.
7.1/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Bu film, Guy Ritchie’nin kariyerinde telif hakları, İngiliz gangsterleri veya eğlenceli soygun temaları barındırmayan, tamamen ciddi bir askeri dram olan ilk ve tek filmidir.
2- Filmin afişlerinde ve jeneriğinde tam adı "Guy Ritchie's The Covenant" olarak geçer. Bunun nedeni, stüdyonun filmi 2006 yapımı aynı adlı başka bir filmle karıştırılmaması için yönetmenin adını kalıcı olarak başlığa eklemek istemesidir.
3- Film Afganistan’da geçiyor gibi görünse de, güvenlik ve lojistik nedenlerden dolayı çekimlerin tamamı İspanya’nın Alicante ve Zaragoza bölgelerinde yapıldı. İspanya dağları, Afganistan coğrafyasına benzerliğiyle seçildi.
4- Ahmed karakterini oynayan Irak asıllı Danimarkalı aktör Dar Salim, performansıyla Jake Gyllenhaal’ın altında ezilmediği gibi, pek çok sahnede filmin asıl kalbi olmayı başardı.
5- Jake Gyllenhaal, Çavuş John Kinley rolüne hazırlanmak için gerçek eski Özel Kuvvetler askerleriyle haftalarca kamp yaptı, silah tutuşundan telsiz konuşma diline kadar her şeyi bizzat onlardan öğrendi.
6- Guy Ritchie, çekimler sırasında senaryoya harfiyen sadık kalmak yerine, Jake ve Dar Salim’in aralarındaki kimyaya güvenerek pek çok diyalogsuz bakışma ve konuşma sahnesini sette doğaçlama geliştirdi.
7- Benstead, Guy Ritchie ile daha önce The Gentlemen ve Wrath of Man filmlerinde de çalışmıştı. Bu film için daha etnik ve askeri ritimleri harmanladı.
8- Filmin sonunda gösterilen gerçek fotoğraflar ve yazılar, ABD ordusu çekildikten sonra Afganistan'da kaderine terk edilen ve Taliban tarafından avlanan binlerce gerçek tercümanın trajik hikayesine dikkat çekmek için eklendi.
9- Ahmed'in yaralı John’u kilometrelerce dağ bayır boyunca derme çatma bir sedyeyle taşıdığı sahnelerin çekimlerinde Dar Salim fiziksel olarak o kadar zorlanmış ki, sahnelerdeki o yorgunluk ve çaresizlik %100 gerçektir.
10- Yaklaşık 55 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen film, sinemalarda hak ettiği devasa gişeyi bulamasa da dijital platformlara düştüğü an tüm dünyada izlenme rekorları kırdı.
11- Filmin 2 saatlik süresi, Guy Ritchie’nin filmin o "vicdani ağırlığını" seyirciye tam olarak geçirebilmek için stüdyoya karşı direttiği bir uzunluktu.
12- Guy Ritchie, savaşı estetize etmekten kaçındı; patlamalar ve çatışmalar Hollywood usulü havalı görünmek yerine, çiğ ve korkutucu olacak şekilde tasarlandı.
13- Gyllenhaal, senaryoyu ilk okuduğunda bunun sadece bir savaş filmi değil, iki insanın arasındaki "sözsüz antlaşma ve onur" hikayesi olduğunu gördüğü için hemen imzayı atmış.
14- Filmin ikinci yarısındaki o telefon görüşmeleri, vize alma süreçleri ve John'un çıldırma noktasına gelmesi, Amerikan askeri bürokrasisine yapılmış çok sert bir sistem eleştirisidir.
15- Sette kullanılan askeri araçların, helikopterlerin ve teçhizatların büyük kısmı gerçek askeri danışmanların gözetiminde ordu envanterlerinden kopyalanarak üretildi.
16- Film, Guy Ritchie’nin o pratik ve hızlı set yönetimi sayesinde sadece 2 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı.
17- Jake Gyllenhaal ve Dar Salim, çekimler bittikten sonra da gerçek hayatta çok yakın dost oldular ve hala sık sık görüştüklerini belirtiyorlar.
18- Görüntü yönetmeni, kamerayı sürekli karakterlerin çok yakınında tutarak seyircinin de o tozun, toprağın ve terin içinde hissetmesini sağladı.
19- Film, son yıllarda çekilmiş "en gerçekçi ve onurlu asker-tercüman ilişkisi" temalı yapım olarak sinema tarihine geçti.
20- Jake, John Kinley’nin o travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı ev sahnelerindeki birçok krizi ve sessiz çaresizlik anını senaryoya bağlı kalmadan, tamamen kendi psikolojik araştırmalarına dayanarak doğaçlama oynadı.
21- The Boys'un Homelander'ı Antony Starr, filmde bilge bir askeri müteahhit olan Parker rolünde kısa ama etkili bir performans sergiledi.
22- Ahmed'i oynayan Dar Salim, gençliğinde Danimarka Kraliyet Muhafızları’nda gerçek bir askeri eğitim almıştı; bu yüzden filmdeki silah sahnelerinde hiç zorlanmadı.
23- Kinley'e vizeler konusunda zorluk çıkaran Albay Vance rolündeki Jonny Lee Miller, aslında Guy Ritchie'nin çok eski bir dostudur ve set ortamına destek olmak için bu küçük rolü kabul etmiştir.
24- Vikings dizisinin Bjorn'ü Alexander Ludwig, filmde Kinley'nin ekibindeki kilit askerlerden birini canlandırarak kadronun gücünü artırdı.
25- Jake Gyllenhaal, filmin ikinci yarısındaki o "viran olmuş, suçluluk duygusundan çökmüş" halini yansıtmak için çekimlerin ortasında sıkı bir diyetle kilo verdi.
26- Senaryo yapısı, aslında ilk taslakta daha fazla karakterin geçmişini içeriyordu ancak Guy Ritchie odağın tamamen "iki adam arasındaki borç ilişkisi" kalmasını istediği için buraları kısalttı.
27- Filmdeki çatışma sahnelerinde kullanılan protez yaralar ve kan efektleri, Hollywood'un en ünlü savaş makyaj ekipleri tarafından milimetrik olarak hazırlandı.
28- Ed Wild, filmin ilk yarısında parlak ve tozlu sarı tonlar kullanırken, John'un Amerika'daki sahnelerinde daha soğuk, evcil ve boğucu mavi tonlar tercih etti.