10 Tl’nin üzerinde resmi bulunan ve kendilerini pek de tanımadığımız, fakat ordinaryüs profesör unvanı almış dünyaca ünlü matematikçi ve bilim insanı olan Cahit Arf’ın 1959 yıllında makine düşünebilirliği bağlamında bir çalışmasına tevafuk ettim ve şaşırdım. O yıllara göre örneğine az…devamı10 Tl’nin üzerinde resmi bulunan ve kendilerini pek de tanımadığımız, fakat ordinaryüs profesör unvanı almış dünyaca ünlü matematikçi ve bilim insanı olan Cahit Arf’ın 1959 yıllında makine düşünebilirliği bağlamında bir çalışmasına tevafuk ettim ve şaşırdım. O yıllara göre örneğine az rastlanır bir konu başlığı. Zaten bu çalışma, yapay zeka ve makine felsefesi üzerine Türkiye'de kaleme alınmış ilk ve en önemli yapı taşlarından biri. Ülkemizde bu tür başarılı şahsiyetlerden ve çalışmalarından haberdar olmak gerçekten kıymetli.
PDF formatındaki tam makaleye internetten ulaşabilirsiniz. İlgililerine makalenin özetini buraya bırakıyorum:
Cahit Arf’ın "Makine Düşünebilir mi ve Nasıl Düşünebilir?" başlıklı makalesi, onun 1959 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde verdiği bir popüler konferansın metnine dayanır.
Alan Turing'in ünlü "Taklit Oyunu" (Turing Testi) makalesinden dokuz yıl sonra yazılan bu metinde Arf, bir matematikçi gözüyle "düşünme" eylemini mekanikleştirip otomatlara aktarıp aktaramayacağımızı tartışır.
Cahit Arf bu makaleye, "düşünme" kavramını insan beyninin dış etkiler altında verdiği tepkiler ve yaptığı işler olarak mekanik bir çerçeveye oturtarak başlar. Arf, beyin fonksiyonlarını refleksler, mantıksal akıl yürütme ve sezgisel yaratıcılık olarak üç gruba ayırır ve o dönemin hesap makinelerinin (otomatların) sadece ilk iki grupta, yani kendilerine verilen sabit emirleri ve mantık silsilelerini çok hızlı uygulamakta başarılı olduğunu belirtir.
Makinelerin gerçekten "nasıl" düşünebileceği sorusuna geldiğinde ise Arf, günümüzün yapay sinir ağları ve makine öğrenmesi teknolojilerini onlarca yıl öncesinden tahmin eden bir çözüm sunar: Bir makinenin düşünebilmesi için dış dünyayı algılayacak sensörlere sahip olması ve sabit kurallarla çalışmak yerine, belirli bir amaca ulaşırken hata yaparak, ödül ve ceza mekanizmalarıyla kendi programını kendi kendine güncelleyebilmesi gerekir.
İnsan ile makine arasındaki en temel farkı "yaşama gayesi, istekler ve estetik hissi" gibi biyolojik ve duygusal motivasyonlarda gören Arf, makinelerin kendi kendilerine bir amaç var edemeyeceğini, ancak insanoğlu tarafından bir gaye ile programlanıp "tekâmül etme" (kendi kendine evrimleşip öğrenme) yeteneği kazandırıldığında, insanı hayrete düşürecek seviyede düşünebileceğini savunur.