Yakın zamanda şahit olduğum evlilik hakkındaki bir dizi konuşma beni hayrete düşürdü. Öyle bir düğün planından bahsediliyordu ki sanırsınız kraliyet ailesinin taç giyme töreni. Evlilik gibi değerli bir müessesenin düğün adı altında istismar edilmesi üzücü doğrusu. Teşhircilik, gösteriş, israf.. Düğün…devamıYakın zamanda şahit olduğum evlilik hakkındaki bir dizi konuşma beni hayrete düşürdü. Öyle bir düğün planından bahsediliyordu ki sanırsınız kraliyet ailesinin taç giyme töreni. Evlilik gibi değerli bir müessesenin düğün adı altında istismar edilmesi üzücü doğrusu. Teşhircilik, gösteriş, israf.. Düğün organizasyonlarının ana teması haline gelmiş durumda. Sahi amaç neydi? İki insanın hayatlarını birleştirmesi. Peki konuşulan ne, “Düğünüm harika olmalı!”.
Cennette Resulullah sallahu aleyhi ve selleme en yakın olacaklar, hayatın her alanında O’na en çok benzemeye çalışanlardır. O halde gelin, bir de Efendimiz’in ﷺ düğünler ve eğlence anlayışı karşısında nasıl bir tutum sergilediğine birlikte bakalım:
Allah Resulü, henüz kendisine peygamberlik vazifesi verilmeden önce, cahiliye döneminde farklı zamanlarda iki kez çalgılı ve kadın-erkek karışık düğün eğlencelerine katılmak istemiş; fakat ikisinde de Allah tarafından korunarak uyutulmuştur. Ali radıyallahu anhtan rivayetle ulaşan bir hadiste, Efendimiz ﷺ bu hadiseyi bizzat şöyle anlatmaktadır:
"Cahiliyye ehli gençlerinin yaptığı hiçbir şeyi yapmadım. Ancak iki defa yapmak istedim, Allah beni onlardan korudu. Ailemin koyunlarına baktığım bir gece arkadaşıma, Mekkeli gençlerle eğlenmek için Mekke’ye gitmek istediğimi ve koyunlarıma da bakmasını söyledim. Arkadaşım kabul etti ve Mekke’ye gittim. Mekke’nin girişinde çalgı sesleri kulağıma geldi. Oraya doğru gittim ve sordum bu nedir. Bana, falanca kişi şununla evleniyor dediler. Oturup onları izlemek istedim. O esnada uykuya daldım ve güneş doğana kadar uyanmadım, bu nedenle çalgı seslerini duymadım. Sabah arkadaşımın yanına döndüm. Bana ne yaptığımı sordu. Ben de bir şey yapmadığımı söyledim. Mekke’de gördüklerimi ve uyuya kaldığımı anlattım."
Efendimiz ﷺ başka bir zaman yine aynı durumu ikinci kez yaşadığını belirttikten sonra sözlerini şöyle tamamlamıştır:
"Yemin ederim ki Allah bana nübüvveti ikram edene kadar bir daha asla içimden böyle bir eğlenceye katılma isteği geçmedi." (Beyhaki, Delailü'n-Nübüvvet, 2/33-34)
Yüce Rabbimiz sevgili Resulü’nü risalet görevine tertemiz, nezih ve örnek bir şahsiyet olarak hazırlamak adına, onu henüz peygamberlik gelmeden önce bile cahiliye döneminin kadın-erkek bir arada icra edilen çalgılı düğünlerinden, yozlaşmış adetlerinden ve ahlaki aşırılıklarından bizzat muhafaza buyurmuştur.
Zahirde ise bu muhafazanın hikmeti, çalgının ve karma ortamların harama kapı aralayan yapısıyla, evlilik gibi Allah katında aziz olan bir mukaveleye gölge düşürmemek olabilir. Bu durum, kötülüğe giden yolları erkenden kapatan ince bir edep kuralıdır. Nihayetinde kulak ve gözden giren her şey, kalbe bir damla gibi sızar. İki yaşamın birleşmesinden maddi/manevi bir bereket umulurken, temele nefsani yönelimleri koyup oradan hayır devşirmeyi beklemek oldukça güçtür.
Allahu teala, Peygamberini daha nübüvvet öncesinde bile esirgediği bu ortamlardan, bizler de O’na olan sevgimiz ve cennette O’na yakın olma arzumuz adına uzak durmalıyız. Çünkü O'na benzemek, sadece ibadetlerimizde değil, en mutlu günümüz olan düğünlerimizde ve hayatın her alanında O'nun hassasiyetini kuşanmaktır.
Peki İslam’a uygun bir düğün nasıl yapılmalıdır?
1- İslami bir düğünde kadınların ve erkeklerin birbirini göremeyeceği, birbirine karışmayacağı bir oturma düzeni olmalıdır.
2- Aileleri borca sokan şatafat, lüks salonlar ve gösterişli çeyizler yerine mütevazı ve bütçeye uygun bir organizasyon yapılmalıdır. Peygamber Efendimiz’in ﷺ "En bereketli nikâh, külfeti en az olanıdır" hadisinden yola çıkarak, sade ve mütevazı bir düğün planlanmalı.
3- Çalgı ve oyun dahil edilmemeli. Onun yerine kulağı yormayan, kalbi kirletmeyen, misafirleri nezaketle karşılayıp uğurlayan, manevi bir arka plan neşesi olarak küçük dinletiler tercih edilebilir.
4- Yemek vermek Sünnet'tendir. Herkes kendi takatına uygun bir yemek ikram edebilir.
5- Takı töreni yerine bir hediyeleşme kutusu tercih edilebilir. Bu sayede destekler, kişileri ve miktarları ön plana çıkarmadan, tamamen anlamlı birer katkı olarak kabul edilir.
6- Düğünlerde cuma vaazı gibi vaazların yapılması gerekmez. Önemli olan tebrikleşmek ve evliliği ilan etmiş olmaktır. Neşeli ve tatlı bir gün geçirmek önemlidir. 🌸
Birçoğunun sadece evlenebilmeyi konuştuğu bu çağda, evliliğin sürdürülebilirliğini de dert edinenlerdensek, daha en baştan bilinçli adımlar atmamız kıymetlidir. Çünkü geçici heveslerin uzağında, köklü bir aidiyet kurmak ancak bu sayede mümkündür.
"Ruhların birbirine muhabbet duyması ve helal bir akitle (nikahla) birleşmesi, kalpteki tüm kederleri giderir. Düğün, bu dünyada cennet hayatının ufak bir provasıdır; çünkü orada da sadece selam, barış ve huzur vardır." (İbn Kayyim el-Cevziyye)