2026 (78. Film) Hali hazırda yirmi yıl sonra devam filmi çıkmışken ondan evvel o meşhur ilk filmi izlemek istedim. Filmin oyuncu kadrosunu çok sevdiğim isimler oluşturuyor. Anne Hathaway ve Emily Blunt daha 23 yaşında hem performansları hem de güzellikleriyle ekrana…devamı2026 (78. Film)
Hali hazırda yirmi yıl sonra devam filmi çıkmışken ondan evvel o meşhur ilk filmi izlemek istedim. Filmin oyuncu kadrosunu çok sevdiğim isimler oluşturuyor. Anne Hathaway ve Emily Blunt daha 23 yaşında hem performansları hem de güzellikleriyle ekrana o kadar yakışmışlar ki. Simon Baker namı diğer Patrick Jane hakkında çok bir şey söylememe gerek yok, bayılıyorum bu adama:) Usta isimler Meryl Streep ve Stanley Tucci ise filme apayrı bir kalite katmış.
Karakter olarak ele almam gerekirse Miranda (Meryl Streep) işinde son derece başarılı, rakipsiz bir kadındır. Tüm sektörü parmağında oynatan, kişisel tecrübe ve beğenilerini kabul ettiren, iş ahlakı çok ciddi boyutta bir karakterdir. Miranda bu şöhrete sahip olabilmek için kişisel yaşantısından çok fazla fedakârlık yapmıştır. Zor da olsa özgürlüğünden vazgeçip bu hayata adapte olmuştur. Andy (Anne Hathaway) ise hayata bakışı anlamıyla kendisiyle çok alakalı olmayan bir sektöre adım atmıştır ve başında Miranda gibi mükemmelliyetçi, zor bir patron vardır. Andy başlarda güldüğü, garipsediği takıların, kıyafetlerin bir süre sonra kendi üzerinde olduğunu fark edecektir. İşi artık onun tüm hayatı olmuştur. Ancak filmin bize vermek istediği mesaj gibi hayatta vermiş olduğumuz kararlar, yapmış olduğumuz seçimler bize aittir. Bunun için sistemi suçlama! Andy & Miranda arasında geçen son sahnedeki bakışma ise çok anlamlı bir detaydı.
Filmi takdir etmem gereken yönlerden birisi de Emily (Emily Blunt) ve Andy karakterleri arasında entrika yaşanmaması oldu. Şu proje eğer ki bir Türk yapımı olsaydı bu filmde saç baş yolmalar, birbirlerine saldırmalar vs vs. görürdük. Ancak ülke olarak sektörde maalesef ki çok gerideyiz. Gayemiz iyi filmler yapmaktan ziyade tamamen ticari nedenler. Bu filmde olduğu gibi olayın özünden çok sapmadan asıl verilmek istenen mesaja yoğunlaşılarak ve entrika olmadan da güzel yapımlar yapılabiliyor demek ki! Yeniden rotamı Meryl Streep'e yönelterekten belirtmeliyim ki muazzam bir oyunculuk sergilemiş. Filmin açık ara parlayan yıldızı! Diğer cast seçimi ve performanslar da gayet iyiydi. Simon Baker'ın karakteri çok dolu dolu olmasa da kendisini görmek bile oldukça keyifliydi. Filmde tek cast eleştirim Adrian Grenier (Nate) üzerine olacak. Evet kendisi modayı saçma bulan, giyim kuşamına önem vermeyen bir karakter. Ancak Anne Hathaway ile ilişkisi olması açısından aralarında yakıştırma yollu çok bir uyum yakalayamadım. Daha farklı biri olabilirdi diye düşünüyorum.
Genel olarak beğendiğim ve tavsiye edeceğim işlerden bir tanesi oldu. İzlemekte oldukça geç kaldığım filmlerden. Listenizdeyse eğer daha fazla geciktirmeden mutlaka izleyin. Şimdiden iyi seyirler.
7.4/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, Vogue dergisinin efsanevi ve korkulan genel yayın yönetmeni Anna Wintour'un eski asistanı Lauren Weisberger'ın yazdığı kitaba dayanıyor. Yani Miranda Priestly karakteri aslında %100 gerçek hayattaki Anna Wintour.
2- Meryl Streep, Anne Hathaway ile ilk set gününde yanına gidip: "Senin bu rol için harika olduğunu düşünüyorum. Seninle çalışacağım için çok mutluyum" demiş, ardından eklemiş: "Ve bu, sana söyleyeceğim son nazik şey." Çekimler bitene kadar da karakterinden hiç çıkmamış.
3- Anna Wintour, moda tasarımcılarına ve markalara filmde yer almamaları için gözdağı verdi. "Eğer filmde görünürseniz sizi bir daha Vogue'a basmam" dediği için pek çok ünlü tasarımcı filmde yer almaktan korktu.
4- Tüm bu tehditlere rağmen Anna Wintour, filmin New York galasına tepeden tırnağa Prada giyinerek gelerek dâhice bir halkla ilişkiler hamlesi yaptı ve ne kadar güçlü olduğunu gösterdi.
5- Film, sinema tarihinde kostümlere en çok para harcanan yapımlardan biridir. Ünlü tasarımcı Patricia Field, çoğunluğu ödünç alınan ve satın alınan kıyafetlerle film için 1 milyon dolarlık bir gardırop oluşturdu.
6- Miranda'nın Andy'ye moda endüstrisini anlattığı o meşhur "akıllı mavi" kazak monoloğu aslında senaryoda çok kısaydı. Meryl Streep, karakterin zekasını ve işine olan saygısını göstermek için o sahneyi bizzat kendisi genişlettirdi.
7- Yönetmen ve yapımcılar Miranda karakterinin sürekli bağırıp çağıran sert bir kadın olacağını düşünüyordu. Ancak Meryl Streep ilk senaryo okumasında karakteri fısıltıyla karışık, çok kısık bir ses tonuyla konuştu. Bu ton, bağırmaktan çok daha korkutucu olduğu için aynen korundu.
8- Yapımcılar başlangıçta Anne Hathaway'in karakterin ilk sahnelerindeki "göze batmayan" hali için kilo almasını istedi. Hathaway tam kilo almışken, bu sefer şık kıyafetlerin içine girebilmesi için acilen kilo vermesi istendi. Oyuncu çekimler boyu kıyafet krizleriyle boğuştu.
9- Emily Blunt, karakterinin o her an stresi, gerginliği ve arkada sürekli panik halinde koşturduğu sahnelerdeki pek çok mimik ve el hareketini tamamen doğaçlama yaptı.
10- İnanması güç ama Andy rolü için ilk teklif yine çok sevdiğim Rachel McAdams'a gitti. McAdams, o dönem ana akım filmlerden uzak durmak istediği için rolü tam 3 kez reddetti. Rolü deli gibi isteyen Anne Hathaway ise stüdyonun 9. tercihiydi!
11- Dünyaca ünlü süper model Gisèle Bündchen, filmde oynamayı tek bir şartla kabul etti: Bir mankeni değil, gözlüklü sıradan bir dergi çalışanını canlandırmak istedi.
12- Stanley Tucci (Nigel), bu filmin setinde Emily Blunt ile o kadar iyi dost oldu ki, yıllar sonra Emily'nin kız kardeşi Felicity Blunt ile tanıştı ve evlendiler. Yani Stanley ve Emily şu an gerçek hayatta enişte-baldız.
13- Streep, kendisine teklif edilen ilk ücreti "hakaret" olarak görüp projeden çekileceğini söyledi. Bunun üzerine stüdyo bütçeyi iki katına çıkararak usta oyuncuya istediği ücreti verdi.
14- Meryl Streep için filmin en zor sahnesi, Andy'nin masasına sürekli çanta ve ceket fırlattığı sahneydi. Çantaların masaya tam oturmaması, Streep’in kolunun takılması yüzünden tam 30 kez baştan çekildi. Emily Blunt bunun setin en komik anı olduğunu söylemiştir.
15- Filmde Andy'nin Miranda'nın ikizleri için bulmaya çalıştığı henüz basılmamış Harry Potter kitabı, o dönem gerçekten de piyasaya çıkmamıştı. Sette korumalar eşliğinde sahte bir kapakla tutuldu.
16- Meryl Streep, Miranda Priestly’nin beyaz saç stilini ünlü model Carmen Dell'Orefice'den, o soğuk ama elit tavırlarını ise politikacı Christine Lagarde'dan ödünç aldığını itiraf etti.
17- Emily Blunt bu filmden önce Hollywood'da neredeyse hiç tanınmıyordu. Filmin vizyona girmesiyle birlikte bir gecede süperstara dönüştü.
18- Patrick Jane'im Simon Baker, canlandırdığı karakterin o "entelektüel ve tehlikeli" havasını vermek için çekim aralarında bile Anne Hathaway ile sürekli flörtöz şakalar yapmış.
19- Filmin başındaki kızların sabah hazırlanma montajı, New York moda sektöründeki gerçek asistanların sabah rutinleri gizlice izlenerek ve incelenerek birebir kurgulandı.
20- Meryl Streep, filmde giydiği o birbirinden pahalı ve lüks tasarım kıyafetlerin tamamını çekimler bittikten sonra açık artırmayla satılması ve gelirinin hayır kurumlarına bağışlanması için stüdyoya bıraktı.
21- Emily Blunt aslında Eragon filminin başrolü için seçmelere katılmış ve elenmişti. O sırada stüdyoda morali bozuk bir şekilde, kot pantolon ve parmak arası terlikle dolanırken bir casting ajanı tarafından fark edildi. Karakter normalde Amerikalı olacaktı ancak Blunt’ın o keskin İngiliz aksanı yönetmeni büyüledi.
22- Nigel rolü için aylarca oyuncu arandı ancak bulunamadı. Stanley Tucci, filmin çekimlerine başlamaya tam 72 saat kala rolü kabul etti ve seti iptal olmaktan kurtardı.
23- Filmin adı her ne kadar Prada olsa da, Meryl Streep film boyunca ağırlıklı olarak Donna Karan ve Valentino tasarımları giymeyi tercih etti.
24- Meryl Streep, setteki o mesafeli ve buz gibi Miranda imajını korumak için çekimler boyunca Anne Hathaway ve Emily Blunt ile set aralarında hiç konuşmadı ve onlardan uzak durdu. Hathaway sonradan "Ondan çok korkuyordum ama bu performansımı inanılmaz körükledi" demiştir.
25- Bütçe kısıtlamaları yüzünden Meryl Streep aslında hiçbir Paris sahnesi için Fransa'ya gitmedi. Mercedes içindeki sahneleri New York'ta bir yeşil ekran stüdyosunda çekildi; Paris sokaklarında yürüyen ise sadece onun bir dublörüydü.
26- Meryl Streep’in gerçek kızı Mamie Gummer, filmde Starbucks’taki baristalardan biri olarak küçük bir sahne çekmişti; ancak filmin temposunu artırmak adına o sahne kurguda tamamen atıldı.
27- Emily Blunt’ın eşi ünlü aktör John Krasinski, bir röportajında bu filmin tam bir hayranı olduğunu ve Blunt ile tanışmadan önce filmi en az 75 kez izlediğini söylemiştir.
28- İlk senaryo taslaklarında Lauren Weisberger’ın kitabına sadık kalınarak Miranda tamamen bir "canavar ve cadı" olarak yazılmıştı ve Andy ondan intikam almaya çalışıyordu. Yönetmen David Frankel bunun çok ucuz olacağını düşünerek senaryoyu sıfırdan yazdırdı ve Miranda’yı o "mükemmeliyetçi ve dahi" gri bölgeye çekti.
29- Filmin sonundaki o meşhur arabalı sahnede Miranda normalde "Herkes benim yerimde olmak istiyor" diyecekti. Ancak Meryl Streep, senarist Aline Brosh McKenna’ya giderek repliği "Herkes bizim yerimizde olmak istiyor" olarak değiştirdi; bu da Andy’ye duyduğu o gizli saygının en büyük kanıtı oldu.
30- 20th Century Fox, kitabın haklarını yazar Lauren Weisberger daha kitabı bitirmeden, sadece ilk 100 sayfalık taslağı okuyarak satın almıştı. Miranda karakterinin sinema tarihindeki en büyük ikonlardan biri olacağını o günden öngörmüşlerdi.