uyanınca kafamı yastığa vurup, 'neden durdun bilinçaltım devam etsene' dedirten bir rüya... kardeşim şehirdışına çıkacaktı, ben de onu istanbulda yaşamamıza rağmen konya otogarına götürüp oraya bırakıyordum. akşama kadar şehri gezmem için vaktimin olduğunu düşünüyorum, akşam da otobüse biner geri gelirdim,…devamıuyanınca kafamı yastığa vurup, 'neden durdun bilinçaltım devam etsene' dedirten bir rüya...
kardeşim şehirdışına çıkacaktı, ben de onu istanbulda yaşamamıza rağmen konya otogarına götürüp oraya bırakıyordum. akşama kadar şehri gezmem için vaktimin olduğunu düşünüyorum, akşam da otobüse biner geri gelirdim, yaklaşık 4-5 saatlik bir sürem var yani konyayı gezmem için.
elimde telefonum var, şarjı 65 navigasyon açıp nereye gitsem diye düşünüyorum. o sırada rüyadaki zihnimden bir an geçiyor, babam bana 200 tl harçlık veriyor ve ne kadar sinsi olduğumdan bahsediyor. gerçekte de geçen gün tam olarak 200 lira vermesi dışında hiçbir sorun yok.
yolda ilerlemeye devam ediyorum, karşıma bir teyze çıkıyor. tanıyorum onu galiba, teyze gülümseyip yanıma geliyor. konuşuyoruz biraz falan, dizini açsana diyor. vücut kısmı olan diz. ben diyorum ki teyze ne gerek var saçmalama lütfen. o sırada yanda bir kasap var. dükkanın içine girmek için birkaç merdiveni çıkman gerekiyor. arkadan da ameliyata girecek bir cerrah başına taktığı, vücuduna sterilizasyon amaçlı taktığı plastik şeyleri yıkamış? bir şekilde koşa koşa kasaba geliyor. sonra başındakini çıkarıp yere koyuyor. ve gene koşa koşa gidiyor. rüyadaki ben gülme krizine giriyorum, şimdi görüntüsü de aklımda olduğu için hâlâ çok komik geliyor. poşeti alıp gidiyorum ben.
sonra teyze bir anda geçen günlerde konuştuğum bir arkadaşıma benziyor. kırmızı hırkalı bir erkektir kendileri. onla konya'yı gezmeye başlıyoruz. güzel fotoğraflar çekiniyorum, hafiften de hava kararmaya başlamış. o sırada yağmur yağıyor, ikimizde de şemsiye yok ıslanıyoruz. ben estetik gözüken binaların fotoğrafını çekiyorum. ileride de kırmızı hırkalı eleman bekliyor işte, poşeti başıma geçirerek koşa koşa yanına gidiyorum. bu kısım da çok komikti, zihnimde full hd oynuyor.
sonra kırmızılı eleman bir anda kayboluyor. onun yerine en yakın arkadaşım geliyor. bir restorandan içeri giriyorum. üç katlı bir restoran. girişteki masanın üstünde bir çanta var, üzerinde bir rozet asılmış. geçen günlerde konuşmayı kestiğimiz arkadaşımın adı yazıyor üstünde. diyorum ki arkadaşıma ben üst kata bakayım sen de alt kata bak. üst kata çıkıyorum, karşımda konuşmayı kestiğimiz arkadaşım duruyor. aslında konuşmayı o kesmişti.(bu gerçek hayattan bilgi) o da beni görüyor.
ne işin var burada diyor, zihnimde beni 'sapık stalker' diye nitelendirdiğini düşünüyorum. açıklamaya çalışıyorum, hayır tesadüfen karşımıza çıktın, diye ama bir türlü inanmıyor. sonra çekip gitmeye yelteniyor, kolunu tutuyorum. neye kırıldın, neden konuşmayı bitirdin diyorum. tam bir şeyler açıklamaya başlıyor. hâlâ açıklananlar zihnimde ucundan var. ama açıklaması bitmeden uyanıyorum.
bari açıklaması bitseydi ya. cidden uyanınca kafamı yastıklara vurdum.
müthiş senaryo 10/10