Meşhur bir soru vardır, ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu diye. Herkes muhakkak bu üç şeyi bir kez dahi olsa düşünmüştür. Bir zamanlar ben de strateji geliştirip doğru araçları seçmeye çalışır ama her seferinde tam emin…devamıMeşhur bir soru vardır, ıssız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu diye. Herkes muhakkak bu üç şeyi bir kez dahi olsa düşünmüştür. Bir zamanlar ben de strateji geliştirip doğru araçları seçmeye çalışır ama her seferinde tam emin olamazdım. Fakat öğrendiğim bir kıssadan sonra artık cevabım netleşmişti: Issız bir adaya düşsem yanıma alacağım üç şey; iki saliha dost ve bir salih amel. Nasıl yani?… Anlatayım.
Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilen “Ashâb-ı Rakîm”, İsrailoğulları zamanında yaşamış üç gençtir. (Kehf, 9) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onların pek çok yönden ibretlerle dolu kıssasını şöyle anlatır:
Sizden evvelki ümmetlerden üç kişi yola çıktılar. Yağmur başladı. Korunmak için dağdaki bir mağaraya sığındılar. Derken dağdan bir taş yuvarlandı ve mağaranın ağzını tamamen kapattı. Birbirlerine:
“Vallahi bizi bu kayadan, ihlasla yaptığınız salih amellerinizi vesile ederek Allah’a dua etmekten başka hiçbir şey kurtaramaz.”
İçlerinden birisi şöyle dua etti:
“Allah’ım! Benim çok yaşlı bir annem ve babam vardı. Ben onlardan önce ne aileme ne de hayvanlarıma bir şey içirmezdim. Bir gün (hayvanları otlatmak için) uzak bir yere gitmiştim, onlar uyuyana kadar dönemedim. Akşam sütlerini sağdım ama onları uyumuş buldum. Onlardan önce aileme ve çocuklarıma süt içirmeyi de hoş görmedim. Süt bardağı elimde olduğu halde uyanmalarını bekledim, nihayet şafak söktü. Annem ve babam uyandılar ve sütlerini içtiler. Allah’ım! Eğer bu işi Sen’in rızan için yapmışsam, bizi bu sıkıntıdan kurtar!”
Bunun üzerine taş bir parça açıldı, lakin çıkılacak gibi değildi. İkincisi şöyle yalvardı:
“Allah’ım! Amcamın bir kızı vardı. Bir erkek, bir kadını ne kadar çok sevebilirse, ben de onu o kadar seviyordum. Onunla beraber olmak istedim. Lakin teklifimi kabul etmedi. Birkaç sene sonra bir kıtlığa uğrayınca bana başvurdu. Kendini bana teslim ederse, ona yüz dirhem vereceğimi söyledim. Çaresiz kabul etti. Tam el uzatacağım sırada: ‘Allah’tan kork da haksız olarak mührümü bozma!’ dedi. Elimde imkan olduğu halde, Allah’tan korkarak ondan uzaklaştım. Verdiğim paraları da ona bağışladım. Allah’ım! Eğer bu işi sırf Sen’in rızanı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz belayı üzerimizden gider!”
Mağaranın kapısı bir parça daha açıldı, ancak yine çıkılabilecek derecede değildi. Üçüncü şahıs da şöyle dua etti:
“Allah’ım! Ben birtakım işçiler çalıştırmıştım ve ücretlerini de vermiştim. Ancak bir tanesi ücretini almadan bırakıp gitti. Ben de onun ücretini ürettim, çoğalttım; öyle ki bundan büyük bir mal varlığı meydana geldi. Bir süre sonra o işçi çıkageldi ve: ‘Ey Allah’ın kulu! Bana olan borcunu öde’ dedi. Ben de ona: ‘Şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler senin ücretinden çoğalanlardır, hepsini al götür’ dedim. İşçi: ‘Ey Allah’ın kulu, benimle alay etme!’ dedi. Ben de: ‘Seninle alay etmiyorum, gerçekten hepsi senindir’ dedim. Bunun üzerine o, malların hepsini topladı ve tek bir şey bırakmadan alıp götürdü. Allah’ım! Eğer bunu Sen’in rızan için yapmışsam, içinde bulunduğumuz belayı üzerimizden defet!”
Nihayet taş, mağaranın ağzından kaydı, onlar da mağaradan çıkarak yollarına devam ettiler.” (Buhârî, Müslim, Ahmed)
Bu öğrendiklerim sonrasında ıssız ada klişesi yerini şu mantıklı cümleye bıraktı; “Eğer bir gün sığındığın mağaranın kapısı kapanırsa, o kapıyı açacak iki saliha dostun ve bir salih amelin olsun.”
Bugün hangimizin kimsenin bilmediği, sadece Allah ile kendi arasında olan, “Rabbim bunu sadece senin için yaptım” diyebileceği bir ameli var? Hepimiz amellerimizi vitrine koyuyoruz. Ama mağara kapandığında beni vitrindeki amelim değil, kalbimdeki ihlasım kurtarır.
Velhasıl biz de bu gençler gibi, hayatımızda samimi ve güzel ameller biriktirmeliyiz. Öyle ki, ağır bir imtihanla sınandığımızda, o temiz amellerimizi vesile edip Rabbimizden yardım istemeye, ona sığınmaya yüzümüz olabilsin.