Çok klişe ama sıcak bir filmdi. Filmde başrol karakterin varlıklı dedesinden kalan mirası alabilmesi için yaşadığı serüveni izliyoruz.Ben filmdeki bazı noktaları ahiret hayatı ile kıyaslayarak bu boş dünyanın sayılı günlerinin geçici olduğunu ve tüm dertlerin imanlı bir ölümle son bulduğunu…devamıÇok klişe ama sıcak bir filmdi.
Filmde başrol karakterin varlıklı dedesinden kalan mirası alabilmesi için yaşadığı serüveni izliyoruz.Ben filmdeki bazı noktaları ahiret hayatı ile kıyaslayarak bu boş dünyanın sayılı günlerinin geçici olduğunu ve tüm dertlerin imanlı bir ölümle son bulduğunu bir nebze olsun hatırlatmak ve asıl gayenin her zaman orası olduğunu akıldan çıkarmamak için genel itibariyle yazmaya çalışayım.
Öncelikle,başrol karakter dedesinin vefatından önce varlıklı bir yaşam sürdüğü için paranın nereden geldiğini nasıl kazandığını umarsamaz bir şekilde yaşıyor.Günümüzde de ekseriyetle jason gibi hayata sahip insanlar bu maddi varlığın getirdiği konforu daha önce zorluk görmeden yaşadıkları için idrak etmeleri daha zor olabiliyor.O yüzden kişinin varlıkta mı yoksa yoklukta mı manen terakki edeceği Hz. Allah'ın ezeli ilmindedir.Kimi insan fakirlikte Hz. Allah'a vasıl olur kimi insan zenginlikte vasıl olur.Tabi bu oran zenginlerde daha düşüktür.Bunları hadisi şeriflerden daha iyi idrak edebiliyoruz.
Bazı hadisi şerifler çoğunluğun hata yaptığını belirtmek için bizlere uyarı mahiyetinde aktarılmış,çoğunluk böyle bak dikkat et sen onlardan olma şeklinde.Mesela buna örnek verirsek
"Cennet ehlinin çoğunun fakirlerden olduğunu gördüm." [Buhari]
Süleyman A.S. ve Peygamber efendimizin hayatlarını incelersekte bu tarz farklılıkların Hz. Allah'ın bir takdiri olduğunu çok net görebiliriz.Çünkü kişinin rızkı çok çalışması veya az çalışması ile artan bir durum değildir. Rızk çalışmaya sebep olarak yaratılmış ama rızkın fazlalığı ya da azlığı çalışmaya değil Hz. Allah'ın dilemesine bağlıdır,Ehli Sünnet itikadı bunu gerektirir çünkü çalışma bir sebeptir,sebebi inancın önüne geçirip materyalizme dökmek inanç noktasında zayıflıktır.
Ehli Sünnete göre helal de haramda rızıktır.Yani kişi kendi tercihini helalden kullansaydı aynı rızık helalden de gelecekti haramdan kullansaydı da aynı rızkı elde edecekti.Şans oyunları oynayan kişiler helalden kazanacağı parayı haramdan kazanmış oluyorlar.O fiili yapmasa Hz. Allah helal için sebepler halk ederdi.Burada bizim dikkat etmemiz gereken şey farkediyorsanız cüzi irade ve iman meselesi.Araya filmden alakasız bir mesele sıkıştırayım.Ecelde bu şekilde bellidir.Yani silahla vurulan kişide kazada ölen kişide her ne şekilde ölürse ölsün eceliyle ölmüştür.O şekilde ölmeseydi Allah o anda başka bir şekilde canını alırdı.
"Ölüm geldiği vakit ne bir an ileri ne de bir an geri gider."
Yukarıda ki yazdıklarımdan özetle Ehli Sünnet itikadınca kişinin benliğine işlemesi gereken bilinç tam olarak şu oluyor;Allah'ım ben çalışıyorum ama benim iradem bir şeyin olması için yeterli sebep değil.Bu hissiyatın ifadesi Elmalı Tefsirin'de şu şekilde geçer;
"Zira insanın azm-ü iradesi bir şeyin husulü için kâfi sebep değildir."
Hz. Allah,anne karnında bilinçsiz bekleyen bebeğe rızkını çalışmadan yorulmadan verdiği gibi her şeye Kadiri Mutlaktır.Burası sebepler dünyası ama sebepsiz de olacağını anlayabilmek için imtihan dünyası.
"Hayatta her şeyini kaybetmeden,gerçekten yaşamaya başlayamazsın." Red Stevens
Bu söz aslında, nefsin isteklerini kontrol altına al gelene de gidene de üzülme inancının bir yansıması.İmamı Azam Ebu Hanife Hazretleri ticaretle uğraştığı dönemde talebelerine ders verirken bir talebesi yanına gelerek efendim geminizin bir tanesinin battığını öğrendik diye haber veriyor,İmamı Azam Elhamdülillah diyerek derse devam ediyor.Aradan biraz zaman geçince o kişi tekrar gelerek yanlış bilgi verildiğini geminin ona ait olmadığını söyleyince İmamı Azam yine Elhamdülillah diyor.Bu hale şaşırınca öğrenciler,sebebini soruyorlar.İmamı Azam:
"Gemin battı diye haber geldiğinde kalbimi yokladım.Dünya malının yok olmasından dolayı herhangi bir üzüntü yoktu.Bu hale şükrettim.Sonra batan geminin bana ait olmadığına dair bir haber geldi.Tekrar kalbime baktım.Dünya malına kavuşmaktan dolayı bir sevinç yoktu.Bu hale de şükrettim.Allah'a hamdolsun ki;kalbimizi dünyaya bağlamadı."
Mezhep İmamımız İmamı Azam Ebu Hanife Hz.lerinin bu kıssası dünya hayatı boyunca maddi şeylere kalben verilmesi gereken önemi gösteriyor.Mal cepte lazım kalpte değil.Kalbe girerse o kişi manen terakki edememiş demektir.
"Yeryüzünde vuku bulan veya başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki,biz onu yaratmadan önce bir kitapta(levhi mahfuz) yazılı olmasın.Kuşkusuz bu Allah'a göre kolaydır.Bu,kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir.Allah,kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez." [Hadid Suresi]
"Birine verilebilecek en büyük hediyenin,zaten sahip olduğu tüm nimetlerin farkına varması olduğunu hiç düşünmemiştim."(Jason)
Eğer ki Hz.Allah kulunu direkt cennete koysaydı dünya hayatında yaşadığı sıkıntıları belaları,çalışıp kazanmanın zorluğunu,sonsuz nimetin kıymetini idrak edemezdi.Hz.Allah zaten bize bunu verecek gibi bir kibre kapılabilirdi.Çünkü insanlık olarak nefis taşıdığımız için eğer bu nefis tezkiye edilmezse nankörlük ve verilen nimetleri inkar etme yolunu tercih ediyoruz.Bunu ancak ruhu meleki yönü nefse baskın gelirse aşabiliyoruz.
Her yeni doğan gün adeta ölmüşte dirilmiş yeni bir şans bahşedilmiş gibidir.İmanda her gün ibadetle ve inançla diri tutulması gereken bir kavram,son nefesin nasıl olacağının bilinmezliğinden dolayı hergün yeniden islamla müşerref olmuş gibi olmak gerekiyor.İnsanın bir günü diğer gününü tutmaz,bir gün sinirli bir gün enerjik bir gün depresif olabilir.Bu haller gibi son nefeste iman konusununda değişmeyeceğinin garantisi de yoktur.Mesela denir ki namahreme bakmanın yani göz zinasının son nefeste imansız ölmeye sebep olabileceği yazar.Alimler işte bu nefsin bilinmezliğinden dolayı son nefeste imansız gitmenin en büyük korku olduğunu aktarmışlar.Nefis öyle bir düşman ki son nefeste dahi boş durmuyor.
Denilir ki ölüm döşeğinde yatan kişiye "Kelime-i şahadet getir de." Denilmez,kulağına söylenir, "de" lafzını duyunca inat edeceği tutarda,yok demem derse son nefeste imanından olabilir korkusu olduğundan dolayı sadece telkin edilmesi gerektiği söylenir.Böyle bir varlıkla yaşıyoruz.Bir gece kafayı yastığa koyup uzunca tefekkür ederseniz kendi benliğinizin bazen ne kadar çekilmez olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.
Filmin sonunda dedesinden gelen bir son hediye var.Hz. Allah'ta kurtuluş nasip olmuş kullarından bu nimetlerinin büyük kısmını dünyadayken gizlemiştir.Hiçbir kulun verilecek nimetleri bu dünyadaki aklıyla idrak edemeyeceği söylenir.
Cennete son girecek olan kişinin dahi 1 gün kadar bir süre bile olsa bu dünyanın tüm varlığına sahip olsa bile dünyaya gelmek istemeyeceği aktarılmıştır.Hz. Adem bu necis dünyaya, ihtiyacını gidermek için inmiştir.O yasak meyveden yedikleri zaman tuvalet ihtiyacı meydana gelince dünyaya inmek durumunda kalmalarından bir sebepte budur.İşte dünyanın Hz. Allah nezdinde değeri insanın pisliğini bıraktığı yer kadardır.