Evet, dizi romantik fanteziler sunuyor. Evet, klişelerden bolca faydalanıyor. Ancak klişeler her zaman kötü değildir. Dizinin başarısını yalnızca kadınların ilgisiyle açıklamak eksik kalır. Günlük hayatta yeterince kafa dolduğu için kafa dağıtacak şeyler izlemek istiyoruz. İşte bu yüzden insanlar yıllardır aynı…devamıEvet, dizi romantik fanteziler sunuyor. Evet, klişelerden bolca faydalanıyor. Ancak klişeler her zaman kötü değildir. Dizinin başarısını yalnızca kadınların ilgisiyle açıklamak eksik kalır.
Günlük hayatta yeterince kafa dolduğu için kafa dağıtacak şeyler izlemek istiyoruz. İşte bu yüzden insanlar yıllardır aynı dizileri tekrar izliyor. Sonunu bildikleri hikayelere dönüyor. Çünkü bazen sürpriz değil, öngörülebilirlik rahatlatıcı oluyor.
Belki de dizinin en dikkat çekici yanı erkek karakterlere yaklaşımı. Uzun yıllar boyunca popüler kültürde iki baskın erkek modeli gördük. Bir tarafta duygularını bastıran sert erkekler vardı. Diğer tarafta ise kaba, sorumsuz ve olgunlaşmamış erkeklerin romantikleştirildiği karakterler.
Garrett bu iki kalıbın da dışında duruyor. O bir sporcu. Takım kaptanı. Fiziksel olarak güçlü. Popüler ve yakışıklı. Ancak aynı zamanda hata yapabilen, özür dileyebilen, duygularını tanıyabilen ve konuşabilen biri. Daha da önemlisi karşısındaki insanın sınırlarına saygı gösteren biri. Sosyal medyada sık sık karşımıza çıkan alfa erkek söylemlerinin karşısında duran bir model bu. Gücü baskı kurmak için değil, sorumluluk almak için kullanan bir erkeklik anlayışı. Bu nedenle Garrett'ın gördüğü ilgi yalnızca romantik bir çekicilikten kaynaklanmıyor. Birçok izleyici aslında ekranda nadiren gördüğü duygusal olgunluğu izliyor.
Dizinin Hannah karakteri üzerinden anlattıkları da benzer şekilde önemli. Birçok romantik yapımda travma yaşamış karakterlerin iyileşmesi aşkın sihirli gücüne bağlanır. Birisi gelir ve tüm yaralar kapanır. Travma sonrası iyileşmenin temelinde güven duygusu vardır. Bir insan yeniden yakınlaşmayı öğrenmeden önce yeniden güvende hissetmeyi öğrenir.
Garrett'ın onun sınırlarına gösterdiği saygı ve anlayış yalnızca romantik bir jest değil. Travma psikolojisinin en temel ilkelerinden biri olan kontrol hissini geri verme çabası.
Bu nedenle ilişkileri inandırıcı geliyor. Çünkü dizi seni kurtaracağım safsatasına girmiyor. Bunun yerine yanında olacağım gerçekliğini seçiyor. Aradaki fark çok büyük. Birincisi güç ilişkisi, ikincisi eşitlik yaratır.
Güzellik algısı konusunda da yapımın bir tavrı var. Dijital kültür uzun yıllardır belirli bir kadın görünümünü ideal olarak pazarlıyor. Sarışın, zayıf, kusursuz vücut ölçülerine sahip mükemmel kadın karakterler ekranı domine ediyor. Hannah bu kalıbın tam karşısında durmuyor belki ama onu kırıyor. Daha doğal bir görünümü var. Daha erişilebilir görünüyor. Kusursuzluk üzerinden değil, karakter üzerinden var oluyor. Bu detay küçük gibi görünse de temsil meselesi açısından önemli. Çünkü insanlar yalnızca görmek istedikleri karakterlere değil, kendilerini görebildikleri karakterlere de ihtiyaç duyar.
Dizi büyük toplumsal sorunlar çözmüyor. Yeni bir anlatı dili icat etmiyor. Televizyon tarihini değiştirmiyor. Ama uzun zamandır unutulan bazı şeyleri hatırlatıyor. Saygının çekici olabileceğini. Rızanın romantizmi öldürmediğini. Duygusal olgunluğun sıkıcı olmadığını. İyi insanların da ilginç karakterler olabileceğini ve en önemlisi sevginin bazen büyük fedakarlıklardan değil, küçük güven duygularından ve anlardan oluştuğunu.