Spoiler içeriyor
"Sende o kadar uzun yaşadım ki merak ediyorum acaba gerçekten var mısın, yoksa seni ben mi uydurdum?" "Anın içinde sessizce yaşamazsak, insan ölerek ne kazanır ki?" -Kadın için deli diyorlar. +İnsanların hakkımda her duyduklarına inanmalarını istemezdim.." - Evlilik bir mobilyadan…devamı"Sende o kadar uzun yaşadım ki merak ediyorum acaba gerçekten var mısın, yoksa seni ben mi uydurdum?"
"Anın içinde sessizce yaşamazsak, insan ölerek ne kazanır ki?"
-Kadın için deli diyorlar.
+İnsanların hakkımda her duyduklarına inanmalarını istemezdim.."
- Evlilik bir mobilyadan ziyade bitki gibidir. Sürekli beslenme ihtiyacı olan canlı bir organizma..
+ sahip olduğumuz değil büyüttüğümüz bir şeydir.
"Erkek kendini bitki, kadını da toprak olarak görme eğilimi var. Bu iki cins içinde zayıf bir hal.."
"Bağımsızlığın cinsiyeti olmaz..
Popülerlik hiçbir zaman üstün yetenek ve dehanın belirtisi olmamıştır.."
"Bana sorarsan aşk karşındakini her şeyiyle tanımak değil, onu neyin delirttiğini bilmemek.."
"Arada bir seni görüyormuşum gibi geliyor sonra bir bakıyorum gitmişsin.. insanları ne kadar az tanıyoruz.."
"hiç söylediğini kastediyor ya da kastettiğini söylüyor musun yoksa sana yaklaşmaya çalışanları şaşırtmaktan zevk mi alıyorsun?"
"Neden birçok şeyi kendine saklamak gibi bir sanat geliştirdin?"
"Şimdiki zaman kipleri anlamsızlaşmaya başladı.."
*Filmini izlemeye başlarken Virginia Woolf hakkında bildiklerim oldukça sınırlıydı. Onu daha çok feminist kimliğiyle ve trajik sonuyla tanıyordum. Açıkçası hayatının bazı yönlerini bugün öğrenmiş oldum ve bu beni şaşırttı. Fakat filmi değerlendirirken bu kısmı merkeze almak istemiyorum. Çünkü bana kalırsa bir insanı anlamaya çalışırken bazen hayatının en çok konuşulan tarafı, aslında en az şey anlatan tarafı olabilir.. Benim dikkatimi daha çok Virginia Woolf'un bir yazar olarak zihinsel dünyası çekti. Sürekli düşünen, kendi zihninin içinde dolaşan, bazen düşüncelerinin ağırlığı altında ezilen bir insan gördüm. Yazmak gerçekten böyle bir şey mi diye düşündüm izlerken. İnsan çok düşünmekten yorulur mu? Düşünmek, insanın kendi içinde kaybolmasına neden olabilir mi? Film bana daha çok bu gibi soruları sorgulattı..
Virginia'nın yaşadığı buhranları bir tanıyla açıklamak istemiyorum; sonuçta bir insanın iç dünyasını dışarıdan bütünüyle anlamak kolay değil. Ama film boyunca onda bir anlam arayışı, bir iç sıkışmışlık ve tarif edilmesi zor bir yalnızlık sezdim.. Film boyunca düşündürücü cümleler ve insanı durup düşündüren birçok bakış açıları vardı..
Film boyunca Virginia Woolf ve Vita'yı yalnızca birbirine yakınlaşan iki insan olarak değil, biraz da kendi yazgılarıyla savaşan iki kadın olarak gördüm. Sanki ikisi de kendi iç boşluklarıyla, hayatın anlamını çözme çabasıyla ve bir şeye tutunma ihtiyacıyla mücadele ediyordu. Bu yüzden bana göre aralarındaki bağ yalnızca bir yakınlıktan ibaret değildi; daha çok birbirinin dilinden anlayan, aynı iç sıkışmışlığı farklı şekillerde yaşayan iki insanın birbirini tanıması gibiydi. Belki de bazı insanlar birbirini sevmekten önce birbirinin yalnızlığını anlar.
Filmi ben daha çok Virginia Woolfu'u bir yazar olarak anlamak için izledim. Açıkçası ilgimi çeken taraf, onun düşünce dünyası, yazarlığının ağırlığı ve insanın zihninde büyüyen sorgulamaları oldu..