Sizce Feridun Necdet'in burcu ne? hahahaaa "Necdet Feridun biraz lüzumundan fazla kendini beğenmiştir; kendisini sevmiş olan kadınlara hak verir, onları zevk sahibi kadınlar arasına dahil eder. Dikkatini üzerine çekmeyi başaramadığı kadınları bu kusurlarından dolayı hiçbir zaman affedemez.."
"Görüyor musun, içimdeki bu altüst oluşlardan dış varlığım da etkilendi. Sonsuza kadar burada kalmak istediğimi sanmamalısın.." "Gerçekten bize ait olan bir şeyi hiç kimse elimizden alamaz. Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur.."
Spoiler içeriyor
Asiye Nasıl Kurtulur? Vasıf Öngören'in aynı adlı eserinden TV filmine uyarlanmış düşündürücü bir yapıt. Eser yalnızca bir kadının hikâyesini anlatmıyor; toplumun aksayan yönlerini, kadınların çaresiz bırakabildiğini ve özellikle toplum içinde kendilerine yer bulmakta yaşadığı zorlukları anlatıyor. Kitabı okuduktan sonra filmini…devamıAsiye Nasıl Kurtulur? Vasıf Öngören'in aynı adlı eserinden TV filmine uyarlanmış düşündürücü bir yapıt. Eser yalnızca bir kadının hikâyesini anlatmıyor; toplumun aksayan yönlerini, kadınların çaresiz bırakabildiğini ve özellikle toplum içinde kendilerine yer bulmakta yaşadığı zorlukları anlatıyor. Kitabı okuduktan sonra filmini de izledim ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki film, kitaba neredeyse birebir uyumluydu. Bu da benim çok hoşuma gitti çünkü eserin ruhu korunmuştu..
Bu eser bana bir şeyi tekrar düşündürdü: Tiyatro, insanı insana anlatan en güzel sanat dallarından biri.. Hatta toplumun yanlışlarını göstermek, insanları düşündürmek ve bir şeyleri sorgulatmak konusunda bazen gazeteden bile daha etkili olduğunu düşünüyorum. Çünkü tiyatro doğrudan insanın gözünün önünde bir hayat kuruyor. Bir olay, bir karakter ya da tek bir insan üzerinden aslında koskoca bir düzen eleştiriliyor. İnsan yalnızca izlemiyor; düşünmeye, sorgulamaya da mecbur bırakılıyor. Zaten tiyatronun amacı da budur, insan ve toplum üzerine söz söyleyebilmek.. gazeteye gelince toplumu bilinçlendirmede önemli bir etkiye sahip olsa da cahil bir halk kesimi okuduğunu anlayamadığı için tiyatronun gazeteden daha çok bilinçlendirici bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorum...
Oyunda beni en çok etkileyen şeylerden biri, Asiye’nin mektubu üzerinden hemen bir oyunun kurulması ve onun hayatı üzerine olabilecek bütün ihtimallerin düşünülmesiydi. Asiye nasıl kurtulur? sorusu üzerinden farklı yollar deneniyor, ihtimaller kuruluyor, çözümler aranıyor. Açıkçası bu anlatım biçimi benim çok hoşuma gitti. Çünkü tek bir olay düz anlatılmıyor; bir insanın kaderi üzerinde farklı olasılıklar düşünülüyor.. Ve siz de ister istemez Asiye'nin nasıl kurtulabileceğini ilişkin farklı yollar aramaya başlarken buluyorsunuz kendinizi..
Ama tam da burada eserin asıl vurucu tarafı başlıyor. Çünkü oyun boyunca Asiye’nin nasıl kurtulacağı üzerine oldukça kafa yorulsa da insan en sonunda şunu fark ediyor: Asiye aslında kurtulamıyor. Daha doğrusu kurtulduğunu zannediyor. Bir çıkış yolu bulduğunu düşündüğü her anda yine başka bir çıkmazın içine sürükleniyor. Bu yüzden bana göre burada cevap aranması gereken soru yalnızca "Asiye nasıl kurtulur?" değil. Belki de asıl sorulması gereken, Asiye’yi sürekli aynı döngünün içine iten düzenin neden değişmediğidir...
Eserde, toplumda kendi başına var olmaya çalışan, ekonomik olarak güçlü olmayan ya da destek görmeyen bazı kadınların çaresizlikten istemedikleri hayatlara sürüklenebildiğini görüyoruz. Bu yüzden ben bu konuda insanların hemen yargılayıcı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kimsenin hayat hikâyesini bilmeden, neden o noktaya geldiğini anlamadan konuşmak kolay. Bazı insanlar gerçekten mecbur bırakılıyor. Bu yüzden ayıplamadan önce insanın biraz durup düşünmesi gerekiyor.
Özellikle beni düşündüren bir başka nokta da şu oldu: Böyle hayatların içinde büyüyen çocukların kaderi, annelerinin kaderi olmamalı. Özellikle kız çocukları, annelerinin yaşadığı talihsiz hayatları yaşamak zorunda bırakılmamalı. Bir toplumun görevi yalnızca eleştirmek değil, insanların elinden tutup onlara başka bir ihtimal sunabilmek olmalı.. Çünkü hiçbirimiz anne de babamızı kendimiz seçmedik.. sırf bir insanın Annesi öyle diye bir çocuğu ötekileştirmek dışlamak insanlık dışı bir eylemdir. Çünkü annesini o çocuk seçmedi, onun annesi de kendi annesini seçmedi ki bu böyle sürüp gider.. diyeceğim o ki hiç kimseyi yapmadığı seçimlerden ötürü yargılayıp ötekileştirmeyin.. Eser boyunca Asiye'nin annesinin kaderini yaşamaması için bir sürü olasılık düşünüldü o olasılıklardan birinde Asiye kendinin kurtulduğunu sandı ama Asiye aslında hiç kurtulamadı..
Allah kahretmesin çok mantıklı djhjh "Düşünmeye hakkım var, tıpkı domuzların uçmaya hakları olduğu gibi.." "Göründüğün gibi ol' - ya da daha basit bir şekilde söylemek gerekirse: 'Kendini başkalarına göründüğünden ya da görünebileceğinden farklı biri olarak görme ki, başkaları da seni…devamıAllah kahretmesin çok mantıklı djhjh
"Düşünmeye hakkım var, tıpkı domuzların uçmaya hakları olduğu gibi.."
"Göründüğün gibi ol' - ya da daha basit bir şekilde söylemek gerekirse: 'Kendini başkalarına göründüğünden ya da görünebileceğinden farklı biri olarak görme ki, başkaları da seni başkalarının gözünde başka biri olmaya çalışan başka biri olarak görmesin.."
Lutfettiniz Oidipus hazretleri sjsjs "Önümde böyle diz çöküp yalvarmanıza üzülmeyecek, acımayacak kadar duygusuz değilim.." "Senin yaradılışındaki insanlar kendi kendilerini kahrederler, bu da onların cezasıdır.." "Doğduğun gün öldün.."
"Hiç nazik değilsin. Kişisel karabasanlarımı senden başka kime anlatayım istiyorsun?" "beklemek için artık yalnız değiliz. Bütün akşam boyunca kendi olanaklarımızla savaştık. Artık bitti. Şimdiden yarına ulaştık sayılır..." "Duyduğumuz yardım çağrısı bizden çok tüm insanlığa yönelik. Ama şu anda burada, hoşumuza…devamı"Hiç nazik değilsin. Kişisel karabasanlarımı senden başka kime anlatayım istiyorsun?"
"beklemek için artık yalnız değiliz. Bütün akşam boyunca kendi olanaklarımızla savaştık. Artık bitti. Şimdiden yarına ulaştık sayılır..."
"Duyduğumuz yardım çağrısı bizden çok tüm insanlığa yönelik. Ama şu anda burada, hoşumuza gitse de gitmese de, insanlık biziz. Çok geç olmadan bundan yararlanalım. Kara bahtın bizi içine tıkıştırdığı şu rezil türü hiç değilse bir kez saygınlıkla temsil edelim. Ne dersin?"