2026 (81. Film) O kadar korku/gerilim türünde filmlere gönderi yazdım şimdiye kadar. Ancak "Smile"ı izlemek bir türlü nasip olmamıştı. Korku türünde çok ses getiren bir yapım olmasına karşın oyuncu kadrosu pekte tanıdık isimlerden oluşmuyor. Film; hastasının Dr. Rose'un gözlerinin önünde…devamı2026 (81. Film)
O kadar korku/gerilim türünde filmlere gönderi yazdım şimdiye kadar. Ancak "Smile"ı izlemek bir türlü nasip olmamıştı. Korku türünde çok ses getiren bir yapım olmasına karşın oyuncu kadrosu pekte tanıdık isimlerden oluşmuyor. Film; hastasının Dr. Rose'un gözlerinin önünde intihar etmesi sonrası Dr. Rose'un hastasının yaşadıklarını birebir yaşamasını ve bu bağlı olaylar zincirini koparmaya çalışmasını ele alıyor.
Filmin daha en başından dikkatimi çeken şey müzikleri oldu. Kullanılan sesler oldukça rahatsız ediciydi. Bu türe ait filmlerde bu aranan bir özellik. O sebeple oldukça başarılıydı. Filmin bizi hemen başından olaylara dahil etmesi de yine benim adıma büyük bir artıydı. Giriş kısmını uzun tutupta izleyiciyi sıkmak istememişler. Girişteki bu tempo filmin ilerleyen kısımlarda yer yer ritmini kaybediyor olsa da film belli bir tempoda gitmeye devam ediyor.
Oyunculuklar anlamında yazımın başında da söylediğim gibi isimler pek tanıdık değil. 1-2 ismi daha önce 1-2 başka projede görmüş olsam da oyunculara pek aşina değildim. Ancak gayette sırıtmayan, belli seviyede performanslar sunulmuş. Başrol Sosie Bacon (Rose), karakterin psikolojik çöküş evresini oldukça iyi yansıtmış. Sizde filmin ilerleyişi ile birlikte karakterin dağılışını saniye saniye takip edebiliyorsunuz. Bu konuda bir ayrı parantezi ise makyaj ekibine açmak istiyorum. Gerek Rose karakterinin tükenişinde gerek olaylarla bağlantılı eski kurbanların fotoğraflarında ve daha birçok sahnede çok iyi bir iş çıkartmışlar. Hatta öyle ki yakın zamanda gördüğüm en iyi makyajları bu filmde gördüm.
Korku/gerilim dozu oldukça yeterliydi. Rose'un akıbeti ne olacak? Diye düşünürken o arkada çalan rahatsız edici müziklerle birlikte film gayet başarılıydı. Sonu belki daha iyi olabilirdi anca ortalama bir finaldi diyebilirim. İzleyecek olanlara iyi seyirler.
7.1/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Sosie Bacon aslında çok büyük bir Hollywood hanedanlığından geliyor! Kendisi, efsanevi aktör Kevin Bacon ve Altın Küre ödüllü oyuncu Kyra Sedgwick'in özbeöz kızıdır.
2- Kevin Bacon ve Kyra Sedgwick, kızları Sosie’nin bu filmdeki performansını sinemada izledikten sonra o kadar etkilenmişler ve korkmuşlar ki, kızlarını arayıp "Harika oynamışsın ama psikolojini nasıl korudun?" diye endişeyle sormuşlar.
3- Film aslında yönetmen Parker Finn’in 2020 yılında çektiği "Laura Hasn't Slept" (Laura Uyuyamadı) adlı 11 dakikalık ödüllü kısa filminden uyarlandı. Hatta o kısa filmdeki başrol kız (Caitlin Stasey), bu filmin hemen girişinde Rose'un gözü önünde intihar eden o ilk hastanın ta kendisidir.
4- Paramount stüdyosu bu filmi aslında sinemalara hiç sokmayıp doğrudan kendi dijital platformu olan Paramount+'ta sessiz sedasız yayınlayacaktı. Ancak yapılan ilk gizli test gösterimlerinde seyirciler korkudan çığlık çığlığa kalıp filme bayılınca stüdyo kararını değiştirdi ve film sinemalarda tam 217 milyon dolar hasılat yaptı.
5- Filmin vizyon haftasında stüdyo, Amerika'daki canlı yayınlanan büyük beyzbol maçlarında en arkadaki seyirci koltuklarına parlak neon kıyafetli figüranlar yerleştirdi. Bu insanlar maç boyunca hiç kıpırdamadan, gözlerini kırpmadan doğrudan kameraya bakarak tekinsizce gülümsediler. O görüntüler internette viral olunca film bedava reklam yaptı.
6- Sosie Bacon, çekimler bittikten sonra tam bir yıl boyunca filmin etkisinden çıkamadığını itiraf etti. Sürekli paranoit hissettiğini, set bittikten sonra bile aynalara bakamadığını ve bedeninin o yoğun stres sahneleri yüzünden fiziksel olarak çöktüğünü söyledi.
7- Polis Joel'u oynayan Kyle Gallner'ı aslında dikkatli gözler tanır. Kendisi Elm Sokağında Kâbus (2010) remake'inde ve Çığlık (2022) filminde de oynamış, modern korku sinemasının en gizli ve gedikli jönlerinden biridir.
8- Filmin tüyler ürpertici müziklerini Cristobal Tapia de Veer besteledi. Kendisi o rahatsız edici frekansları yakalamak için insan çığlıklarını, metal sürtme seslerini ve bozuk klavye tınılarını dijital ortamda birbirine katmanladı.
9- Filmin o çok konuşulan final sahnelerindeki devasa, derisi soyulmuş canavar tasarımı bilgisayar efekti değildir. Tamamen silikon, lateks ve hidrolik kablolarla yapılmış devasa bir fiziksel kukladır.
10- Filmde gülüseyerek intihar eden ya da Rose'a bakan tüm oyuncular, çekimlerden önce ayna karşısında özel bir gülüş koreografı ile haftalarca çalıştılar. Amaç, gözlerin tamamen donuk kalırken sadece ağız kaslarının aşırı yukarı çekilmesini sağlamaktı.
11- Filmdeki o kasvetli ve boğucu hastane sahnelerinin bir kısmı, New Jersey'de bulunan ve gerçekten terk edilmiş olan eski bir akıl hastanesinin koridorlarında çekildi; bu da sete doğal bir ürperticilik kattı.
12- Rose'un yeğeninin doğum gününde o kutuyu açtığı ve içinden ölü kedinin çıktığı sahnedeki çocuk oyuncuların çığlıkları ve ağlamaları gerçeğe çok yakındır; çünkü yönetmen çocuklara kutunun içinden ne çıkacağını çekim anına kadar söylememiştir.
13- Görüntü yönetmeni, Rose'un dünyasının tersine döndüğünü ve kontrolü kaybettiğini göstermek için film boyunca kamerayı sık sık 180 derece ters çevirerek baş aşağı çekimler yaptı.
14- Yönetmen Parker Finn, Rose rolü için ünlü yıldızlar yerine Sosie'yi seçme nedenini: "Yüzünde o kadar çiğ, kırılgan ve sıradan bir insan çaresizliği var ki, seyirci onun ünlü bir aktris olduğunu unutup doğrudan bir kurban olduğuna inanıyor" diyerek açıkladı.
15- Filmin bazı sessiz sahnelerinin arka planına, sinema salonundaki izleyicilerin fark edemeyeceği kadar düşük bir desibelde insan kalp atış ritmi yerleştirildi. Bu sinema hilesi izleyicinin kendi nabzını da filmle senkronize etmek için kullanılır.
16- Bu devasa bağımsız başarının ardından Paramount hemen serinin ikincisi için düğmeye bastı ve Smile 2 vizyona girerek ilki kadar büyük bir sükse yaptı.
17- Film aslında doğaüstü bir canavardan ziyade, aileden geçen "psikolojik travmaların" ve "akıl hastalıklarının" nesilden nesile nasıl bir lanet gibi aktarıldığını anlatan çok ağır bir sistem eleştirisidir.
18- Filmin finali ve Rose'un o kulübeye tek başına gitme kararı, sinema forumlarında "Karakteri yaşatacağız derken mantığı öldürmüşler" başlığı altında aylarca eleştirildi.
19- Rose’un hastanedeki şefi Dr. Morgan’ı canlandıran ünlü aktör Kal Penn, bir dönem Obama yönetiminde Beyaz Saray’da halkla ilişkiler departmanında çalışmak için oyunculuğa ara vermişti; bu filmle büyük bir Hollywood projesine geri dönmüş oldu.
20- Filmde Rose'un kedisi Mustache’ın başına gelenler, senaryoda ilk başta daha vahşi yazılmıştı ancak yönetmen izleyicinin filme olan bağını tamamen koparmamak adına o kısmı sadece bir "kutu içi" şoku olarak bırakmayı tercih etti.
21- Final sahnelerindeki o tavan arasındaki yüzleşmede, o devasa yaratığın hareketleri için bilgisayar efekti yerine çok uzun boylu ve esnek bir dublör oyuncunun üzerine giydirilen silikon deri tasarımları kullanıldı.