Spoiler içeriyor
Ben sana büyü yapmışım cadıymışım ben sjsjsjs "Oğluma ne efsun okuyorsun bilmem? Sen bu eve geleli o zavallının dili, ağzı bağlandı..." "Geçen gece neydi o? Kocanla bir şey iddia ediyordunuz... Bir kelimenin imlâsı için sen şöyle yazılır diyordun. Kocan da…devamıBen sana büyü yapmışım cadıymışım ben sjsjsjs
"Oğluma ne efsun okuyorsun bilmem? Sen bu eve geleli o zavallının dili, ağzı bağlandı..."
"Geçen gece neydi o? Kocanla bir şey iddia ediyordunuz... Bir kelimenin imlâsı için sen şöyle yazılır diyordun. Kocan da hayır böyle yazılır, diyordu. Nihayet iki liralık bir hediyesine bahse giriştiniz. Sonra lügat mıdır nedir işte o kitabı açıp baktınız, sen haklı çıktın. Kızım işte o gece ben senin fettanlığından korktum.."
"Yine nedir o? Kitap mı okuyorsun? Bir kere şu odanın haline bak. Hiç kadın odasına benziyor mu? Gören kıraathane sanacak."
Hâlâ beni görenler: "Cami yıkılmışsa mihrabı yerinde duruyor" diyorlar. (dışarıdan baktım yeşil türbe içine girdim estağfurullah tövbe sjsjsjs)
"Ağlamak yalnız Havva kızlarına mahsus bir hilkat vermesi değildir. Teessür halinde erkekler de ağlar.."
"Boşanmış Kadın, diğer adıyla Mutallâka, kısa ama oldukça eğlenceli bir kitap. Mektuplardan oluşan yapısıyla akıp giden bir kitaptı. Kitap karı koca arasındaki mektuplar, gelin-kaynana çekişmesi ve arada kalan oğul etrafında dönen çatışmaları eğlenceli bir şekilde anlatıyor. Bana göre, gelin–kaynana–oğul çatışmasının en iyi görüldüğü örneklerden biri. Ama bunu öyle büyük olaylarla ya da abartılı bir dille değil; tamamen günlük hayatın içinden, sanki bir evin içindeki konuşmaları dinliyormuşsun gibi veriyor. Bu yüzden karakterler çok tanıdık, çok içimizden geliyor..
Ben ne zaman Hüseyin Rahmi Gürpınar okusam yüzümde hep bir gülümseme oluyor. Çünkü insan ilişkilerini, ev içindeki küçük savaşları ve insanların komik taraflarını öyle güzel bir mizahla anlatıyor ki hem güldürüyor hem düşündürüyor. Dili de çok canlı okurken hiç sıkmıyor. Bana hep Türk edebiyatının Molière’i gibi geliyor. Nasıl Molière toplumun çelişkilerini ve insanın komik taraflarını güldürerek ve düşündürücü olarak anlatıp bir mizah yapıyorsa Hüseyin Rahmi de bunu romanlarında yapıyor gibi hissediyorum..
Bir de beni ayrıca etkileyen bir ayrıntı vardı: Kitabın önsözünde, daha doğmamış kızını düşünerek bu kitabı ona ithaf ettiğini daha doğrusu doğmamış kızının kaynanasına ithaf ettiğini söylüyor sjsjsj Daha ortada olmayan çocuğunu düşünüp onun yaşayabileceklerini hesaba katması bana oldukça ince ve düşünceli geldi. Belki de kadın dünyasını, gelin-kaynana çatışmalarını ve ev içindeki kırgınlıkları bu kadar iyi gözlemleyebilmesinin altında biraz da bu hassasiyet vardır diye düşündüm.. Keşke Hüseyin Rahmi ile tanışma fırsatım olsaydı ya da o dönemde yaşasaydım sjsjsjsj kitabını önsözünde belirttiği ifade aynen şu şekildeydi:
ÖN SÖZDEN: Birkaç mektuptan meydana gelmiş şu hikâyeyi evlenmemden sonra doğacak kızımın kaynanası olacak hanıma armağan ediyorum..