Spoiler içeriyor
NOT: Bu yazı, kitabı sadece okuyup bitirmeyen, onu içselleştiren bir okurun gözünden yazılmıştır.. Kitabı ilk elime aldığımda kalınlığıyla biraz gözümü korkuttu. Sayfaları çevirdikçe özellikle uzun doğa tasvirlerinden sıkıldım. Ama sonra fark ettim ki bu aşırı betimlemelerin ardında çok daha karanlık,…devamıNOT: Bu yazı, kitabı sadece okuyup bitirmeyen, onu içselleştiren bir okurun gözünden yazılmıştır..
Kitabı ilk elime aldığımda kalınlığıyla biraz gözümü korkuttu. Sayfaları çevirdikçe özellikle uzun doğa tasvirlerinden sıkıldım. Ama sonra fark ettim ki bu aşırı betimlemelerin ardında çok daha karanlık, çok daha gerçek bir hikâye yatıyor: Bir kadının çırpındıkça daha da yalnızlaştığı bir dünya..
Tess'in hikâyesi sadece bir aşk ya da kader hikâyesi değil. Bence bu kitap, toplumun kadına biçtiği bütün çarpık rollerin bir temsili. Tess ne yaparsa yapsın, her şey onun suçuymuş gibi gösteriliyor. Halbuki Alec tarafından açıkça istismara uğrayan Tess'in yaptığı tek şey, sessiz kalmak.. Alec tarafından kendi arzusu olmadan yaşadığı bir şey nedeniyle hayatı boyunca toplum tarafından en kötüsü de sevdiğini sandığı adam tarafından yargılanıp cezalandırılmak..
İşin acı tarafı, Angel'ın geçmişte bir kadınla ilişkisi olduğunu biliyoruz. Ama onu hiç kimse sorgulamıyor. Angel kendi geçmişini "insani bir hata" olarak görüyor ama Tess'in yaşadıklarını "ahlaki bir çöküş" olarak yargılıyor. Daha da kötüsü bunu sadece Angel değil bir toplum benimsiyor!
Yani burada yalnızca erkeklerin kadınlar üzerindeki tahakkümünü değil, onların ahlaki ikiyüzlülüğünü de görüyoruz. Bu durum bana çok saçma geldi: Aynı suçu işleyen iki insandan biri "erkek" olduğu için masum, diğeri "kadın" olduğu için günahkâr sayılıyor. Bunu kabul etmek çok zor. Ve ne yazık ki hâlâ geçerli olan bir adaletsizlik bu..!
Bir de Tess'in ailesi var... Özellikle annesi! Ben gerçekten Tess'in annesinden nefret ettim. Kusura bakmasın kimse ama hangi anne kızını bile bile kötü bir yola iter? Açgözlülükle hareket eden bir kadın olarak gördüm onu. Bütün bu "soylu soy, zengin damat bulma hevesi, kızımızı iyi bir evliliğe sokalım" çabası, Tess'in başına ne geldiyse bunlardan dolayı geldi. Baba ise zaten umursamazın teki. Anne deli gibi bir hırsla hayal kuruyor, çocukları da umursamıyor. Sonuç olarak Tess, kardeşlerinin yükünü sırtlanmak zorunda hissediyor..
Ve böyle bir ortamda bir genç kız ne yapabilir ki? Ailesi tarafından korunmamış, sevdiği adam tarafından terk edilmiş, toplum tarafından dışlanmış biri olarak kendi başının çaresine bakmaya çalışıyor. Bu kitap bana şunu düşündürdü:
"Herkes anne baba olmamalı." Çünkü sadece çocuk doğurmakla anne-baba olunmuyor. Kendi hayatını kuramamış, kendine yön verememiş insanların çocuklarından "iyi bir hayat" beklentisi içinde olması acımasızlık. Özellikle de kız çocuklarından...
Tess karakteri çok sönük gibi görünse de aslında içten içe sessiz bir isyanı var. Onun gücü, sessizliğinde saklı. Sürekli fedakârlık yapıyor ama karşılık bulamıyor. Kadınlardan hep sabır, anlayış, suskunluk bekleniyor. Erkekler içinse her şey mübah. Kadın hayatının kırılma noktalarını sessizce taşıyor; erkeklerse bu kırılmalara neden olup sonra yollarına devam ediyor.
Sonuç olarak Tess, toplumun kadınlara biçtiği rollerin trajik bir özeti gibi..
Kadın fedakâr olacak, kadın affedilmeyecek, kadın susturulacak, kadın sonsuza kadar kendini terkeden adamın yollarını bekleyecek! Gerçekten kitabı okurken sanki Tess'e değil de tüm kadınlara haksızlık edilmiş gibi hissettim..
Hardy'nin kalemiyle anlatılsa da, bu hikâyede birçok kadının sesi var.
Ve ben bu kitabı okuduktan sonra şunu çok net anladım:
Kadınlar hâlâ affedilmeden yargılanıyor, hâlâ masumiyetlerini kanıtlamaya çalışıyorlar. Ve bu bence sadece Tess'in hikâyesi değil; bizden pek çok kadının hâlâ yaşadığı gerçek.
Bir kadının değeri ne ailesine, ne soyuna, ne de bir erkeğe bağlıdır. Kadınlar sadece var oldukları için değerlidir. Ve artık yalnızca masum olduklarını ispatlamaya çalışmak zorunda değiller.. Ve eğer illaki de bir ispat gerekiyorsa bunun kısasa kısas olmasını diliyorum...
Tavsiye: Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutuyorsa ya da çok fazla zamanınız yoksa 3 saatlik filmi de mevcut, dilerseniz filmini de izleyebilirsiniz fakat kitabı filmine göre daha derin bir içeriğe sahip. Filminde kitapta anlatılan bazı olaylar es geçiliyor fakat çok da farklı değil.. Bilginize.. :)