Kızıl Goncalar L: Neden öfkelendin? C: Öyle. L: Gün içinde hep olur mu bu? C: Dünyanın ne zaman çamur sıçratacağı belli olmuyor. L: Bu duygu nasıl geliyor? Tarif edebilir misin? C: Önden bir şey gelmez. Derviş anın evladıdır. L: Anı…devamıKızıl Goncalar
L: Neden öfkelendin?
C: Öyle.
L: Gün içinde hep olur mu bu?
C: Dünyanın ne zaman çamur sıçratacağı belli olmuyor.
L: Bu duygu nasıl geliyor? Tarif edebilir misin?
C: Önden bir şey gelmez. Derviş anın evladıdır.
L: Anı yaratan bir önceki an değil midir?
C: Bize göre öyle, belki bir sonraki andır anı yaratan.
L: Nasıl yani?
C: Sebepler dairesine itimat edemeyiz. O tokadı yemeseydi (Bahadır'a Cüneyd tokat attı.), beni sinirlendirmeseydi, belki ben burada oturuyor olmayacaktım. Başınızdan savacaktınız beni.
L: O kadar da değil ama seni öyle görünce biraz...
C: Belki bütün bunlar, çok çok sonra olacak bir şey olsun diyedir.
L: Biraz daha açabilir misin?
C: İnsan kendini arzın merkezinde zanneder. Nefsi öyle zannettirir.
L: Yani hayatımızla ilgili kontrol bizde değil mi?
C: Değil.
L: İrade yok mu?
C: Ludwig van Beethoven’sınız mesela. Bir bas koro elemanı olarak işe atılıyorsunuz. Bonn kentinde bir saraya, bir orkestraya kabul edildiniz. Feleğin sizinle oyunu bitti. Artık saygınlık için mücadele ediyorsunuz. Daha büyük hayalleriniz var. İradeniz yerinde, öyle mi?
L: Beethoven bas koro elemanı mıydı? Yani vokal geçmişi yok diye biliyorum.
C: Evet. Çünkü siz henüz doğacağını bilmediğiniz, sizinle aynı adı taşıyacak olan Ludwig van Beethoven’ın dedesisiniz. Dünya sizi bilirse sadece aynı adı taşıyan dedesi olarak bilecek. Sizin bu dünyadaki bütün varlık amacınız Beethoven’ın dedesi olmak. Oysa ne büyük hayalleriniz, ne büyük dertleriniz vardı. Meğer hiçbir anlamı yokmuş.