- Tüh be! + Film bu Mehmet abi, film. Milleti ağlatmak için yalan da yapıyorlar. - Yalan malan, böyle de olmaz ki kardeşim... ________________________________________________________ Valla ben ağlamadım Mehmet abi ama etkilendim mi? Evet, bu denli gerçekçi oluşu ve sondaki dramatik…devamı- Tüh be!
+ Film bu Mehmet abi, film. Milleti ağlatmak için yalan da yapıyorlar.
- Yalan malan, böyle de olmaz ki kardeşim...
________________________________________________________
Valla ben ağlamadım Mehmet abi ama etkilendim mi? Evet, bu denli gerçekçi oluşu ve sondaki dramatik ters köşesi beni etkiledi. Garipti aslında, duygularım karıştı sanırım ya da muhtemelen şu an hiçbir şey hissetmiyorum.
Masumiyet, masumiyet, masumiyet, pfff. Filmde Çilem (Uğur'un kızı) dışında kimse masum değil. Çilem'in masum olmasının tek sebebi de çocuk olmasıydı belki. Dışarıda çocuklar dışında yetişkin olup da masumiyetini koruyabilen kim kaldı ki, herkes bir noktada bir şeyler kaybediyor işte. Bana kalırsa bu film masumiyetlerin sınandığı bir film değildi, masumiyetin artık değerini yitirdiği bi' noktada birkaç kişinin sadece iyi niyetinin sınanışı ve terk edilişiydi.
Filmdeki ince detayları (kapanmayan kapılar, televizyon vs.) doğru anladığımdan emin olmak için inceleme videosu falan varsa birazdan onu izleyeceğim. Çünkü tam anlamıyla anlaşıldığı zaman kıymetli olabilecek bir yapım diye düşünüyorum ama herkese hitap eder, beğenilir gibi bir durum söz konusu değil bence. Öncelikle bayağı durgun bir şekilde ilerliyor, bu sabırsız izleyicileri başta eleyecektir zaten. Ben de izlerken zorlanmadım değil çünkü ilk defa bir Zeki Demirkubuz filmi izledim. Açıkçası birkaç filmini daha doğru zamanlarda izleyerek yönetmeni/yapımcıyı daha net keşfetmek istiyorum. Onun dışında oyunculuklarda sadece Derya Alabora hakkını vermiş, Haluk Bilginer'e bu filmde nötr kaldım açıkçası. Biraz eski bir film, doğal olarak çekim açıları vs. kullanılan teknikler alıştığımız güncel filmler gibi değil, sırf bu yüzden bøk atmak olmaz. O zamanın imkânlarıyla en iyisi yapılmaya çalışılmış, olaylara değil de daha çok anlama odaklanıldığında pişman etmeyecek bir film.
Hitap etme konusu ise zaten ayrı bir durum. Açıkçası ben her türü izlemeye bayılıyorum, daha doğrusu bir daldan diğerine atlamayı severim. Sürekli farklı yönetmenler, farklı türler denerim. Arasından illa ki "Ya iyi güzel filmdi de benlik değildi." dediklerim oluyor, gördüğüm kadarıyla bu filmde de sırf kendine hitap etmedi diye beğenmeme sebebini filme bağlayanlar olmuş. Ben sebebi kendime bağlıyor ve filmi her şeyiyle beraber düşündüğümde ortalama buluyorum.
"Kaç defa dönüp gittim İstanbul'a, yeminler ettim. Doktorlar, hocalar kâr etmedi; her seferinde yine peşinde buldum kendimi." Ah Bekir ah.
"O gece oturup düşündüm, 'Oğlum Bekir' dedim kendi kendime, 'Yolu yok, çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle, yol belli. Ey başını, usul usul yürü şimdi.' O gün bu gündür usul usul yürüyorum işte." Belki aynı yolda değiliz (çok şükür) ama ben de usul usul yürüyorum Bekir.
🗝️ 6,5/10