Hani bazı filmler bittiğinde yalnızca jeneriği izlemezsiniz, o ana kadar çıktığınız bütün yolculuk gözünüzün önünden geçer ya, işte benim için 1997 yapımı The Hobbit animasyonu tam olarak böyle bir deneyimdi. Filmi izlerken kendimi dünyanın en önemli insanı gibi hissettim çünkü…devamıHani bazı filmler bittiğinde yalnızca jeneriği izlemezsiniz, o ana kadar çıktığınız bütün yolculuk gözünüzün önünden geçer ya, işte benim için 1997 yapımı The Hobbit animasyonu tam olarak böyle bir deneyimdi. Filmi izlerken kendimi dünyanın en önemli insanı gibi hissettim çünkü ekranda sadece Bilbo'nun macerasını değil, kendi Tolkien yolculuğumu da izliyordum. Tolkien'i tanımadan önceki hâlim ile bugün geldiğim noktayı düşünmek, gözlerimin dolmasına yetti. Bu yüzden bu film benim için yalnızca bir uyarlama değil, aynı zamanda Orta Dünya ile kurduğum bağın küçük bir kutlaması oldu.
Dürüst olmak gerekirse filmin kitaptan ayrıldığı çok fazla nokta var. Olaylar büyük ölçüde hızlandırılmış, birçok sahne sadeleştirilmiş ve bazı karakterler hem fiziksel görünümleri hem de kişilikleri açısından Tolkien'in anlattığından farklı yansıtılmış. Filmin çocuklara yönelik olması bunu bir ölçüde açıklıyor. Hikâyeyi daha akıcı ve kolay anlaşılır hâle getirmek istemişler. Bu yüzden artık Tolkien'in neden bu uyarlamayı çok sevmediğini biraz daha iyi anlayabiliyorum.
Fakat ilginç olan şu ki, bu basitleştirme her zaman olumsuz sonuç vermemiş. Hatta bazı bölümlerde olaylar öyle sade anlatılmıştı ki, kitabı okumuş biri olarak bile bazı noktaları farklı bir açıdan görmemi sağladı. Bazen uzun uzun anlatılan bir fikrin birkaç dakikalık bir sahneye dönüşmesi hoşuma gitti. Elbette bunun karşılığında Tolkien'in ağır ağır kurduğu atmosfer ve detayların bir kısmı kaybolmuş ama animasyon kendi içinde samimi bir masal anlatmayı başarıyor.
Görsel tarafı da ayrıca çok hoşuma gitti. Döneminin imkânları düşünüldüğünde oldukça sıcak ve masalsı bir havası var. Çizimler bana eski çocuk kitaplarını hatırlattı ve bu, filmin ruhuna çok yakışmış. Ancak beni en çok etkileyen şey hiç tartışmasız müzikler oldu. Gerçekten büyülendim. Film biter bitmez tekrar açıp dinlemek istedim. O melodiler insana Orta Dünya'nın huzurunu hissettiriyor. Hatta sırf müzikleri yüzünden Hobbit'i yeniden okuma isteği uyandı içimde. Sanırım yine bir Tolkien atağı geçiriyorum.
Bugüne kadar çekilen hiçbir Hobbit uyarlamasının kitaba tamamen sadık kaldığını düşünmüyorum. Buna rağmen işin ilginç tarafı, her biri bana farklı bir şey hissettirmeyi başardı. Özellikle modern filmleri sinemasal açıdan gerçekten seviyorum. Yine de içimde hâlâ küçük bir istek var: Bir gün Tolkien'in metnine mümkün olduğunca sadık kalan bir Hobbit uyarlaması izleyebilmek. Belki bir gün... Ayrıca keşke Ghiblinim Hobbit kitabını uyarladığı bir evrende yaşasaydım😭
Filmin altında yatan dostluk, cesaret, açgözlülük ve umut gibi mesajlar ise beni tekrar düşündürdü. Sanırım Tolkien'in eserlerini bu kadar özel yapan şey de bu. Aradan onlarca yıl geçse bile anlattığı değerler eskimiyor. Her dönüşte insana farklı bir şey söylüyor.
Bu animasyon kusursuz bir uyarlama değil. Hatta pek çok açıdan eleştirilebilir. Ama bana çok değerli bir şeyi hatırlattı. Ben artık Orta Dünya'yı sadece okuyan biri değilim, oraya döndüğümde kendini evinde hisseden bir okurum.
Teşekkürler Orta Dünya.
Beni ben yaptın. 🤍