Spoiler içeriyor
Bu film ile ilgili neden hiç konuşmamışım bilmiyorum. Hani herkesin bir filmi olur ya "Ne olursa olsun onun yeri bende ayrı" ya da "Şunu hissediyorsam direkt bu filmi açarım, derdime tercüman olur."dediği. Benim tercümanım da bu film, Koe No Katachi,…devamıBu film ile ilgili neden hiç konuşmamışım bilmiyorum. Hani herkesin bir filmi olur ya "Ne olursa olsun onun yeri bende ayrı" ya da "Şunu hissediyorsam direkt bu filmi açarım, derdime tercüman olur."dediği. Benim tercümanım da bu film, Koe No Katachi, A Silent Voice, Sessizliğin Sesi, Sesin Şekli...Filmi hangi ismiyle duyduysanız ya da hatırlıyorsanız. Benim tercümanım kendisi. Ortaokul'da tanıştım bu filmle, en az on kez de terkrar izledim. Eğer benim gibi bir kez izlediğinizi bir daha ciddi kalarak izleyemeyenlerdenseniz bu büyük bir sayıdır. Ve her seferinde de ağladım. Bir sahnesinde değil sadece, film boyunca ağladım. Her seferinde de Shoya Ishida için ağladım çünkü kendimi gördüğüm karakter oydu. Onun gibi bir hatasıyla hayatı mahvolan biriydim ben hep. Kendini açıklayamayan, yüzler üzerinde çarpılar gören biriydim. Ben şu zamana kadar kimsenin gözünün içine bakarak, yüzüne bakarak konuşmadım. Yeni yeni aşıyorum kendimi. Ishida'yı da bu yüzden anlıyorum. Bu film benim hem tercümanım hem de anlama çabamdı. Kendimi, hayatımı ve yaşadıklarımı. Ortaokulda izlerken tüm suç Ishida'nındı dedim. Çünkü o zamanlar suçluyu sadece kendim olarak görürdüm. Ishida insanlara inanmasaydı, Ishida bunları yapmasaydı, Ishida orda bulunmasaydı vs. Lisede izlerken suçlu hem Ishida hem de arakadaşlarıydı. Arkadaşları olmasaydı Ishida bu hale gelmezdi. Arkadaşları olmasaydı Ishida onu yapmazdı. Üniversitede izlediğimde suçlu tamamen değişti. Öğretmeni oldu. Çünkü öğretmenlik bölümünde okuyordum, çok fazla kişiyle çalışmıştım ve bu hikâyenin tek sorumlusunun (mangasından da güç alarak) öğretmen olduğunu düşündüm. Benim hikayemde de oydu. Onlardı...Şimdi mezun oldum. Her şeyin tek bir sorumlusu olamayacağını, bir kelebek öldüyse bundan tüm dünyanın sorumlu tutulması gerektiğini şimdi kavrayabiliyorum. Konudan çok saptım belki, ancak yıllar sonra hesabımda bu filmi görünce aklıma gelmesi gereken her şeyi de yazmış oldum. Hikâyeyle ilgili heyecan kaçırıcı bir ipucu vermediğimi düşünüyorum ancak yine de uyarıda bulunacağım. Sadece hesabımda yer almasını istediğim bir yazıydı, paylaşmak istedim. Hayat değişimlerle yavaş yavaş şekillenen ve bir gün doyum noktasına ulaşarak oturan akarsular gibi. O doyum noktasına kadar inançların da hedeflerin de sen de değişirsin. Belki bir yerlerde bu yazıyı okumaya ihtiyaç duyan birileri vardır. Eğer karşısına çıktıysa bu kişinin, ona şunu söylemek istiyorum: Sen görmesen de değiştin ve geliştin. Geçmişe bakmak, onunla yüzleşmek ya da bir şeyleri kabul etmek her zaman zordur. Ancak kendini tanımak için geçmişin kollarında zaman geçirmek gerekir. Kendini tanımak da bu hayattaki en kolay şeydir çünkü anahtarı senin ellerindedir. Dünya'nın en kolay ve en zor eylemlerinin birbirine bağlı olması da hayatın en büyük oyunlarından biridir.