Bir komedyenin tutuklanması aklıma bu filmi getirdi. İlk bakışta alakasız gibi görünse de bence aralarında dolambaçlı da olsa bir bağ var. Filmin konusu şu soruya yanıt arıyor. "Hitler bugün Almanya'ya geri gelse ne olurdu?" Birkaç olayın ardından Hitler günümüze ışınlanıyor.…devamıBir komedyenin tutuklanması aklıma bu filmi getirdi. İlk bakışta alakasız gibi görünse de bence aralarında dolambaçlı da olsa bir bağ var.
Filmin konusu şu soruya yanıt arıyor. "Hitler bugün Almanya'ya geri gelse ne olurdu?" Birkaç olayın ardından Hitler günümüze ışınlanıyor. İnsanlar onun gerçek olduğunu anlamıyor-ki kendisi çokca belli ediyor- onun yerine cosplay yaptığını düşünüyorlar ve o da bu yanlış anlaşılmayı kullanarak yeniden siyasetin içine giriyor.
Filmin politik sahnelerinde yalnızca Hitler değil, dönemin siyasetçileri, toplumun duyarsızlığı ve geçmişten yeterince ders çıkaramaması da eleştiriliyor. Almanlarında senaristi tutuklamadığını eleştirileri susturmadıklarını söylemem gerek. Eleştirel mizah arıyorsanız bence izlemeye değer.
(Bundan sonrası tamamen benim yorumum filmle ilgili değil.)
Aksini düşünenler mutlaka olacaktır ama bana göre ağır travmalarla baş etmenin en etkili yollarından biri, zamanı geldiğinde onlar hakkında mizah yapabilmektir. Burada kastettiğim şey gündelik hayal kırıklıkları değil; toplumun ortak hafızasında yer etmiş acılar ve zor dönemler. Ben de hayatım boyunca en zor anlarımda mizahı bir savunma mekanizması olarak kullanmaya çalıştım. Herkes böyle olmak zorunda değil elbette, bunu sadece mizaha neden bu kadar değer verdiğimi anlatmak için söylüyorum.
Mizahın özellikle bir eleştiri aracı olarak kullanılmasını seviyorum. Deniz'in son gösterisinde de bunu yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Üzeri örtülmüş olan bir araba kazasını şaka üzerinden yeniden gündeme taşıması, bana göre mizahın ne kadar güçlü bir araç olabileceğini gösteriyor.
Fakat tartışmaların odağı bambaşka bir yere kaydı. Gösteride canlandırdığı kurmaca bir karakterin dört kitap hakkında söylediği sözler konuşulurken, verilmek istenen asıl mesaj geri planda kaldı. Bana göre bu üzücü.
Ricky Gervais Armageddon-ki kendisi çoğu zaman çizgiyi aşar- gösterisinde kendisine yöneltilen eleştirilere buna benzer bir cevap veriyordu. Kabaca, "Sahnede söylediklerimi savunmuyorum. Burada canlandırdığım pedofili gerçek değil. Gerçek olanlar parklarda ve gerçek hayatta. Ben olmayan bir çocuğu kaçırıyor, olmayan bir köpeği sevdiriyorum." diyordu. Buradaki temel fikir, sahnedeki karakter ile gerçek kişinin aynı şey olmadığıydı.
Bence mizah tam da bu çizgide olmalı. Rahatsız edici olabilir, sert olabilir ama düşündürmeli. Hükümetin ya da, eleştirilen sorunları düzeltmek yerine eleştiriyi susturmayı tercih ettiği dönemdeyiz. Bugünde susturulan deniz oldu😔