●Bu kitap, çok kısa metinlerden hatta bazen sadece bir-iki cümleden oluşuyor. Bunlara edebiyatta "minimal öykü" ya da "aforizmaya yakın anlatılar" denir. (Ki bu daha mantıklı geliyor bana bu kitap için) Ancak bunlar sadece güzel sözler değildir. Her kısa metin, insanın…devamı●Bu kitap, çok kısa metinlerden hatta bazen sadece bir-iki cümleden oluşuyor. Bunlara edebiyatta "minimal öykü" ya da "aforizmaya yakın anlatılar" denir. (Ki bu daha mantıklı geliyor bana bu kitap için) Ancak bunlar sadece güzel sözler değildir. Her kısa metin, insanın bir hâlini, bir çelişkisini, bir acısını, yalnızlığını, aşkını ya da hayatın ironisini anlatır.
Ferit Edgü'nün amacı bir olay örgüsü kurmak değildir. O, okurun zihninde boşluk bırakmayı sever. Yani hikâyeyi tamamlamamızı bekler bizden. Bu yüzden metinler bazen eksik gibi görünür ama aslında eksik değildir; okurun hayal gücüyle tamamlanmak üzere yazılmıştır ya da birer resim gibi durur her bir söz, biz bakıp kendimize göre bir şeyler bulalım, ekleyelim belki diye.
Örneğin kitapta sadece birkaç cümleyle bir ölüm, bir aşk, bir ayrılık ya da bir pişmanlık anlatılabilir. Uzun uzun açıklama yapmak yerine, tek bir görüntü veya tek bir cümleyle o duyguyu hissettirmeye çalışır. Genel tarzı da biraz böyledir zaten yazarın.
Aslında bu kitap, insan olmanın türlü hâllerini anlatıyor: yalnızlık, ölüm, umut, korku, sevgi, yabancılaşma, vicdan, yaşlanma... Kitabın adı olan "İnsanlık Halleri" de buradan geliyor. Her metin, insanın başka bir yüzünü gösteriyor.
Ferit Edgü'yü severim ama bu kitabını pek sevemedim şu anda ya da belki de kısmen sevebildim demek daha doğru oldu.
☆Alıntılar:
"Olumsuz aşk yoktur.
Doğru.
Ama ölümsüz aşk da yoktur." (9.s)
"Aşk çoğuldur." (9.s)
"Yalan seni alıp
yalan dünyalara götürür.
Aşk seni sana buldurur." (9.s)
"Aşk her zaman birinci eldir." (9.s)
"Aşk her zaman soluk soluğa." (10.s)
"-O an göz göze geldik.
-Niçin dudak dudağa değil?" (14.s)
"Bir mezar taşından:
Alışamam diyen ben, şu mezara bile alıştım." (19.s)
"Resmi duvarımı süslemek için asmam.
Eğer öyle olsaydı bahçemdeki ağaca da
güzel bir kadını asmam gerekirdi." (23.s)
"Okuyucuya saygı göstermek gerek.
Ama aynı zamanda ona sorumluluk
yüklemek de gerek."
"İti ağaca bağlama.
Ağacın da canı olduğunu düşün."(36.s)
"Hiçbir hayvan insanoğlundan daha hayvan değildir.
Belki sırtlan hariç." (38.s)
"At koşarken yorulmaz." (38.s)
"Alçaklar yüksekten atar." (41.s)
"Kasılma.
Başarıların (varsa eğer)
beyninin ürünü, kaslarının değil."
"Baltasız kul olmaz." (46.s)
"Durum buketi umutsuzsa,
niçin somurtuyorsun?" (47.s)
"Savaş ve Barış ve Savaş ve Barış ve Savaş ve Barış ve Savaş ve-
Tolstoy'un romanı değil,
insanoğlunun sonsuz tarihi bu iki
sözcüktür işte." (51.s)
"Yakarma!
Tüm yakarışların boşuna.
Onun hem sağır, hem kör olduğunu
bilmiyor musun?" (61.s)
Başlangıç/Bitiş:
5 Temmuz Pazar-2026