Spoiler içeriyor
Evet deseydi o şahısla yasayacagimiz iliski 💕😍 Artık korku yapımlarında Jumpscare’lar yerine rahatsız ediciliğin kullanıldığı bir dönemdeyiz. Bu filmde Uncanny Valley etkisini çok iyi kullanarak bizi bol bol diken üstünde tutuyor ve korkutuyor. İşlediği konu ve bunu gerek detaylarla gerek…devamıEvet deseydi o şahısla yasayacagimiz iliski 💕😍
Artık korku yapımlarında Jumpscare’lar yerine rahatsız ediciliğin kullanıldığı bir dönemdeyiz. Bu filmde Uncanny Valley etkisini çok iyi kullanarak bizi bol bol diken üstünde tutuyor ve korkutuyor. İşlediği konu ve bunu gerek detaylarla gerek ise sahnelerle anlatışı ise muazzam. Dolayısıyla günün sonunda 750.000 dolar gibi cüzi bir miktarla çekilen film 2026’nın en iyi korku filmlerinden biri olarak gösterildi ve maliyetinin 540 katı kadar para kazandı. Peki bunu nasıl yaptı?
Burdan sonrası spoiler içerir, izlemediyseniz okumayın lütfen 🫶
Bilinçsizce tutulan bir dileğin uhrevi bir güce sahip olması ve gerçekleşmesi konsepti aşır iyiydi. Nikki karakterinin gittikçe daha da tuhaflaşması tempoyu arttırdı. Filmi korkutucu kılan en önemli detaylardan birisi Nikki’nin hâlâ bir yerlerde bilinç sahibi olmasıydı ve aslında bedeni kontrol eden kişinin başka bir şey olmasıydı. Bunu hem “O uyuyor. Lütfen beni öldür!” sahnesinde hem de arkadaşlarla oyun oynandığı gecede kendisine vurmadan önce söylediği sözlerde gördük. Tam Lovecraft vari bir kozmik korku bence. Açıkçası buna çok benzer temada bir korku hikâyesi yazmıştım zamanında dolayısıyla zaten ilgimi çeken bir konuydu ve burada da çok güzel işlenmişti.
Filmin en vurucu yanı ise filmde asıl kurbanın incel bear pici değil de Nikki olmasıydı. Film bunu aslında başlangıçta da bazı detaylarda veriyor izleyiciye: Mesela Bear kutunun arkasındaki numarayı dilek hakkında bilgi edinmek için aradığında dileği tutan kişi ölürse dileğin bozulacağını öğreniyor ama dilek tutulan kişi ölürse ne olacağı konusu hiç geçmiyor. Ben Nikki’yi öldürmenin de bir seçenek olduğunu düşünmüştüm ama hiç filmde değinilmedi o tarafa. Zaten sahneler ilerledikçe asıl obsesif ve kötü karakter olan kişinin Bear pici olduğunu fark ediyoruz. Arkadaşlarla olan sahnede Nikki’nin okuduğu Hansel ve Gratel şiiri bize aralarındaki durumu Nikki’nin çarpıtılmış benliğinin perspektifinden anlatıyor aslında:
"Hava, gece kuşunun uzaktaki çağrısıyla doluydu, yüzü gizlenmişti ama göğsüme baktığını biliyordum.” - Bear’ın incel bir piç olduğu için Nikki’ye hislerini hiçbir zaman söylememesi ama gizliden gizliye onu arzuladığından bahsediyor.
"Karından daha fazlasıyım, kız kardeşinim" - Filmin başlarında Sarah’tan Nikki’nin Bear’ı her zaman kardeşi gibi gördüğünü öğreniyoruz. Dilekten sonra ise bu durum değişmese de Nikki gittikçe saplantılı hâle gelmeye başlayınca Nikki’nin zihin dünyasında bu ilişkinin aşka evrilmediğini aslında ensest bir ilişki olarak gördüğü anlatılıyor.
"Hansel irkildi ve kapı koluna uzandı. Fakat burayı terk etmeyeceğini, daha önce birçok gece olduğu gibi pes edeceğini ve içimde olmayı seçeceğini biliyordum." - Bear her ne kadar Nikki’nin tuhaf davranışlarından korkup uzaklaşmak istese de yine de Nikki’ye saplantılı olduğu için onu bırakmayacağını, ve her şeye rağmen Nikki’yle cinsel ilişkiye gireceği anlatılıyor.
"Eğer öyle olmazsa onun etli ön kolunu soyar, bir meyan kökü çubuğu gibi yuvarlar ve eti bacaklarımın arasına sokardım."- Zaten Bear istese de istemese de bu cinsel birleşmenin her türlü yaşanacağını, gerekirse Nikki’nin Bear’ın penisi yerine başka bir uzvunu kullanacağı anlatılıyor.
"Sadece bir söğüt ağacının dalının çağrıştırabileceği aşk" - Sadece One Wish Willow Nikki’yi erkek kardeşi gibi gördüğü Bear’a âşık edebilir.
Bu durumun aslında Nikki için ne kadar korkunç olduğunu fark ediyoruz sonlara doğru. Bear’la cinsel ilişkiye girerken buz gibi kaskatı kalması vs.
Filmi izlerken tek eksinin Bear malının çok mal olması olduğunu düşünmüştüm. Kız ölmüş kedini sandviç yapıp sana yediriyor, kapını bantlıyor, kendini yaralıyor vs. vs. sen hâlâ ciddiye alıp uzaklaşmıyorsun… İster istemez Bear’la empati yapmaya çalıştığım için filmi izlerken Bear’ın mantıksız davranışları beni çileden çıkartmıştı ama Bear’ın Nikki’den uzaklaşamamasının asıl sebebinin Bear’ın hikâyedeki obsesif kişi olduğunu fark edince taşlar yerine oturdu.
Filmin asıl kötü karakterinin, canavarının Bear olması filmin en güzel yanı ve sağlam bir ters köşeydi bence. Bear bütün ilişki boyunca Nikki’nin rızası olmadan bedenini ve kızı istismar ediyor. Bir noktada bunu fark etse bile durumu sonlandırmak veya düzeltmek değil Nikki’nin gerçekten âşık olmasını istiyor. O kadar yaralamaya dışkıya kedi pişirmesine rağmen hâlâ vazgecemiyor inanılmaz bir saplantı yani ne olursa olsun kızla kalacak oe.
En sonunda ise kendini öldürmeye çalışıyor ama ona bile cesaret edemeyip haplara yöneliyor sonra ondan da korkup kendisini kusturmaya çalışıyor. Ve bütün bu intihar girişimlerini yaparken öldüğünde dileğin bozulacağını ve Nikki’yi bütün bu korkunç gerçeklikle baş başa bırakacağını bilerek yapıyor nitekim de öyle oluyor. Çok büyük oesin bear çok…
Bütün film aslında Bear picinin Nikki’ye saplantılı olup Nikki’nin hayatını mahvetmesini anlatıyor.
“I’m your freak Nikki!”