Nolan’ın The Odyssey’si: Mitoloji ile Fantastiğin Gölgesinde Bir Yolculuk. Sinemacı yönetmen Christopher Nolan’ın son filmi The Odyssey, Homeros’un binlerce yıllık destanını beyaz perdeye taşıdı. Ancak ortaya çıkan yapım, tarihsel bir anlatı ile mitolojik bir evren arasında gidip gelen yapısıyla beni…devamıNolan’ın The Odyssey’si: Mitoloji ile Fantastiğin Gölgesinde Bir Yolculuk.
Sinemacı yönetmen Christopher Nolan’ın son filmi The Odyssey, Homeros’un binlerce yıllık destanını beyaz perdeye taşıdı. Ancak ortaya çıkan yapım, tarihsel bir anlatı ile mitolojik bir evren arasında gidip gelen yapısıyla beni zaman zaman ikilemde bıraktı.
Filmi izlerken aklıma ilk gelen düşünce şu oldu: Eğer hikâyenin mitolojik kökenini bilmiyor olsaydım, anlatılanları yaşanmış tarihi olaylardan çok fantastik bir kurgu olarak değerlendirirdim. Antik Yunan inançları, tanrılar, kahinler, kehanetler ve doğaüstü güçler filmin neredeyse her sahnesine hâkim. Bu yoğun kullanım, anlatıyı yer yer gerçeklikten tamamen uzaklaştırıyor.
Elbette Homeros’un destanı zaten mitolojik bir eser. Ancak Nolan’ın yorumu, bu yönü daha da belirginleştirerek filmi tarihsel bir destandan ziyade fantastik bir maceraya dönüştürüyor.
Filmin aksiyon sahneleri ise beklentimin gerisinde kaldı. Özellikle dövüş koreografileri, günümüz sinema teknolojisi düşünüldüğünde oldukça sıradan görünüyor. Hatta bazı sahneler, eski Yeşilçam tarih filmlerini anımsatacak kadar yapay bir izlenim bırakıyor. Deniz yaratığının yer aldığı bölüm de benzer bir etki yaratıyor. Ne olduğu tam olarak seçilemeyen bu yaratık, etkileyici olmaktan çok belirsiz bir görüntü sunuyor.
Yaklaşık üç saatlik film boyunca anlatının temposu zaman zaman belirgin biçimde düşüyor. Öyle ki, izlerken iki kez salondan çıkmayı bile düşündüğüm anlar oldu. Destansı atmosfer korunmaya çalışılırken hikâyenin ritmi yer yer ağırlaşıyor ve bu durum seyir deneyimini olumsuz etkiliyor.
Buna rağmen filmin hafızamda en çok yer eden yanı, savaş üzerine söylediği kısa ama anlamlı sözler oldu. Onca ölümün ve yıkımın ardından Penelope’nin, “Bunlar yaşananlar son bulacak mı?” sorusuna Odysseus’un, “İnsanlar olanları çabuk unutuyor.” anlamına gelen cevabı, filmin en etkileyici repliklerinden biriydi. Binlerce yıl öncesine ait bir destanda geçen bu ifade, günümüzde hâlâ devam eden savaşlar düşünüldüğünde evrenselliğini koruyan güçlü bir saptama niteliği taşıyor.
Salon gözlemim de dikkat çeken nokta filmi seyredenlerin önemli bir bölümünü orta ve ileri yaş grubundaki izleyiciler oluşturuyor olmasıydı. Bunun nedeni, Homeros’un destanına ve mitolojiye duyulan ilginin bu kuşaklarda daha yoğun olduğunu gösteriyor kanaatimce.
Ez cümle, The Odyssey, mitoloji ve fantastik anlatıları seven izleyiciler için ilgi çekici bir seyirlik sunuyor. Ancak tarihsel gerçekçilik, güçlü bir dramatik tempo ya da daha yoğun aksiyon bekleyenler için aynı ölçüde tatmin edici olmayabilir. Görkemli prodüksiyonuna rağmen film bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Yine de mitoloji, macera ve fantastik unsurların iç içe geçtiği destansı hikâyelerden hoşlananlar için izlenmeye değer bir yapım olarak öne çıkıyor.