“İlerliyorum avlakta sessiz ve tedirgin, Ateşe hazır tüfeğim, Birden güzel yüzün beliriyor hayalimde, Işıl ışıl tatlı yüzün gözlerimin önünde. Şimdi sensin gezinen sessiz ve dingin Avlakta ve içinde güzel vadinin, Ah, hayalinden silinip giden yüzüm hızla, Bir kez olsun görünmedi…devamı“İlerliyorum avlakta sessiz ve tedirgin,
Ateşe hazır tüfeğim,
Birden güzel yüzün beliriyor hayalimde,
Işıl ışıl tatlı yüzün gözlerimin önünde.
Şimdi sensin gezinen sessiz ve dingin
Avlakta ve içinde güzel vadinin,
Ah, hayalinden silinip giden yüzüm hızla,
Bir kez olsun görünmedi mi sana?
Senden vazgeçmek zorunda kalan
Dünyayı amaçsızca dolaşır,
Keyifsiz ve mutsuz halde
Bir Doğu'ya, bir Batı'ya savrulur,
Ben düşünürken bir tek seni,
Karşımda aydır gördüğüm sanki;
Ve dolarken içime sessiz bir huzur,
Nasıl oldu bu bilmem ki.” s.19
Alman edebiyatının belki de en büyük yazarı olan Johann Wolfgang von Goethe’nin İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkmış derleme eseri. Alman dilinin uzmanları Mahmure Kahraman ve yaşayan efsane Ataol Behramoğlu tarafından çevrilmiş. Eserin orijinal şiirleri sol sayfada, çeviri ise sağ sayfada. Kitabı dört bölümden oluşturmuşlar; Sırasıyla;
- Seçme şiirler (ilk -coşkunluk-dönemi)
- Wilhelm Meister’in Çıraklık Yılları (klasiğe geçiş dönemi)
- Faust (olgunluk dönemi)
- Doğu-Batı Divanı (yaşlılık dönemi)
Şiir gözümü geliştirmek niyetine okumaya çalıştığım bu kitapta iki şey dikkatimi çekti: birincisi -her ne kadar romantik dönemde doğmuş ve eserler üretmiş olsa da- klasikçi yapısına rağmen (yaşamının hemen hemen her döneminde) romantik bir stil tercih etmiş olması; ikincisi ise alman romantizmin büyülü gücüne rağmen, doğu romantizminden (Fars edebiyatından) etkilenmiş olması.
“Sevgili kalbim öyleyse unutma
Her günün ayrı bir derdi vardır,
Çoğalır bu dert gün uzadıkça,
Geceyse sevinç kaynağıdır.”
Sayfa 37 de yer alan son dörtlü de açıkça görülen bir doğu etkisi bulunuyor. “Kalbe ağıt’ geceye sığınma” ile birlikte yaşamın zorluğuna edilen bir tevekkül. Bu arada Goethe, Hafız-ı Şirazi’den çok etkilenmiş. Bu nedenledir ki doğu mistisizmi eserlerinde net görünüyor.
“Nereye gidersem gideyim,
Bir yangın götürmekteyim
Şurasında göğsümün!
Ben ah, yalnız kalınca,
Dinmek bilmez gözyaşlarıyla
Ağlıyorum, paramparça yüreğim.”
Sayfa 47’de ise fransız ve ingiliz romantizminden etkilendiğini görülüyor. Belki JJ Rousseau veya Shakespeare etkisi baskın olmuştur. Duyguların son derece net bir şekilde “paramparça, yangın, gözyaşı”olarak ifade edildiği bir biçim oluşturmuş. Ve yukarıda bahsettiğim gibi klasikçi yönü daha ağır olmasına rağmen bu romantikçi yönü yaşamanın her döneminde ortaya çıkmış. Buradan çok yönlü olduğu bariz (normalde böyle olduğunu bilmiyordum).
Goethe’yi romanları ve piyesleri dışında şiir türüyle de tanımanızı öneririm. Neden en iyisi dediklerini okuyunca anlıyor insan. Kendisinin 18-19 yy da yaşadığını unutmayın. Kendisinden sonra gelenlere ilham kaynağı olmuştur. O olmasaydı belki de puşkin, hugo, mann ve nietzsche gibi isimler olmayacaktı..
“Yalnızlığa boyun eğen,
Ah! Kimsesiz kalacak demektir;
Yaşarken herkes, severken,
Onu acıya terk edecektir.
Ah! Kederimle baş başa,
Bir kez olsun ben
Kalırsam tek başıma
Yalnız olmam gerçekten.
Sevdalı adam gizlice gözetler,
Yalnız mı diye sevgilisini.
Bu yüzden üstüme çöker
Acı, kimsesiz bırakmaz beni,
Ah! Keder kimsesiz bırakmaz beni,
Bir gün mezarda,
Yokken yanımda birisi,
Beni bırakmaz keder yapayalnız orada!” s.31
.
.
“Hasret çeken bilir ancak,
Neler çektiğimi benim!
Tüm sevinçlerden uzak
Yapayalnız biriyim,
Gözlerim gökyüzünde
Hep onu arıyorum.
Ah! Beni seven en yakınım
Çok uzaklarda biliyorum.
Başım dönüyor,
Yanıyor içim.
Ancak hasret çeken bilir,
Neler çektiğimi benim!” s.35
.
.
“Ah! Gör çaresizliğimi
Sonsuz merhametinle,
Ey sen Acısı Büyük Anne!
Bakıyorsun bin bir acıyla
Kalbinde kılıç yarasıyla,
Yatan oğlunun ölüsüne.
Bakıyorsun Tanrı'ya,
Oğlunun ve kendinin yıkımına
Yaktığın ağıtlar yükseliyor göğe.
Kim hisseder,
Nasıl hisseder
İşlemiş acıyı kemiklerime?
Şu zavallı kalp neyi özler,
Neden korkar, ne ister,
Bir tek sen bilirsin bunu, sen sadece!” s.46
.
.
“Tesadüfler değil yaratan hırsızı,
En büyük hırsız tesadüf zira;
Kalbimden bir çırpıda çaldı,
Aşktan geriye ne kaldıysa.
Sana emanet edildi böylece
Yaşamımda en büyük zenginliğim,
Senden geleceklerdir sadece
Bu yoksul yaşamda beklediğim.
Bakışındaki ışıltı söylüyor bana,
Aşkımın artık karşılık bulduğunu,
Mutluyum kollarında,
Değişti yazgımın yolu.” s.51