2026 (99. Film) "1+1= 1 eder mi?" Sevgili @aden_61'in önerisiyle izlediğim, yıllardır listemde yer alan bir filme daha çizik atmış bulunuyorum. Bu tarz şu filmi de yorumlar mısın dediğiniz filmler olursa seve seve yorumlarım, önerilere açığım. Ünlü yönetmen Denis Villeneuve'nin…devamı2026 (99. Film)
"1+1= 1 eder mi?"
Sevgili @aden_61'in önerisiyle izlediğim, yıllardır listemde yer alan bir filme daha çizik atmış bulunuyorum. Bu tarz şu filmi de yorumlar mısın dediğiniz filmler olursa seve seve yorumlarım, önerilere açığım. Ünlü yönetmen Denis Villeneuve'nin en çarpıcı işlerinden biri olduğunu söylemek mümkün. "Incendies"in konusuna gelirsem Jeanne ve Simon isimli ikiz kardeşler annelerinin ölümüyle birlikte onun vasiyeti olarak hem babalarına hem de abilerine ulaştırmak üzere iki mektup alırlar. Ancak ne abilerini ne de babalarını tanıyan kardeşler annelerinin geçmişini öğrenmek adına Lübnan'a gideceklerdir. Burada öğrenecekleri acı gerçeklerle yüzleşmesi onlar adına hiçte kolay olmayacaktır.
Filmin yarısını gece yarısını gündüz izledim. Pek tavsip etmesem de böyle izlemeyi bazen vakit ayırmanın daha kolay olması sebebiyle yapıyorum. Bu filmde böyle yapınca da olaylar bende biraz geç aydınlandı:) çok erken çözmem gereken meseleyi maalesef biraz geç ayıktım. Gece filmin ilk yarısını izlediğimde benim adıma ağır ve filmi bitirdiğimde tatmin olmayacağım yönünde bir hissiyat ile kapatmıştım. Ancak filmin son yarım saati filmin direkt kendisiymiş meğerse. Bir savaşın yalnızca verilen canlar, yıkılan şehirler olmadığını aynı zamanda dağıttığı aile yapısına da çok güzel bir şekilde ışık tutuyor film. Konu ve işleniş yönünden filmi oldukça başarılı bulsam da beğenmediğim yönleri de yok değildi. Nawal Marwan karakterinin havuzdaki sahnelerinde evet yüz makyajı fena olmasa da beden anlamında izleyicinin o genç görüntüyü fark etmesi hiçte zor değil. Haricen bu Irak, Ürdün, Lübnan gibi ülkelerde kamerayı mobese kamerası gibi bir yere sabitleyip geniş açıdan çekiyorlar sahneleri. Bu filmde de özellikle ilk yarıda bu tarz birkaç sahne vardı. Şahsi olarak izleyici gözüyle hiç haz etmediğim bir durum. Ancak hikaye bu kusurları kapatmak noktasında oldukça başarılı.
Filmin sonu filmin tamamlayıcısı konumunda. Aklınızda soru kalmayacak cinsten bir final. Anlamlı, başarılı bir dram filmi. Tavsiye ederim.
7.7/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Film, Lübnan asıllı Kanadalı yazar Wajdi Mouawad’ın dünya çapında ses getiren ve aynı adı taşıyan tiyatro oyunundan sinemaya uyarlandı; Denis Villeneuve oyunu izlediği an "Bu hayatımda izlediğim en sarsıcı trajedi, bunu filme çekmezsem huzur bulamam" diyerek haklarını satın aldı.
2- Denis Villeneuve, Lübnan’daki iç savaşın o dönemki siyasi ve mezhepsel hassasiyetleri nedeniyle, filmin çekimlerini Lübnan yerine tamamen Ürdün’ün Amman kentinde ve Kanada’nın Montreal şehrinde kurulan özel setlerde gerçekleştirdi.
3- Nawal Marwan karakterini canlandıran ünlü aktris Lubna Azabal, senaryodaki zaman sıçramaları için, karakterin 20'li yaşlarından 60'lı yaşlarına kadar olan tüm evrelerini hiçbir yaşlılık protezi kullanmadan, tamamen kendi jest ve mimikleriyle oynamıştır.
4- Film, 2011 yılında düzenlenen 83. Akademi Ödülleri'nde (Oscar) Kanada adına yarışarak "En İyi Yabancı Dilde Film" dalında ilk 5 aday arasına girmiş ve Denis Villeneuve'e Hollywood kapılarını ardına kadar açmıştır.
5- Filmin o durağan ve uzak kamera dili; görüntü yönetmeni André Turpin tarafından, izleyiciye bir savaş belgeseli hissi vermek ve o coğrafyanın çaresizliğini uzaktan izletmek için bilerek tasarlandı.
6- Filmin açılışındaki o unutulmaz, yetimhanedeki çocukların saçlarının kazındığı ve Radiohead’in "You and Whose Army?" şarkısının çaldığı o sarsıcı sahne, sinema eleştirmenleri tarafından "tüm zamanların en iyi açılış sekanslarından biri" olarak kabul edilmektedir.
7- Denis Villeneuve, senaryoyu yazarken Wajdi Mouawad’ın tiyatro metnindeki bazı uzun diyalogları tamamen sildi; çünkü Villeneuve "Sinema kelimelerle değil, sessizlik ve bakışlarla anlatılan bir sanattır" diyerek filmi görsel bir sessizliğe çekti.
8- Filmde Nawal Marwan’ın hapishanedeki o işkenceler karşısında hiç susmadan şarkı söylediği ve bu yüzden ona "Şarkı Söyleyen Kadın" lakabının takıldığı o kilit sahneler, gerçek hayatta Lübnan'daki Khiam hapishanesinde yatmış gerçek bir kadın mahkumun anılarından esinlenilmiştir.
9- Lubna Azabal (Nawal), filmde hem Arapça hem de Fransızca dillerini akıcı bir şekilde konuşabilmek için çekimlerden önce tam 3 ay boyunca dildilbilimciler eşliğinde yoğun bir diksiyon ve şive kampına girdi.
10- Filmin o otobüs saldırısı ve Hristiyan-Müslüman çatışmasının ortasında kalan o dondurucu çocuk sahnesi çekilirken, sette kullanılan o yapay alevler ve patlamalar nedeniyle Ürdün’deki yerel halk kısa süreli bir savaş paniği yaşamıştır.
11- Denis Villeneuve, filmdeki o ikiz kardeşler Jeanne (Mélissa Désormeaux-Poulin) ve Simon (Maxim Gaudette) rollerini seçerken, iki oyuncunun birbirine olan o jest benzerliğini yakalayabilmek için 100’den fazla Kanada tiyatrosu oyuncusuyla görüşmüştür.
12- Filmin yapım bütçesi sadece 6.5 milyon dolar gibi çok mütevazı bir seviyedeyken, gösterime girmesinin ardından dünya çapında büyük bir festival başarısı elde ederek bütçesinin katbekat fazlasını kazandı ve karlı bir bağımsız yatırım oldu.
13- Filmde o büyük finaldeki iki mektup sahnesi çekilirken, Denis Villeneuve oyunculara mektupların içeriğini son ana kadar okutmadı; böylece ikizlerin yüzündeki o şok ifadesinin tamamen gerçek olması sağlandı.
14- Filmin müziklerini üstlenen besteci Grégoire Hetzel, o coğrafyanın klasik doğu müziklerini kullanmak yerine, hikayenin o evrensel trajedisini öne çıkaracak batı tarzı yaylı çalgılar ve melankolik piyano tınıları tercih etti.
15- Lubna Azabal, film vizyona girdikten sonra verdiği dürüst bir röportajda, "Nawal Marwan rolü hayatımda oynadığım en ağır, psikolojik olarak beni en çok yıpratan roldü; çekimlerden sonra aylarca o karakterin yasından çıkamadım" itirafında bulunmuştur.
16- Çekimlerin yapıldığı Ürdün çöllerindeki o aşırı sıcaklar nedeniyle, filmdeki dış mekan çekimlerinde set ekibi ve oyuncular sürekli ısı çarpması tehlikesi atlatmış ve çekimler sık sık durdurulmuştur.
17- Film, Kanada’nın Oscar’ları sayılan Genie Ödülleri’nde "En İyi Film", "En İyi Yönetmen" ve "En İyi Kadın Oyuncu" dahil olmak üzere katıldığı neredeyse tüm ana kategorilerde ödülleri adeta silip süpürmüştür.
18- Senaryoda geçen o düğüm noktaları ve hapishane sahneleri, tarihsel olarak 1975-1990 yılları arasındaki Lübnan İç Savaşı’nın o karanlık dönemine sadık kalınarak kurgulanmıştır.
19- Denis Villeneuve, bu filmdeki o muazzam görsel başarısı sayesinde Hollywood devlerinin dikkatini çekmiş ve hemen ardından Prisoners (Tutsaklar) ve Sicario gibi başyapıtları yönetmek üzere Amerika’ya davet edilmiştir.
20- Nawal’ın vasiyetinde "Bana babanızı ve abinizi bulana kadar mezar taşı koymayın, beni yüzüstü gömün" demesi, onun yaşadığı o devasa utancın ve çözülmeyen geçmişin en ağır sembolik ifadesidir.
21- Denis Villeneuve, senaryoyu uyarlarken Mouawad’ın orijinal tiyatro metnindeki o şiirsel, edebi ve ağır diyalogların neredeyse %90’ını koruyarak filmin o klasik edebi ağırlığını muhafaza etmiştir.