Spoiler içeriyor
fena dağıldım yedinci sezon son iki bölümde. ağladım hep, mary gibi yani gerçekten ölmesi mi lazımdı george'un? ne gerek vardı buna diye kızdım önce. ama hayata bunlar da dahil, kabullendim usul usul ağladım onlarla birlikte. ve sheldon'ın orta yaş halini…devamıfena dağıldım yedinci sezon son iki bölümde. ağladım hep, mary gibi yani gerçekten ölmesi mi lazımdı george'un? ne gerek vardı buna diye kızdım önce. ama hayata bunlar da dahil, kabullendim usul usul ağladım onlarla birlikte. ve sheldon'ın orta yaş halini görünce de çok duygulandım. dizileri yayınlandığı zamanlarda seyretmeyi sevmiyorum tezcanlı olduğum için. bir iki ay içinde çocukların gözümün önünde büyüdüğünü ergenliğe girdiğini görmek çok hoş bir şey. sanırım yıllara yayılan dizilerin en cezbedici yanı da bu, değişimlere tanıklık etmek. onlarla birlikte zorlanmak ve kabullenmek, birlikte gülmek hüzünlenmek. ailenin birer parçası gibi anıya dönüşmeleri.. halbuki izlerken birkaç kez de sitem etmiştim çok sevmeme rağmen,, bir daha dizi izlemeyeceğim çok vaktimi alıyor, film daha makul diye. ama şu an sabırsızlıkla the bing bang theory'e dönüp yetiskin sheldon'ı yeniden görmek arzusu da duyuyorum..
young sheldon karakterlerinin hepsini ayrı ayrı çok sevdim. hepsi üzerine teker teker düşünecek denli derin çizilmiş kendine has kişiler. ara ara mary'nin dindarlığı ve gözlerini bölertip durduğu anlar keyfimi kaçırdı tabii. anneliği ve dine aşırı zaafı bazen çok baskın geldiği için bir kadın olarak kendini ihmal edişine kızdım. ama neticede bir dönem dizisiydi. bugün bile hali hazırda yaşadığımız sorunlar bunlar. en sevdiğim kişi büyük anne connie tucker oldu. yasa dışı işlere girişmesini saymazsak bir de vasat ebeveynliğini büyük anne olarak hem çok eğlenceli hem de olgun bir kişiydi. kendi bireyselliğinden hayatı yaşama zevkinden ödün vermeyişini çok takdir ettim. sık sık güldüm esprilerine.
amerikan toplum yapısı ekonomik kurumsal düzeni için de biraz canım sıkıldı. sürekli övüp durulan dünyanın "birinci ülkesi" ne yeterince demokratik hoşgörülü ne de refah düzeyi yüksek çünkü. tamam, teksas'ın bir kasabası söz konusu olduğu için çok daha kapalı ve muhafazakar bir toplum bu, ama amerika'nın yücelttiği bireycilik hiç hoş değildi. george'un işsiz kalması, krediyle yıllarca ödenmeye çalışılan ev taksitleri, bir tesisat bozulunca ona para ayıramayış, sheldon'ın 187 iq olmasına rağmen sürekli kendi yolunu kendisi açmaya çalışması.. eğer o yeterince bilinçli bir çocuk olmasa heba olup gidecek bir deha.. eğitimi için çocuk yaşta para toplamak için mücadele etmek durumunda kalması.. bunlar üzücü şeylerdi.
kardeşleri missy ve georgie'e gelince onlar düşük zekalı değillerdi, hepimiz gibiydiler ama okul sistemi sadece bilişsel zekayı ödüllendirme üzerine kurulu. oysa missy duygusal zekada çok öndeydi, georgie ise psikomotor beceride diğerlerinden üstündü. bu da aslında son dönem eğitim eleştirilerini ve çoklu zeka kuramının önemini ortaya koyuyor. okuldan uzaklaşmak, liseyi bırakmak veya anne olayım ben en iyisi zengin eş bulup demeyi dayatmamalı çocuklara veya hemen zengin olmalıyım, yapabilirim diye gaza getirip yasadışı yollara sürüklememeli, gerçeklikten uzaklaştırıp.
sevgi dolu sıcak elinden geleni yapan bir aile seyrettik evet ama zorluklarla da dolu bir ortamdı. yine de en çok hoşuma giden şey ateist olmasına rağmen sheldon'a büyük baskı yapılmamasıydı, mary çok dindar olmasına rağmen eşinin her gün içki içmesine sorun çıkarmıyordu. veya annesinin yaşam biçimi ona çok ters olmasına rağmen aradaki sevgi ve saygıyı yitirmiyorlardı. dizide en sevdiğim şey bu oldu. hepsinin zor yanları farklı özellikleri vardı ama aile olmak bunların ötesine uzanıyordu. yeri geliyor sheldon katı bir ateist olmasına rağmen sırf annesinin gönlü olsun diye vaftiz olmayı kabul ediyor, tanrıya olmasa da sana inanıyorum deyip sarılıyordu. tüm bunlar aile, akraba, komşuluk ve nihayetinde bir toplum olarak esnek olmanın sevgiyi ve iyi niyeti her şeyin üstüne koymanın önemini de gösteriyor.
sheldon cooper harika bir karaktersin sen tüm hatalı eksik ve üstün yanlarınla. iyi ki çocukluğunu ve ergenliğini de seyredebildik. bu tür yapımları kabullenmek organik bir bağ kurmak izleyicide çok zor oluyor genelde ama benim için bu bütünlük tamamıyla kuruldu ve çok keyif aldım.