2026 (103. Film) Listemden yaptığım kura sonucu tercihim bu sefer ise "The Menu" filminden yana oldu. Gastronomi okumuş birisi olarak bu filmi seçmem aslında pek sürpriz sayılmaz. Uzun zamandır da alanımdan ötürü izlemek istiyordum. Normalde bu gönderiyi paylaşmadan hemen önce…devamı2026 (103. Film)
Listemden yaptığım kura sonucu tercihim bu sefer ise "The Menu" filminden yana oldu. Gastronomi okumuş birisi olarak bu filmi seçmem aslında pek sürpriz sayılmaz. Uzun zamandır da alanımdan ötürü izlemek istiyordum. Normalde bu gönderiyi paylaşmadan hemen önce yazıyorum ancak filmi aslında dün izledim. Gönderisi biraz araya kaynamış:) Filme gelirsem bir adada yer alan özel bir restoran tadım menüsü için beş masadan oluşan konuklarını ağırlarlar. Ancak başlarda her şeyden habersiz ortamın keyfini çıkaran konuklar bir süre sonra garipleşen olaylarla birlikte aslında bu gezinin hiçte eğlenceli olmadığını fark edeceklerdir.
Film aslında daha ilk sahneden bizleri kasvetli bir hava ile karşılıyor. Bu da filmin gidişatı için büyük bir ipucu. Sahnelerin devamında konukları karşılayan Elsa'nın bir başkasının yerine gelen Margot'un gelmesine tepkisi de aynı şekilde güzel bir ipucu. Mutfak sahneleri sektörden birisi olarak söyleyebilirim ki son derece başarılıydı. Özellikle çıkan tabaklar, sunumlar Slowik şefe yakışan türdendi. Tabi ekmek tabağında ekmek olmamasını saymazsak:) Özellikle "cheeseburger" sahnesi filmin zirve yaptığı yerdi. Slowik'in o burgeri hazırlarken ki çocuksu mutluluğu, hiç kimsenin yardımını almadan tek başına hazırlaması anlamlı bir sahne doğurmuş. Ralph Fiennes'te bu rolün üstesinden çok iyi gelmiş. Nicholas Hoult'un canlandırdığı Tyler karakteri fazlasıyla boştu. Gerek var mıydı öyle bir karakter yazmaya bilemedim. Anna Taylor-Joy her zaman ki gibi filmde parlamış.
Yemekler lezzet konusunda izleyiciyi meraklandırıyordu. Ortamın gerilimli havası ise o yemekleri boğazda bırakacak cinstendi. Filmin hoş bir havası vardı. Tavsiye ederim.
7.3/10
Film Hakkında İlginç Detaylar (Spoiler Uyarısı)
1- Filmdeki tüm o lüks yemeklerin görsel tasarımı ve tabağa dizilimi için, San Francisco'daki 3 Michelin yıldızlı "Atelier Crenn" restoranının dünyaca ünlü şefi Dominique Crenn resmi gastronomi danışmanı olarak set ekibine liderlik etmiştir.
2- Ralph Fiennes, canlandırdığı Şef Julian Slowik rolüne hazırlanırken gerçek şeflerin mutfaktaki beden dilini öğrenmek adına haftalarca Dominique Crenn'in mutfağında kalmış ve profesyonel bıçak tutuş teknikleri eğitimi almıştır.
3- Filmin kilit karakteri olan Margot rolü için ilk aşamada Oscar ödüllü aktris Emma Stone ile el sıkışılmıştı; ancak oyuncunun Poor Things filminin çekim takvimiyle çakışma yaşaması üzerine rol Anya Taylor-Joy'a devredilmiştir.
4- Anya Taylor-Joy, filmde Margot'un şef Slowik'ten cheeseburger siparişi verdiği ve o burgeri ilk ısırdığı meşhur sahnenin çekimlerinde, taze ve sıcak durması adına sahne boyunca tam 11 adet gerçek cheeseburger yemek zorunda kalmıştır.
5- Filmin senaristleri Seth Reiss ve Will Tracy, senaryo fikrini Will Tracy'nin Norveç'teki çok lüks ve izole bir adada bulunan restoranda yemek yerken hissettiği o klostrofobik ve kapana kısılmışlık hissinden yola çıkarak kaleme almışlardır.
6- Filmde garsonların ve mutfak ekibinin şef her el çırptığında tek bir ağızdan attığı o disiplinli ve ürkütücü ses tonu, gerçek askeri birliklerin komut alma rutinleri incelenerek kurgulanmıştır.
7- Nicholas Hoult'un canlandırdığı Tyler karakterinin mutfağa geçip yemek yapmaya çalıştığı ve şef tarafından rezil edildiği sahnede kullanılan tüm o başarısız yemekler, set ekibi tarafından bilerek lezzetsiz ve estetikten uzak pişirilmiştir.
8- Filmde her yemeğin servis edilmesinden önce ekranda beliren o grafik yazılar ve yemek isimleri, gastronomi belgeseli Chef's Table dizisinin tipografi ve kamera açıları birebir taklit edilerek tasarlanmıştır.
9- Çekimler boyunca mutfaktaki ocakların, fırınların ve ızgaraların tamamı gerçek anlamda faal tutulmuş; sahnelerde arka planda görünen tüm o yardımcı oyuncular gerçek aşçılık eğitimi almış profesyonellerden seçilmiştir.
10- Ralph Fiennes, duruşundaki o soğuk ve mesafeli havayı koruyabilmek için çekim aralarında diğer oyuncularla çok fazla diyalog kurmamış ve restoran sahnesinde kürsüde durduğu anlarda doğaçlama hareket etmiştir.
11- Filmin o meşhur marshmallowlu ve çikolatalı insan tatlısı olan büyük final sahnesindeki yangın efektleri için yapay dijital efektler yerine stüdyoda kontrol edilebilir gerçek alev sistemleri kullanılmıştır.
12- Anya Taylor-Joy, karakterin o umursamaz ve tırnak içinde "avam" duruşunu pekiştirmek adına film boyunca giydiği deri ceket ve bot kostüm kombinasyonunu kendi kişisel gardırobundan seçtiği parçalarla modifiye etmiştir.
13- Filmde restorana gelen sinema oyuncusunu canlandıran John Leguizamo, rolüne hazırlanırken geçmişte birlikte çalıştığı ancak isim vermediği kibirli ve egosantrik Hollywood aksiyon yıldızlarını taklit ettiğini beyan etmiştir.
14- Filmin yapımcılığını üstlenen isimlerden biri de The Big Short ve Don't Look Up gibi ünlü sistem eleştirisi filmleriyle tanınan Oscar ödüllü yönetmen Adam McKay'dir.
15- Restoranın iç tasarımı için Georgia eyaletindeki deniz kenarında sıfırdan devasa ve klostrofobik bir bina inşa edilmiş, dışarıdan gelen doğal ışık miktarını kontrol edebilmek için özel ayarlanabilir camlar kullanılmıştır.
16- Hong Chau'nun canlandırdığı restorandan sorumlu sert mizaçlı Elsa karakterinin o kulaktan kulağa yayılan "You get less than you pay for" (Ödediğinizden daha azını alırsınız) repliği çekim esnasında oyuncunun kendi doğaçlamasıyla ortaya çıkmıştır.
17- Filmin kurgu masasındaki montaj süreci, yemeğin ilk servisinden o son tatlı sahnesine kadar tırmanan gerilim ritmini koruyabilmek adına tam 5 ay boyunca titizlikle sürdürülmüştür.
18- Sette kullanılan tüm o lüks tabaklar, çatallar ve gastronomik gereçler Avrupa'nın en ünlü restoran tedarikçilerinden filme özel olarak getirtilmiştir.
19- Filmin müziklerini hazırlayan Colin Stetson, sahnelerdeki o huzursuz edici ve gerilimli atmosferi yakalamak adına klasik orkestra yerine nefesli çalgıların deneysel ve bastırılmış tonlarını tercih etmiştir.
20- Filmin en sonunda Margot'un teknede cheeseburgerini yerken adadaki devasa patlamayı izlediği kapanış karesi çekilirken, Anya Taylor-Joy o sahnedeki tatmin hissini yakalamak adına çekimi tek seferde tamamlamıştır.
21- Senarist Will Tracy, Norveç'in Bergen kentindeki izole bir adada bulunan son derece pahalı bir restorana gittiğinde, adaya botla götürülüp kapıların arkalarından kilitlenmesi üzerine "Ya buradan tek çaremiz ölmekse?" diye düşünmüş ve filmin fikri o an doğmuştur.
22- Filmin başında misafirlere sunulan o "Ekmeksiz Ekmek Tabağı", fine-dining dünyasında yemeğin lezzetinden ziyade konseptine odaklanan ve halkı aşağılayan aşırı elitist restoran kültürüne yapılmış sert bir kara mizah eleştirisidir.
23- Filmde John Leguizamo’nun canlandırdığı "eskimiş sinema yıldızı" karakterini aslında Daniel Radcliffe'ın canlandırması istendi. Kendisinin şımarık versiyonunu oynaması planlandı. Ancak bu fikir sonradan iptal edildi ve rol John Leguizamo'nun oldu.
24- Şef Slowik’in masadaki tüm konstrüksiyonu ve konukları ölüme sürüklemesinin ana sebebi; sanatsal üretimini ve yemeğe olan tutkusunu bu zengin, ne yediğini bilmeyen, lezzetten anlamayan ama sırf statü için gelen kitle yüzünden kaybetmiş olmasıdır.
25- Nicholas Hoult’un canlandırdığı Tyler’ın Slowik tarafından mutfağa çağrılıp "Hadi sen yemek pişir" denildiği ve ortaya çıkardığı o berbat, çiğ kuzu eti tabağı sahneleri, yemeği sadece teoride bildiğini sanan sosyal medya gurmelerinin pratiğe gelince nasıl çuvalladığını gösterir.
26- Mutfak seti işlevsel bir restoran gibi inşa edildiği için, çekimler boyunca salonda sürekli taze et, ot ve sos kokuları hakim olmuş; oyuncular çekim aralarında acıktıklarını sık sık dile getirmişlerdir.
27- Film boyunca ekrana gelen o yemek isimleri ve içindekiler yazısı, gerçek fine-dining menülerindeki o abartılı, ağdalı ve karmaşık menü diliyle kasten alay etmek için o şekilde tasarlanmıştır.
28- 30 milyon dolar gibi orta ölçekli bir bütçeyle çekilen yapım, küresel gişede 80 milyon doların üzerinde gelir elde ederek dönemin en başarılı orijinal senaryolu gerilim-komedilerinden biri olmuştur.
29- Fiennes, karakterinin o otoriter ve tekinsiz havasını korumak için sahnelerde kasten bağırmamayı, tam aksine çok fısıltılı ve alçak sesle konuşarak salondaki herkesi kendine itaat ettirmeyi seçmiştir.
30- Restoran yatırımcısının veya o kaçmaya çalışan adama yapılan müdahalelerin o çiğliği, filmin "komedi" tonundan bir anda kan donduran bir "kült/tarikat" gerilimine evrilmesini sağlayan kilit sahnelerdir.
31- Slowik’in odasında Margot’nun gördüğü o "Haftanın Elemanı" fotoğrafındaki genç ve mutlu Slowik resmi, şefin geçmişte bir hamburgercide çalışırken çekilmiş tek neşeli anısıdır ve finaldeki cheeseburger fikrinin ilham kaynağıdır.
32- Film, günümüz restoran sektöründeki şef mobbingini, tükenmişlik sendromunu ve yemeğin bir "beslenme ve haz" aracı olmaktan çıkıp bir "statü ve şov" malzemesine dönüştürülmesini sinema tarihinin en özgün tabağında sunan bir başyapıttır.