Spoiler içeriyor
Kitap genel olarak Halide ve Ali Deniz’in, yıllar önce yaşanan bir yanlış anlaşılmanın ardından yeniden karşılaşmasını ve geçmişte yarım kalan ilişkilerinin yeniden şekillenmesini anlatıyor. Temelinde aslında oldukça basit ve doğru işlendiğinde etkili olabilecek bir hikâye var: Birbirini seven iki insanın,…devamıKitap genel olarak Halide ve Ali Deniz’in, yıllar önce yaşanan bir yanlış anlaşılmanın ardından yeniden karşılaşmasını ve geçmişte yarım kalan ilişkilerinin yeniden şekillenmesini anlatıyor. Temelinde aslında oldukça basit ve doğru işlendiğinde etkili olabilecek bir hikâye var: Birbirini seven iki insanın, geçmişte yaşanan bir olay yüzünden yıllarca ayrı kalması. Fakat bence kitabın en büyük problemi, bu temel hikâyenin üzerine gereğinden fazla olay ve dram yüklenmiş olması.
Kitaptaki bazı mantık problemleri de dikkatimi çekti. Özellikle asker olan baba karakterinin silahını evin içerisinde açıkta ve herkesin ulaşabileceği şekilde bırakması bana oldukça absürt geldi. Mesleği gereği silah güvenliği konusunda bilinçli olması gereken bir karakterin böyle davranması, hikâyenin içerisinde açıklanmadığı için bana doğrudan bir mantık hatası gibi göründü.
Halide’nin Ali Deniz’e karşı yıllarca taşıdığı kırgınlık da benim açımdan tartışmalıydı. Birinden hoşlanıp karşılığını alamamak elbette üzücü olabilir fakat bir insanın sizi sevmemesi onu suçlu yapmaz. Halide’nin sürekli “Ben seni yıllarca sevdim.” üzerinden Ali Deniz’e kırılması bir noktadan sonra bana gereksiz geldi. Sevgi karşı tarafın ödemesi gereken bir borç değil.
Buradan sonrası spoiler içeriyor.
Dokuz yıl önceki mektup olayı ise kitabın en problemli noktalarından biri. Halide’nin verdiği kitabın içerisinden çıkan mektubun dili bana oldukça yapay geldi. Özellikle 17 yaşındaki bir karakterin yazdığı düşünüldüğünde, cümlelerin doğal bir duygudan ziyade karakteri kötü göstermek amacıyla yazıldığı hissine kapıldım. Sonrasında mektubu Halide’nin değil, Arya’nın yazdığını öğreniyoruz. Üstelik Arya, Ali Deniz’i Halide’yle birlikte olmazsa onun kendisini taciz ettiğini söylemekle tehdit ediyor. Taciz gibi ciddi bir konunun romantik bir ilişki içerisinde tehdit unsuru olarak kullanılması bence oldukça rahatsız edici ve yanlış işlenmiş bir noktaydı.
Bunun yanında Ali Deniz’in yıllarca bu mektubu gerçek sanmasına rağmen Halide’ye doğrudan hesap sormaması da bana inandırıcı gelmedi. Böyle ağır bir ithamla karşılaşan bir insanın en azından bunu neden yaptın diye karşısındaki kişiyle konuşmasını beklerdim. Burada yine kitabın genel problemine dönüyoruz: Karakterlerin konuşarak çözebileceği meseleler yıllarca konuşulmuyor ve sonrasında ortaya çıkan dram üzerinden hikâye ilerliyor.
Halide’nin kendi problemlerini çözdüğü, kendi gücünü gösterdiği sahneleri daha fazla görmek isterdim. Çünkü kadın karakterin başına gelen her olayda erkek karakterin ortaya çıkıp sorunu çözmesi, Ali Deniz’i gereğinden fazla “kurtarıcı” konumuna getiriyor.
Baba karakteri ise benim için ayrı bir problem. Kızını korumak istemesini ve onun için endişelenmesini anlayabiliyorum fakat yetişkin bir insanın ilişkisine bu kadar müdahale etmesi, Ali Deniz’i tehdit etmesi ve hatta Halide’ye fiziksel şiddet uygulaması karakterin başlangıçta çizilen baba profiliyle çelişiyor. Özellikle “kızı için endişelenen baba” olarak anlatılırken yetişkin insanların arasına bu kadar sert şekilde müdahale etmesi bana fazla abartılı geldi. Sonradan özür dilemesi bu davranışları tamamen ortadan kaldırmıyor.
Kitabın bir diğer büyük problemi ise olay kalabalığı. Ali Deniz’in yetim geçmişi, aile problemleri, baba meselesi, Arya’nın ihaneti, yanlış anlaşılma, kardeş sırrı, hastalık, kaçırılma, vurulma ve daha birçok olay aynı hikâyenin içerisine eklenmiş. Dram kullanılması başlı başına bir problem değil; ancak burada olaylar hikâyeyi derinleştirmekten çok uzatıyor gibi hissettirdi.
Bence kitabın temelindeki Halide ve Ali Deniz hikâyesi aslında tek başına yeterli. Geçmişte yaşanan yanlış anlaşılma, dokuz yıl sonra yeniden karşılaşmaları ve aralarındaki duygular çok daha derin işlenebilirdi. Fakat bunun üzerine sürekli yeni bir problem eklenmesi, bir süre sonra merak duygusundan çok “Şimdi hangi sorun çıkacak?” hissi oluşturuyor.
Genel olarak kitabın fikrini tamamen başarısız bulmuyorum. Hatta daha sade, tutarlı ve karakterlerin iletişimine daha fazla yer veren bir anlatımla oldukça etkili bir aşk hikâyesine dönüşebilirdi. Ancak fazla olay kullanılması, bazı mantık problemleri, karakterlerin zaman zaman tutarsız davranması ve iletişimsizliğin sürekli çatışma yaratmak için kullanılması benim için kitabın en büyük eksileriydi.
Kısacası benim problemim kitabın dram içermesi değil; dramın hikâyeyi desteklemek yerine zaman zaman hikâyenin kendisi hâline gelmesi. Daha az olay, daha fazla karakter derinliği ve daha gerçekçi tepkilerle çok daha güçlü bir kitap olabileceğini düşünüyorum.