Kitabın yarısına kadar beklentimin karşılanmadığını ve sırf başladığım için devam etmeliyim durumunun oluştuğunu söyleyebilirim. Ancak sonlara doğru tüm parçalar bütünlük kazanıp anlamlı hâle gelince iyi ki okudum dedim. Özellikle beni en etkileyen kısımlar kıymetli hocamızın yaşamındaki kesitler oldu. Doğan Cüceloğlu'nun…devamıKitabın yarısına kadar beklentimin karşılanmadığını ve sırf başladığım için devam etmeliyim durumunun oluştuğunu söyleyebilirim. Ancak sonlara doğru tüm parçalar bütünlük kazanıp anlamlı hâle gelince iyi ki okudum dedim. Özellikle beni en etkileyen kısımlar kıymetli hocamızın yaşamındaki kesitler oldu. Doğan Cüceloğlu'nun zihnimde oluşan bir profili vardı, sanki her daim şükran ve anlam hâli içerisinde hayatını sürdürmüş gibi gelirdi. Muhakkak ki özünde bu iyimser hâli hep mevcut kılmıştır. Ancak kitabında bu hâli yaşamının belli süreçlerinde forma dönüştüremediğinden söz ediyor. Ne yapacağını bilememesi, beklentilerin içinde yer edinmeye çalışması, anlaşılmadığının hissiyatı... Bunun gibi acı tecrübelerin sonucunda özüne ulaşan bir Doğan Hoca var. Merhale merhale kendisini inşa ve ihya etmiş, kendi milletine faydalı olmak adına çeşitli çalışmalarda yer almış gayretli ve inançlı bir kıymetimizdi. Kitap bittikten sonra kendisine karşı olan hürmetim daha da bi' arttı.
Kitabın bana tek kelimeyle neyi çağrıştırdığını söyleyecek olursam eğer buna "değerler" derim. İnsanın olabileceği en iyi insan olma çabasında bulunmasının temel değer gayesi olduğu sık sık vurgulanıyor. Kitap boyu bu meselenin üzerinde durulmasını okumak nasıl iyi geldi, anlatamam. Özellikle her şeye yetişmek mecburiyetinde hissettirildiğimiz, böyle olmadığı takdirde küçümsenip hiçleştiğimiz günümüz dünyasında var oluşu basit ve anlamlı bir amaca taşıyor. Şu veya bu konumda, şöyle kabiliyetlerde olmak zorundasın demiyor. İyi insan olma gayretinde ol, gerisi muhakkak gelir anlayışının daha sağlam bir temele sahip olduğu vurgulanıyor.
Son sayfalarda yazarın film, kitap ve müzik tavsiyelerinin yer alması pek güzel olmuş. Müzik kısmında Anadolu'nun türkülerinden öneriler olunca hocamıza olan sevgi ve samimiyetim arttı. Bizden biri olmaktan çekinmeyen ve böylelikle de kendi milletine faydasını arttıracağını inandığını bazı sayfalarda da dile getirmişti.
Hocamızın kitap boyu özellikle bir cümlesi boğazımda yumru oluşturdu. Bu yumrunun sebebi Doğan Hoca'nın artık nefes alıp vermeye kudreti olmayan bir insan olduğunu hatırlayıp böyle bir gerçekle tekrardan yüzleşmemdendi. Niyetlerinden birinin bir konferansının ardından sahneden inmeyip müzik aletini Silifke'nin bir türküsü eşliğinde çalmak olduğunu yazmıştı. Basit bir niyet gibi gelse de bunu gerçekleştiremeden hayattan göçtü ve artık bu niyeti sonuca da vardıramaz. Sadece bu cümle hayatın geçiciliğini ve bizim özümüzden, vicdanımızdan uzaklaşıp hayatı ziyan etmeye hakkımız olmadığını sertçe yüzüme çarptı. Hayat biz istesek de istemesek de tükeniyor. Bu tükeniş hayra mı batıla mı hizmet ediyor diyerekten kişinin kendi gönlünü her daim sorguya çekmesi gerekir. Yoksa geriye dönûp baktığımızda hiçliğin, anlamsızlığın içinde yer edinmeye çalışırız.