●Önsözde Ferit Edgü'nün sözleri ile 'Kalanlar' kitabı: Bu kitapta Tezer’den kalanlar var. Ardında bıraktıkları. Yaşadığı anların notları. Hiçbiri yayımlanmamış. Ama yayımlanmak üzere yazılmış. Evet, anları severdi Tezer. Onları yazdı. Acıyla, yalnızlıkla, ama aynı zamanda coşkuyla, aşkla dolu anlarını. Anlarının anılarını.…devamı●Önsözde Ferit Edgü'nün sözleri ile 'Kalanlar' kitabı:
Bu kitapta Tezer’den kalanlar var.
Ardında bıraktıkları. Yaşadığı anların notları.
Hiçbiri yayımlanmamış.
Ama yayımlanmak üzere yazılmış.
Evet, anları severdi Tezer.
Onları yazdı. Acıyla, yalnızlıkla,
ama aynı zamanda coşkuyla, aşkla dolu anlarını.
Anlarının anılarını.
Başkaldırma anlarının.
☆Bu kitap yazarın ölmeden önce birçok konuda yazdıklarının toplamı. Ölümünden sonra yayınlanmış.
Kitaptan bazı sevdiğim kısımlar:
"Beni öldürdüm. Her insanı öldürmek kanısı ile öldürdüm. BEN BEN MİYİM? BEN HERKES MİYİM? BEN HER ŞEY MİYİM? Yatıyorum."(16.s)
"Cem’in de öldüğünü öğreniyorum. Aynen Hayalet Oğuz gibi öldüğünü. Ciğerlerimizi boğan, Asmalımescit’i,
Beyoğlu yaşamını bu denli erken gömen yalnız sigara mı? Hiç
de değil. Solunan soluklarla soluyamayan kuşağımız."(29.)
"İktidardaki egemen sınıf ve benim toplumumdaki düzen her gün sayısız kez benim ve benim gibileri vazgeçmeye ve bizi kendisi gibi olmaya zorladı. Ben bir kezinde aklımı yitirdim ama kendimi yeniden kendi elime geçirdiğimde daha da zor yenilebilir durumdaydım."(31.s)
"Gençlik ve olgunluk çağlarında yaşamlarını palavra üzerine
kuran bu insanlar şimdi yaşlılıklarında kendi başlarının çaresine baksın, diledikleri köşelerinde kendi başlarına ölsünler. Çocukluğumuz üzerine kâbus gibi çöreklenenler, bilinçli yıllarımızı
elimizden alamayacaklar, kendi çaresizlikleri sıkıntıları –bize kendi mutluluklarımızı çok görerek– tepemize atamayacaklar.
Ben kimseye acımıyorum."(31.s)
"Artık giderek dünya insanları bana birer fabrika ürünü gibi görünüyor."(32.s/Tam da şu anki dönem!)
"Öyle anılar var ki gerçek mi yoksa düşünülmüş mü olduklarını bilemiyorum."(34.s)
"Mayakovski’nin aşk özlemi, aşkın kendisine âşık olmak, tutulmak olduğunu tüm mektupları kanıtlıyor. Özellikle son mektubu. Tutulmak, bağlanmak istediği kadar bağlıdır. Aslında gerçek bir tutku."(34.s)
"Yalnız değilsin. Mozart seninle. Pavese seninle.(35.s/Ve daha niceleri)
"Sorunlar, acılar, göçler, dünyanın sonu gelmez akışı idi."(36.s)
"Bana herkesi özletti."(38.s)
"Dünyanın çeşitliliği ve yaşamın uzunluğu ne kadar şaşırtıcı. O zamanlar gençtim. Kafama elektrik verdiklerinde. Kafama. Elektriği beyin hücrelerime daha iyi gönderebilmek için tuz kullanıyorlardı. Dayan buna, diye düşündüm. Senin düşüncelerini
değiştirip kendilerininkine nasıl olsa uyduramayacaklar. Seni görmek istedikleri gibi olmayacaksın hiçbir zaman. Tanımadığın sürece her acı dayanılabilir."(46.s)
"Dün Tender is the Night’ı bitirdim. Kitabı okumam iki gün sürdü.
Birinci gece bırakmak istedim. Kitap çok güzel, çok duygulu, çok yumuşak, çok zarif, çok acıklı, çok büyük. Kaldırıp, ilerde, İstanbul’daki can sıkıcı gecelerde okumak istedim. Ama gene
okuyabilirim. Pavese’yi de yıllar sonra bu kadar büyük ve gittikçe büyüyen ilgiyle okuyup çektiği acıları duyduğuma göre. Benim de tek avuncum acı çekmek değil miydi?
Kitabın sonunda,
'Ne kadar can sıkıcısınız hepiniz' diyor.
Sanki 385. sayfa hepinizin ne kadar can sıkıcı olduğunu söylemek için yazılmış."(49.s)
"Bir şeyin değişeceği beni ürkütüyor, bir şeyin değişmeyeceği de."(59.s)
"Yaşadığım anların, onları yaşarken anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarken anılaştırırdım. Sonra bunu en güzel biçimde Savinio’da okudum: 'Yaşanan an da anı olacak.' "(59.s)
3 Ağustos Pazartesi-2026