🎬SİNYAL Filistin özelinde hafızamızı tazelememiz gereken şu günlerde, bir kısa belgesel filmden bahsetmek istiyorum. SİNYAL , 2010 yılında insani yardım amacıyla yola çıkan Gazze Özgürlük Filosu'na, İsrail’in uluslararası sularda düzenlediği saldırı etrafında gelişen olayları anlatıyor. Filmde, yardım gemisine yapılan baskını…devamı🎬SİNYAL
Filistin özelinde hafızamızı tazelememiz gereken şu günlerde, bir kısa belgesel filmden bahsetmek istiyorum.
SİNYAL , 2010 yılında insani yardım amacıyla yola çıkan Gazze Özgürlük Filosu'na, İsrail’in uluslararası sularda düzenlediği saldırı etrafında gelişen olayları anlatıyor.
Filmde, yardım gemisine yapılan baskını örtbas etmek amacıyla dünya medyasına görüntü ve ses ulaştıran frekansların siyonist askerlerce nasıl hedef alındığını ve geminin reji odasında bu canlı yayının kesilmemesi adına canları pahasına bir grup insanın nasıl direndiğini izliyoruz.
Bu saldırı sonucunda maalesef 10 Türk vatandaşı katledildi, onlarca kişi yaralandı. Filodaki 6 yardım gemisine de İsrail tarafından el konuldu..
Mavi Marmara hadisesinin yalnızca en çarpıcı kesitlerinden birinin 19 dk gibi bir sürede anlatılmasıyla bile filonun duygu yükünü derinden hissettim. Öyle oyunculuklar değildi dikkat ettiğim, gerçekte yaşanmış olmasıydı beni sarsan. Yücel Arzen’in bestelediği müziklerle de ayrıca duygulandım. Ve yeniden o tarihe gidip araştırmalar yaptım. Benim için anlamlı bir güncelleme oldu.
Fakat daha fazlası gerekli. Yaşananların tüm olay örgüsüyle sinemaya aktarılmasının, duruma vakıf olmayan, bilgi eksikliği taşıyanlar adına gerektiğini düşünmekteyim. Zira gemideki filonun tüm samimiyetini, özellikle bu fikrin yapı taşı olan sebeplerin, kişilerin kendi hayatları, kararları ve fedakarlıkları üzerinde ilerleyişini; adım adım sürecin işleyişini ücra köşelerde kalmış bir kaç makalede okumaktan öte, beyaz perdede de görmek bizlere Mavi Marmara’nın yükünün de rotasının da içindeki manidar gayeleri daha güçlü hissettirmesi ve bizlerin de aynı farkındalık kıvamına gelmesi için büyük önem arz ediyor.
Peki bu gemide yaşanan trajediden sonra neler izledik? Uluslararası kamuoyunun, BM, AB gibi dünya yönergesinde söz sahibi olan “güçlü” entegrasyonların bu insanlık suçuna verdikleri cılız tepkilerle sınıfta kaldığını, İsrail’in kan parası ile bu yaşananlara sünger çekme çabasına karşın şehit ailelerin verdiği mücadelenin sessizce bastırılmaya çalışılmasını, bizzat ülkemiz siyasilerince yüz üstü bırakılmasını izledik. Bu kısmi tablo, 16 yıl önce yaşananları tam anlamıyla yeniden hatırlatmayı değerli kılıyor.
Bunları uzunca yazmazdım ama bu tür uluslararası yaşanan gerginliklerde ülke liderleri, hükümet, politikacılar ve ileri gelen bürokratlar için neyin önemli olduğunu ve bu süreci kimlerin ne yöne çektiğini görmemiz de şart. Zira tarih tekerrürden ibaret.
2010 yılında Mavi Marmara gemisinde yaşananlar her şeyden önce insani bir meseleydi. Ama kimse olayı bu ciddiyetle incelemedi. Devletler siyasi, yatırımcılar ekonomi dengesinin şaşmasından korktular; uğraşmaya dahi değer bulmadılar. Bu yüzden tüm bu yaşananların ve tutumlarının öncelikle kendi hukuki normlarıyla çakışmalarına bile bakmadılar baksalardı mahkemelerde davalar, İsrail’e ambargo ve yaptırımlar görmemiz gerekecekti. Çıkarlar daha üstün geldi.
Kimse, ölümün afilli denekleri haline getirilen, yıllardır kuşatılmış Gazze’ye, kan söktürülen Filistin’e ve onlara yardım eli uzatmak adına her dinden, dilden ve ırktan oluşan yüzlerce gönüllü yardımseverin hiçbir tehdit oluşturmadığı halde zalimce püskürtülmesine ses çıkarmadı.
Yas tutalım demiyorum ama yaşananları asla unutmayalım. Çünkü unutmak ölüm sarhoşluğu getirir her sağlıklı bünyeye. Bu yüzden bize düşen; kardeşlerimizin çizdiği rotada, açıldıkları sularda onların izinden giden yeni Mavi Marmara’lara, konvoylara madden ve manen destek olmaktır.
Nasıl mı? Dua, parasal destek, boykot, farkındalık oluşturmak vb. bir çok şey sayılabilir fakat en önemlisi Allah için koşturmaya hazır, enerjisi yerinde, aranan kişi olalım. Yetişelim, yetiştirelim. Direnç geliştirelim. Bir fert olarak her gayretimizi değerli görüp hazır ve nazır bulunalım. Zira Rabbimiz buyuruyorki:
“Gevşemeyin, hüzünlenmeyin; eğer inanıyorsanız üstün gelecek olan sizlersiniz.” (Âl-i İmrân, 139)
8 ülkede düzenlenen uluslararası film festivallerinden ödül almış bu kısa filmi izlemek isteyenler YouTube’a “Sinyal Mavi Marmara” yazarak ulaşabilirler.
Dünyamızdaki yıkıcı aykırılıklara, İçimizdeki soluksuz haykırışlar dolusu bir soru:
“Şehadet mi, annem mi?”