Kitap söyleşi formatında yazıldığı için okuması son derece keyifliydi. Hem dünyaca ünlü bilim tarihçimiz Prof. Dr. Fuat Sezgin gibi çok değerli bir şahsiyeti daha yakından tanıdım hem de onun İslam Bilim Tarihine dair değerli araştırmalarına kapı araladım. “Eğer geçmişi adam…devamıKitap söyleşi formatında yazıldığı için okuması son derece keyifliydi. Hem dünyaca ünlü bilim tarihçimiz Prof. Dr. Fuat Sezgin gibi çok değerli bir şahsiyeti daha yakından tanıdım hem de onun İslam Bilim Tarihine dair değerli araştırmalarına kapı araladım.
“Eğer geçmişi adam gibi öğrenirsek belki bir miktar aşağılık kompleksinden ve boş böbürlenmelerden kurtuluruz.” diyen Sezgin Hocanın gayesi; yalnızca bilime katkı sunmak değil, İslam alemine yitirdiği özgüvenini hatırlatmak ve bu medeniyetin zenginliğini henüz farkında olmayan dünyaya tanıtmaktı. Ve biz haberdar olmasak da hocamız büyük ölçekte başarılı da olmuş. Bilimsel belgeler ve somut modellerle Doğu medeniyetinin bilim tarihindeki kurucu rolünü tüm dünyaya ispatlamış.
Ona göre bilimler, insanlığın ortak malıdır. Yani bilimin tek bir medeniyete ait olmadığını, insanlığın ortak mirası olduğunu; İslam bilginlerinin Antik Yunan, Hint ve Mezopotamya birikimini alıp geliştirerek Batı’ya aktardığını vurgulamıştır.
Bu öğretilerin yanında benim kazanımlarımdan biri de oryantalistlere dair en geniş bilgimi bu kitapla edinmek oldu. Matematiksel coğrafya, mekanik, filoloji gibi alanlardaki tarihi birikim ve süreçleri ilk kez bu derinlikte öğrenme fırsatı buldum.
Bir diğer üzerinde durulmaya değer konu ise hocanın çalışma prensibi.. İnanılmaz bir tempo ve planlı bir hayat nizamına sahipmiş. Kendisi dile getirmekten kaçınsa da araştırmalarına bir vasıta gördüğü için 27 dil öğrenmiş. Yanlış hatırlamıyorsam söyleşide bahsediyordu, Peygamberimizin “İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır(ziyandadır)” sözünü motto edinmiş. Bence bunun meyvesidir tüm başarıları. Ömrünü vakfederek yazdığı 17 ciltlik eserini inşaallah bir gün incelemek de nasip olur.
Mesela kendisinin İstanbul’daki İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi onlarca yıllık çalışma ve şahsi girişimleriyle bizzat hazırladığı, alanında Türkiye'nin ilk müzesidir.
İstanbul’daki o müzeye gitme şansım henüz olmadıysa da kendi şehrime gelen Müslüman Bilim Adamları gezici sergisinde bu icatların benzer prototiplerini görmek, deneyimlemek; Müslüman Bilim Adamları hakkında daha önce duymadığım şeyler öğrenmek nasip oldu. Gerçekten harika bir çalışmaydı.
Özetle, bilimler tarihine giriş kitabı olarak düşünebileceğimiz tarzda hazırlanmış, emek edilmiş bu eser gerçekten kıymetli. Kendisiyle söyleşi yapan Sefer Turan’ın da belirttiği gibi kitap bazı konularda yer yer tekrara düşse de bu tekrarlar sıkıcı değil aksine pekiştirirci bir unsur. Kısa yoldan çok değerli bilgiler öğrendiğimi düşünüyorum. Dev bir bilginin zihin dünyasından ilham almak istiyorsanız bu kitap mutlaka kütüphanenizde olmalı.