listemdeki film/dizileri izliyorum part 43: baştan sona kaygıyla, ama bir o kadar da içtenlikle örülmüş bir diziydi. psikolojimizin incinmesinin, zihnimizin yıpranmasının bir insana ne kadar derin zararlar verebileceğini çok iyi, derin bir şekilde anlatan bir dizi benim için. özellikle erkek…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 43:
baştan sona kaygıyla, ama bir o kadar da içtenlikle örülmüş bir diziydi. psikolojimizin incinmesinin, zihnimizin yıpranmasının bir insana ne kadar derin zararlar verebileceğini çok iyi, derin bir şekilde anlatan bir dizi benim için.
özellikle erkek karakterin yaşadığı o derin duygusal açlık çok çarpıcıydı. hatta dong-man’ın saati sürekli "açlık" diye çalıyordu ama o çalar saat aslında onun mideye değil, ruha dair duygusal açlığını haykırıyordu. kadın ve erkek başrolün içinde bulundukları durumun pek çok noktasında kendimden parçalar buldum. her ikisinin de hem ailevi hem de kendi içlerinde taşıdığı o ağır sorunlar tam olarak kendi sorunlarımdan birer parça gibiydi.
ruh halime benzeyen ya da ona yaklaşan hikayeleri izlemek bana her zaman çok güvenli hissettiriyor. bu dizi de bana tam olarak o "anlaşılmışlık" hissini verdi. dong man'ın öğrencileriyle kurduğu o samimi bağ çok özeldi. başrol karakterlerin birbirlerini mutlu etmek için etrafa küçük bozuk paralar bırakmaları ve bunu sırf karşı taraf bulsun diye görecekleri yerlere saklamaları da çok özeldi. dizide beni mutlu eden ve içime bir çok detay vardı.
bir de dong-man’ın kedisi… gerçekten çok tatlıydı ve dizide en sevdiğim karakter oydu! dong man'ın kazağında, laptopuna yapıştırdığı stickerda bile kedisini taşıyor oluşu karakteri daha da sevmeme sebep oldu. her ne kadar ilk başlarda çok can sıkıcı olsa da, sonradan karakter gelişimini bir tık daha güzelleştirdi.
süslü püslü senaryolardan uzaktı. kurgudan ziyade tamamen içtenliğe dayanıyordu. depresyonu, kaygıyı ve insanın kendi içindeki o sıkışmışlığı izleyiciye hissettirme konusunda son derece başarılı ve klişelerden uzak bir yapımdı. hikayede sanki birkaç bir şey eksik kalmış gibi hissettirse de her şeye rağmen muazzam ve etkileyici bir diziydi benim için. sadece başrol kız ve erkeğin hayatını değil dizideki çoğu karakterin hayatını, duygularını ele alan bir diziydi. sadece başrollerin paylaştığı duygular yoktu. ve sürekli dip dibe değillerdi. bu da gerçekçilik katıyordu. çoğu dizide olduğu gibi değillerdi. başrol kız ve erkeğin arasındaki çekim, duygu o kadar farklı ve içtendi ki. onların beraber olduğu sahnelerde hep içim sımsıcak oldu. kalbin yumuşuyordu sanki. ilişkileri, samimiyetleri çok içtendi.
sanki her bir karakter bambaşka duygular yayıyordu. tüm oyuncular çok iyiydi. duyguları gerçekten içtenlikle hissettirdiler. diziyi izlerken bazı yerlerinde güldüm, çoğu yerinde üzüldüm, çoğu yeri kalbime dokundu. "iyi ki izlemişim" derditen bir dizi oldu benim için. dong man ve abisinin bağlarının daha da güçlü olmasını isterdim. daha çok samimiyet ve daha çok güçlü bir bağ. ama belki de yapay durabilir gözüyle de bakmış olabilirler. karakterlerin hepsinin içsel bir sorunları, iç karanlıkları, iç yalnızlıkları vardı. kimi suskunlukla, kimi çok konuşarak, kimi siniriyle yansıtıyordu. kimse "bir sorun var" diyemiyordu. çoğumuz böyleyiz, bende öyleyim. bu sahneler beni içine çok çekti. bana benzeyen sahneler görünce garip hissediyorum ama bir o kadar da anlaşılmış hissediyorum. sanki gerçekten yalnız değilim ve ben gibi çok insan varmış gibi hissediyorum.
her detayıyla içime dokunan, derin bağlar içeren, psikolojik sorunların hafif olmadığını buram buram hissettiren bir diziydi.
finali daha iyi, daha içten olabilirdi. ya da bir kaç bölüm daha olsaydı keşke. bir şeyler biraz eksik ve kopuk gibiydi. ama yine de benim için 10/10'luk bir dizi. çünkü kendimi buldum. kendimi bulduğum şeyler içimi biraz da olsa rahatlatıyor. diziyi izlerken bu rahatlık hissi bir miktarda olsa beni mutlu ett.
10/10
"-bir insan etten ve kemikten var olmaz. ömür boyu birikmeye devam eden tek bir duygudan var olur.
+peki ya ben, sence ne yığınıyım? aklına ilk geleni söyle. değiştirme.
-kaygı.
+bildin. kaygılı biriyim. ama kaygı da insan doğasının bir parçası değil mi? ayrı bireyler olarak varız, nasıl kaygı hissetmeyelim ki? benim en sevdiğim kelime "sükunet". sakinlik, huzur. onu daha önce hiç hissetmedim. ama ne olduğu hakkında bir fikrim var. çok güvenli, sıcacık bir his. kışın battaniyenin altında çizgi roman okurken mandalina yemek gibi. ama çok daha iyisini düşün. acayip konuşkanım, bak. neden sence? ne zaman bir kaygı dalgasının üzerime hücum ettiğini hissetsem ona karşı koymak için bağırır, durmadan konuşurum. sessizlikten korkuyorum. sessizliğin içinden birden gerçek ortaya çıkar diye korkuyorum."
"eskiden hoşlandığım birine beddua etmek gerçekten acı veriyor. kalbime asit dökülüyormuş gibi bir his."
"hayatımda bir dilek hakkım olsaydı yaşlanarak ölmeyi isterdim. umarım kediler, ağaçlar bütün canlılar yaşlanarak ölür. hastalıktan değil, acıdan değil. umarım ağaçtan düşen yapraklar gibi her şey yaşı gelince ölür."
"-hayattaki amacın ne?
+hafifçe yaşamak. imkanım olan her şeyi bırakmak. hiçbir şeyle derin bağ kurmamak ve hafifçe yaşamak."
"-seninle konuşurken nefes alabiliyorum. senin söylediğin her şeyi ben de söylerdim gibi geliyor. ve her zaman beni anlıyor gibi görünüyorsun. insanlarla konuşurken ben hep gerilirim. ne anladıklarını merak ederim. ama seninle konuşurken kalbim sonuna kadar açılıyor ve hiç tereddüt etmeden her şey akıyor.
+ben de aynı hissediyorum. her şeyine katılıyorum. sence biz tek kişi olacakmışız da iki ayrı kişi olarak mı dünyaya yollanmışız? erkek olsaydın bile senden hoşlanırdım. hatta ağaç olsaydın bile. rüzgar olsaydın sana deli olurdum. sen öyle dar çerçeveye ve kısıtlı bir alana hapsedilmeyecek kadar değerlisin."
"sözlerinle öldürebileceğin biri değilim ben."
~
"bana komik bir hikaye anlat."
"kimse hayatınıza tesadüfen girmez."
~
spoiler:
jang mi ran ve eun a'nın arasındaki ilişkinin klişe ve kıskançlıkla dolu olmamasına o kadar mutlu oldum ki. tamamen klişelerden uzak bir diziydi.
jin man'ın kızına kavuşamamasına çok üzüldüm ya, offf.
finalde eun a ve dong man sarılsaydı bari ya. ve abisini de görseydik keşke son sahnede.. neyse artık..