Spoiler içeriyor
"Şu anda olduğun kişi, dönüşeceğin kişinin bir parçasıdır.." " Her çekirdek görkemli bir ağacın tohumudur.." " Ne kadar küçük olursa olsun her adım iz bırakır.." "Endişelenerek çorbayı daha hızlı kaynatamazsın.." " Doğru olanı yapmak için asla geç değildir.." " Sanırım…devamı"Şu anda olduğun kişi, dönüşeceğin kişinin bir parçasıdır.."
" Her çekirdek görkemli bir ağacın tohumudur.."
" Ne kadar küçük olursa olsun her adım iz bırakır.."
"Endişelenerek çorbayı daha hızlı kaynatamazsın.."
" Doğru olanı yapmak için asla geç değildir.."
" Sanırım bildiğin hayata tutunmak, bilmediğin bir hayata geçmekten daha kolay.."
" Yapana kadar ne yapabileceğini asla bilemezsin.."
*Kung Fu Panda serisinin dördüncü ve şimdilik son filmi olan Kung Fu Panda 4’ü de izlemiş bulunuyorum. Serinin devamında yeni bir film çekilir mi bilmiyorum ama şimdilik yani nihayet Po’nun hikâyesindeki bu noktaya kadar gelmiş oldum sjsjsjs
İlk başta eski kötü karakterlerin geri döndüğünü düşünmüştüm. Tai Lung, Kai ve Lord Shen gibi karakterleri yeniden göreceğimizi sanıyordum. Fakat sonradan asıl olayın Bukalemun olduğunu öğrendim. Yani namı değer kamuflaj imparatoriçesi hahahah Bukalemun onların şekline bürünüp kung fu yeteneklerini ve güçlerini ele geçiriyor. Böylece geçmiş filmlerle güzel bir bağlantı kurulmuş ama korkunç bir bağlantı bu kadarını tahmin etmemiştim..
Bukalemun benim için serideki en ürpertici kötü karakter oldu. Tai Lung ve Kai’den bile daha korkunç geldi. Özellikle pörtlek gözleri, değişen göz rengi ve o uzun dili gerçekten rahatsız ediciydi. Üstelik herkesin şekline girebildiği için film boyunca kime güvenileceğinin bilinmemesi de gerilimi arttırdı.
Filmin en duygusal kısmı ise Po’nun geçmişte savaştığı bütün kötü karakterlerle yeniden karşılaşmasıydı. Bukalemun’un onlardan aldığı güçleri geri vermesi ve onların da Po’yu tanıyıp ona minnet duyması beni gerçekten etkiledi. Özellikle Tai Lung’un sonunda Po’yu ve Oogway’in onu seçmesini kabul etmesi çok güzeldi. İlk filmde Po’nun karşısındaki en büyük düşmanlardan biri olan Tai Lung’u yıllar sonra Po’ya hak verirken görmek seriye güzel bir kapanış hissi verdi..:))
Ruhlar diyarı fikrini de sevdim. Kötü karakterlerin bile orada yeniden bir araya gelebilmesi ve birbirlerini görebilmeleri bana ilginç geldi. Onların dünyasında bile herkesin Eninde sonunda gideceği yer Ruhlar duyarının olması beni biraz duygulandırdı ayrıca ürpertti. Po’nun geçmişte karşılaştığı karakterlerin sonunda onun değerini anlaması, Ejderha Savaşçısı olmasının sadece dövüşmekten ibaret olmadığını da gösteriyor..
Zhen’in hikâyesini de sevdim. Başta Po’yu kullanıp onu tuzağa düşürmeye çalışırken zamanla gerçek bir dostluğa dönüşen ilişkileri güzeldi. Po’nun sonunda yeni Ejderha Savaşçısı olarak Zhen’i seçmesi de hoşuma gitti. Po’nun babalarının da onu bu süreçte yalnız bırakmaması ayrıca güzel ve sevimliydi.. filmdeki diyaloglardan bir kez daha anladım ki kesinlikle biz dublaj ülkesiyiz hagshaaa
Bu seri film diğer üç filmden oldukça farklı hissettirdi. Muhteşem Beşli’nin büyük bölümünde olmaması, özellikle Tigress’i görememek, serinin eski havasının eksilmesine neden oldu. Sonunda onları yeniden görmek güzeldi ama Po’nun onlarla birlikte maceraya atıldığı ilk üç filmin yerini tutmadı..
Özellikle geçmişteki düşmanların Po’yu kabul etmesi ve onun verdiği güçleri onlara geri kazandırması filmi benim için daha anlamlı hâle getirdi. Yine de benim için Kung Fu Panda’nın asıl büyüsü ilk üç filmdeki Po, Usta Shifu ve Muhteşem Beşli’nin birlikte olduğu dünyada kalıyor.. Fakat bu seride bayağı heyecanlıydı ve ayrıca korkunçtu Umarım rüyamda o pörtlek, açık mavi gözlü, uzun dilli yerden bitme bukalemunu da görmem Allah'ım.. Amin hahahah