Spoiler içeriyor
Filmin başında karakterlerden biri Leyla'ya "Abla, hani geçen gün bir şey olmuştu ya; ben onu anladım sanıyordum. Hiç anlamamışım meğer. Az önce içeride Ahmet Ağabey'i görünce anladım. Ben başka bir şey sanmıştım. Hay Allah! Şu işe bak abla, demek öyleymiş.…devamıFilmin başında karakterlerden biri Leyla'ya
"Abla, hani geçen gün bir şey olmuştu ya; ben onu anladım sanıyordum. Hiç anlamamışım meğer. Az önce içeride Ahmet Ağabey'i görünce anladım. Ben başka bir şey sanmıştım. Hay Allah! Şu işe bak abla, demek öyleymiş. Şimdi anladım ancak."
der. İzleyici olan bizler ise bu söyleme anlam veremeyiz, çünkü daha hiçbir karakteri görmemiş ve olayların içerisine girmemişizdir. Bunun farkında olan ayrıca filmin yönetmeni olan Engin Ayça, 𝙨̧𝙪 𝙨𝙞𝙣𝙚𝙢𝙖 𝙙𝙚𝙙𝙞𝙠𝙡𝙚𝙧𝙞 adlı kitabında, seyirci için adeta bir 'anahtar' koyduklarını dile getirir. Zira bu anahtarla filmin kapısını önceden aralayacak ve karşısına nasıl bir filmin, nasıl bir seyir zevkinin çıkacağını öğrenecektir.**
Film ana karakter olan Cemal Bey'in ölümüyle başlar. Tesadüftür ki filmde de şöyle bir cümle geçer: 'Her ölüm bir son değildir bazıları başlangıca işaret eder.'
Gerçekten de öyle olacak ki, Cemal Bey'in ölümünden sonra Leyla Hanım'da bir şeyler-bazı duygular, anlamsız gelen düşünceler- tezahür etmeye başlar.
O güne dek, sahne aldığı yerdeki şarkılarına yardımcı olan ud'cu Cemal Bey, Leyla Hanım'ın zihninde bambaşka bir yere evrilir.
Leyla Hanım, Cemal Bey'in evine, cenaze evine, gitmeye karar verir. Gider ve orada Cemal Bey'in odasını inceler. Daha önce hiç görmediği bir Cemal Bey yatmaktadır orada. Ebru sanatıyla, eski musikiyle ilgilenen biri vardır orada, ve Leyla Hanım bu kişiyi hiç tanımıyordur.
Nilgün Marmara olsa eminim ki bu durum için 'yabancıların en yakınıydın sen, ona' derdi..
Usulca masaya doğru ilerler Leyla Hanım, masada envai çeşit onlarca saat vardır. Hepsi de farklı bir saatte durmuştur. Akan zamanın içerisinde olmadığını, kendini o zamanın içine ait hissetmediğini gösterir bu saat. Lâkin şöyle bir şey vardır ki, tekrar edeceğim üzere bütün saatler durmuştur :)
İlerleyen sahnelerde Cemal Bey'in kardeşi, Leyla Hanım'a merhumun saat koleksiyonundan bir saat verir. Bu saat işliyordur ve zaman olağanca acımasızlıkla akıyordur.
Bir flashback sahnesi karşılıyor bizi. Cemal Bey, Leyla Hanım'a bir gün o çok sevdiği Yıldız Parkı'ndaki bankta birlikte oturma teklifini laf arasına sunar. Lâkin bu, unutulur. Ta ki merhum, merhum olana kadar..
Leyla hanım sonrasında Yıldız Park'ına tek başına gider. Ancak yönetmen Engin Ayça, en azından verilen söz tutulmuş olsun düşüncesiyle bir Cemal Bey gönderir, Leyla Hanım'ın yanına. Tabi bu Cemal Bey gerçek değildir.
Otururlar yan yana, hiç konuşmazlar, birbirine bakmazlar. Sadece akıp giden zamanın eşliğinde manzarayı izlerler. Bir süre geçer ve Cemal Bey ayaklanır. Leyla Hanım'a bakar ve saatini gösterir 'benim zamanım doldu, sen oturmaya devam et' dercesine..
Leyla Hanım orada oturmaya devam eder, Cemal Bey ise gitmiştir artık..
Ölüm ne kadar da küçük, zihnimizde büyüttüğümüz şeyler karşısında düşüncesini anlattı bu film bana. Caddeden karşı karşıya geçerken ani bir duraksamayla, denizde dalgalar arasında boğuşurken çabalamaktan vazgeçme ile bizim için gelecek olan ölümü ne kadar da uzak sanmışız. Bir o kadar yakınmış hâlbuki.
------
Filmi sevdim, çok sevdim. Üzerine düşündükçe, daha da çok seviyorum. Biraz daha düşünsem daha da severim. Ve biraz daha düşünsem biraz daha..
Aylar öncesinde, çevremdekilerin aklıma gelen ilk filmi izliyorum isimli bir challenge'a başlamıştım. Bu filmi benim için çook kıymetli olan Simsima'm önerdi, ondan kötü bir film zaten beklemiyordum. Bu filmi önermesi de pek güzel oldu.
Dün gece filmi izlerken anlamış olduğumu düşünüyordum, bu fikirle ne kadar yanıldığımı sabah Sima ile konuşurken fark ettim.
Zira filmin başından beri Cemal Bey'in kardeşi sandığımız hanımefendi, Cemal Bey'in eşiymiş ve bu birçok sahnede o kadar bariz gösterilmiş ki anlamadığım için kendime hayıflanıp duruyorum. Daha öncesinde fark etseydim, bu kadar romantize eder miydim hiç bu filmi..
bilinmez tabi..
Filmi puanlama işine karışmak haddime değil. Dolayısıyla bu kısmı es geçiyorum.
Çevremdekilerim aklıma gelen ilk filmi izliyorum pt.8
**:alıntı